Archive for 05 Nis 2008

Yazının ilk bölümünde uzlaştırıcılar, uzlaşmacılar ve 367 olmadı kapatma verelim “bir adim geri, bir adim daha” dansçılarından bahsetmiştim. 28 Şubat’ın beşler çetesinin as elemanı Patronlar Kulübü’nün, her ne kadar Marksist İlhan Ağabeygiller ile gönül bağları sağlam olsa da paranın renginden dolayı bu defa aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık durumunda olduğunu da not etmiştim.

Çünkü 28 Şubat’tan bu yana köprülerin altından çok sular akmıştı. Artik “only good Muslim is a dead Muslim“ diyen bir Avrupa da kalmamıştı Amerika da. Vardı gene cesaretlendiriciler Sarko’nun Fransa’sında ve Olmert-Bush Inc.’in Amerikasi’nda, hatta Putin’in Rusya’sinda ve fakat Erbakan döneminden farklı olarak artik Türkiye’de ne olup bittiğini beynelmilel Yahudi dışındaki kaynaklardan da öğrenen bir Bati vardı. Laikçilerin azgınlıkları, “secimi kaybedenlerin mahkeme kararı ile kazanma formülleri” dünya medyasına düşmüştü. Erbakan’a “radikal Müslüman” diyen ağızlar Erdoğan’a “Müslüman Demokrat” diyorlardı artık. O da yetmiyormuş gibi Sosyalist Enternasyonal, AB’ciler CHP’yi “faşist parti” ilan etmişlerdi.
(devamını oku…)

Read Full Post »

Aşağıdaki yazıyı uzlaşma ve “geri adım” kelimeleri ikinci defa tedavüle sürüldüğü zaman yazmıştım; 10 gün kadar önce olsa gerek. Belki düzenli okurlar fark etmişlerdir fakirin klavyesi gavurca. Onu Türkçeleştirmek yazıyı yazmaktan çok daha zahmetli, kullandığım ilkel yöntem ile. (biliyorum pek çok kolay çözümler mevcut ama nerde bende o sabır ve düzen?)
Anlayacağınız, gecikmenin nedeni o yazıyı okunur kılmayı beklemem idi. Araya anemin sağlık durumu girdi sonra. Bu gün yeni ahval ve şeraiti de kapsayan bir değerlendirme yazayım dedim. Sonra “bizde yazılar eskimez” kuralı aklıma ve işime geldi. 28 Şubat 1997’den sonra hatta 1960’ta yazılmış pek çok yazı bu gün yazılmış gibi yutturulabilir, zira cep telefonlarımız ve Mercedes Benz sayılarımız artmış olmakla birlikte demokrasi-vesayet paradigmamız alive and well.

Hence, işte o yazı:

Uzlaşma!?

Hmm, sanki ben bu kelimeyi daha önce de duymuştum. Evet hatırladım. Önce Deniz Hocafendi zikretmişti kelimeyi. “Demokrasi uzlaşma rejimi” idi neticede. O mu idi mucidi 367 Sabih mi, Tezic mi konusunda ihtilaf ortaya çıktı sonradan. Tezic “ne Sabih de kim oluyor canim ben 367 olmazsa partimiz biter dedim demiş “CB’nin kazaya kurban gideceği” ni de söylediği Mason Biraderler olduğu sanılan grup önünde. Biz hepsini de zikredelim de Neron’un hakkini Sezer’e yedirmeyelim. Ve uzlaşma sağlandı AYM makinasyonu ile: 367 olacak dedi AYM. Çünkü evet “demokrasi (bizimkilerle) uzlaşma rejimi” idi.
(devamını oku…)

Read Full Post »