Archive for Mart 2008

Ilhan Ağabey’in “Kökü dışarıda ideolojileri” « Bir Münzevî’nin Notlarından…

Read Full Post »

CIVIL RIGHTS ADVOCATES URGE DEPT. OF JUSTICE TO HONOR AL-ARIAN PLEA
AGREEMENT

(Washington, DC – 3/26/08) — In a meeting today with Department of Justice officials, civil rights advocates and community-based organizations called on federal prosecutors to honor their plea agreement with a former Univ. of Florida professor acquitted on terrorism-related charges in 2005. Dr. Sami Al-Arian agreed to a 2006 plea agreement with federal prosecutors on the condition that he not be required to testify against others and that he be released for deportation after the end of his current sentence.

SEE: Contact Department of Justice to Honor Plea Agreement for Dr. Sami
Al-Arian
(http://e2ma.net/go/1000695473/894544/32712693/goto:http://www.mpac.org/article.php?id=628)
(devamını oku…)

Read Full Post »

Tabiat kanunudur. Her etki bir tepki üretir, bilinçli ya da bilinçsiz. Fiziksel hayatta da tefekkür hayatında da bu böyledir, “kunfe yekun” (Ol dedi oldu) dan beri. Akilli stratejist etkiyi üretmeden onun üreteceği tepkiyi, hatta ondan sonra üretilecek etki tepki silsilesini hesaplar. Esasen feraset dediğimiz meleke de bundan ibarettir.

Fazla derine dalmadan girizgâhımın nedenine geleyim.

Daha önce de bu blogdaki yazılarda sıkça yaptığım bir strateji değerlendirmesine güzel bir örnek daha sundu, etkiyi üreten laikçi medya ve tepkiyi üreten İslami medya. Her ikisi de beklediğim gibi hareket ettiler.

Dün Aydın Doğan’ın medya imparatorluğunun küçük elemanı, İsmet Berkan’ın utanıp sıkılmadan “orijinal demokrasi” , “birey hakları”, “farklılığa saygı” ifadeleri ile TV reklâm spotları yayınladığı “Haberde Radikalizm Demokrasi Gereğidir” sloganını kullanan demokrat kılığına bürünmüş faşist, ispiyoncu, radikalliği köşe yazdırdığı 2-3 faşist olmayan kalemden menkul paçavrası.

Etki “haberinin” başlığı şöyle idi: Bu gidişata dikkat! Türkiye Denizli olmasın! (Ben ‘haber yapmayız veririz’ medya etiği diye buna derim!).
(devamını oku…)

Read Full Post »

elif-safak.jpg25540-ilhan-selcuk.jpg

Birazcık önce kanalları zaplarken entelliğinin kerameti fular, gözlük ve keçi sakal durumundan menkul Emre Kongar ile kendisine ancak 1 yıl tahammül edebilen sabır küpü Mehmet Barlas’ın yerine geçen Cengiz Çandar’in “yorum farkı” na takıldım.

Biraz mazoşistliğim vardır ama fazla sadist sayılmayacağım için Emre’nin incilerinin sadece birkaç tanesini nakledeceğim, aklımda kaldığı kadarı ile.

“Bir yazar (Orhan Pamuk) yargılanıyor diye dünyayı ayağa kaldıran AB, Joost Lagendikmidir Lagediykmidir ne dik ise, şimdi 83 yaşındaki, 30 kitabi olan bir yazar yargılanırken nerde? Elif Şafak, Orhan Pamuk blah, blah, blah…İlhan Bey blah blah blah…” (kelime yanlışı olabilir ama mana çarpıtması zerre kadar yoktur –blahlar mussesemizin ikramıdır).
(devamını oku…)

Read Full Post »

Yakın siyasi tarihimizi takip edenler neden ülkede “komplo teorilerinin” çok olduğunu anlamakta güçlük çekmezler. Daha önce zaman zaman “komplo teorisyeni çoktur çünkü komplolar çoktur” demiş idim (mesela şurada).

Sadece şu 80 darbesinden beri gazetelerde okuduklarımızdan aklımda kalanlar, Veli Küçük’ün kurduğu gayrimeşru örgütlenme JITEM’in hem dindar hem PKK’lı hem kendi mensubunu öldürtmesi, aydınlanmamış Uğur Mumcu, Muammer Aksoy, Ahmet Taner Kışlalı, Çetin Emeç, Bahriye Üçok cinayetleri, 70’lerin başlarında “ben çocuklara mısır patlattırır gibi bomba patlattırıyorum, sen boş duruyorsun” diyen İlhan Ağabey’in çete mensupları, “nüfus 1 milyon eksilse ne olur” , “yüzde doksanla gelseniz ne yazar” diyen paşalar kayıtlardadır. Internet sayesinde artik bu bilgilere ulaşmak için karanlık kütüphanelerde, arşivlerde dirsek çürütmeye gerek yok.
(devamını oku…)

Read Full Post »

Daha önce de söyledim Kürşat Bumin’i severim aslında. Bildiği doğruları yazar. O doğruların mevcut ortamın gerçekleri, olanların önem veya vahamet öncelikleri gibi şartlardan etkilenmesine müsade etmemesi ve mantık örgüsüdür fakir için problemli olan. Öyle görünüyor ki bu sadece fakirin değil kendi gazetesi dâhil, medyada birçoklarından da direkt veya gruplama yolu ile eleştiriler üreten bir tutum.

Tartışma konusu ne olursa olsun, nifakların, tefrikanın kökeninde nefsin oynadığı rol insanlık tarihi boyunca en az zikredilmiş en önemli motiflerdendir. İslam’da mezhep ayrılıklarından tutun günümüzdeki ilkesel ayrılıklar gibi gözüken ateşli husumetlerin kökenine inerseniz nefsin oynadığı büyük rolü keşfedersiniz. Ama her zaman bu bir ahlaki, ilkesel duruş, hakikat arayışı kisvesi ile kamufle edilmiştir. (devamını oku…)

Read Full Post »

Kürşat Bumin bağımsız düşüncesi ile takdir ettiğim bir entellektüeldir. Yazılarında zaman zaman “İslami kesimi“, hatta direkt olarak kendi gazetesini sigaya çekmişliği de vardır, her ne kadar bunun kredisinin kendisinden çok ona bu demokratik platformu sunan gazetesine gitmesi gerektiğini düşünsem de. Kendisi ile problemim ahlaki omurga eksikliği değil çoğunlukla muhakeme çarpıklığıdır. Diğer köşe yazarlarına olduğu gibi ona da, yazılarına olumlu olumsuz eleştiriler getiren birkaç e-posta gönderdim geçmişte. Önceleri cevap yazardı kısaca da olsa. Bir defasında eleştiri dozum biraz ağır kaçmış olacak ki “artik sizinle yazışmayacagim“ dedi ve sözünde de durdu.

Kendisine eleştirilerim bir ahlaki sorgulamadan çok bir rasyonel sorgulaması idi çoğunlukla. Bunlardan en önemlisi kendisinde gördüğüm “odada fil var iken pervazlardaki tozlarla meşgul olma“ problemi. Benzeri bir gözlemimi ben kendisine gavurların “anal retentive“ terimi ile ifade ettim (bizim lisanımızda tam karşılığı varsa bilmiyorum “lafı kıçından anlama“ ile detaylara odaklanma arasında bir vakıa).
(devamını oku…)

Read Full Post »

Mevlid Kandili « Bir Münzevî’nin Notlarından…

Read Full Post »

Yüce Mahkeme’nin Yüce Yargıçlarına,

Saygıdeğer Yargıtay’ın onurlu başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nin anayasal hukuk devleti gereği olan yargı görevinin sınırları ve manasının bilinci içerisinde bir o kadar saygıdeğer Anayasa Mahkemesi’ne sunduğu 162 sayfalık Akepe’yi kapatma iddianamesinde Sayın Başsavcı’nın belki gözünden kaçmış belki de objektif hukuk konusunda gösterdiği olağanüstü özenden dolayı iddianamesi dâhil etmemiş olacağını düşündüğüm yeni delileri sunmayı vatandaşlık görevim addediyorum (dikkat buyurdu iseniz, Sn. Başsavcıyı eleştirenlere, tiye alanlara Sayın Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker’in “saygin kuruluşumuzu eleştirirken sınırlar aşılmasın” direktifi doğrultusuna layık oldukları saygıda kusur etmedim).

Bilindiği üzere daha önce de aynı vatanseverlik bilinci içersinde Sayın Baykal’a “Akepe aleyhine 10 tane kapı gibi belge” sunmuş idim. Sunduğum belgelerden birçoğunun Sayın Başsavcı’nın iddianamesine girmesinden aldığım cesaret ve gurur ile görevimi yapmaya devam ediyorum.

Bu usul dairesinde bu Akepe’nin geçmişini de mercek altına aldım ve geçmişte Tayip Erdoğan ve sahip oldukları zihniyetin işlediği suçlardan ilk 10 tanesini aşağıda sunuyorum. Diğerlerini Yüce Yargı’ya bilahare sunulacaktır.

1. Laik Türkleri Allah’a ısmarlamak?
(devamını oku…)

Read Full Post »

Darbeci generallerin konuşmalarını, Eregenokon’cularin vatan için giriştikleri organize işler hakkında bilgileri, Teziç’in Mason biraderlere yaptığı CB’nina suikast planı da içeren konuşmasını, sauna vatanseverleri gibi faaliyetlerin mahremiyetini ihlal edip medyaya, polise sızdıran hainlerin mevcudiyetinden dolayı olacak Apturaman’in iddianamesinin medyaya sızdırılması da CHP’yi şok etmiş.

CHP iddianameden, içeriğinden demokrasi, meşruiyet, hak hukuk kaygısı yokmuş ama olayın kabul edilemez tarafı CB’ ni, Hükümeti, ve milleti kapatan bu iddianamenin kamuya “sızdırılması” imiş. Gerçi dün gece yirmidört TV’deki bir programda darbe şakşakçısı Baykal’ın enn yakınlarından Fikret Bila kendisinin “sızdırdığını” hatta aylardır bildiğini de böbürlenerek zikretti ama bu CHP’yi Meclis’te CHP’lik yapmasına engel değil.

Ne de olsa açik oy-gizli tasnif demokrasisini icad eden parti. Neydi o güzel gunler di mi ama Deniz Bey?

Ben CHP’nin endişesini paylaşmıyorum şahsen. Bir kere ortada medyaya sızdırma diye bir şey yok. Zaten iddianame Hürriyet ve Cumhuriyet’in gazete kupürlerinden derleme. İlhan Ağabey “dava aç, yoksa görürsün..” direktifini zaten yayınlamış idi gastesinde; suçlama cümleleri ise Vural Savas’inkinden kes-yapıştır imiş. Geriye bir tek Doğu Perincek’in sunduğu “deliller” kalıyor- ki onu da kendisi zaten gururla ifşa etti.
(devamını oku…)

Read Full Post »

Older Posts »