Archive for Şubat 2009

13-yasinda-baba1

13 yaşındaki küçük çocuk baba oldu. Alfie Patten bir üst sınıfta okuyan 15 yaşındaki kız arkadaşını hamile bıraktı. 4 gün önce kız arkadaşının doğum yapmasıyla baba olan 13 yaşındaki bebek yüzlü küçük çocuk, çok iyi bir baba olacağını iddia ediyor. (İnternet-Haber)

Read Full Post »

“Gazze trajedisini” (utangaç Israil muhiblerinin şifre kelimeleri, “insanlık dramı”, “askeri operasyon” da alternatiflerdir) bir kalemde geçip, esas meselenin antisemitizm olduğu üzerine seri yazılar üreten Taraf’lı bacılardan iki tanesinin iplliğini pazara çıkardık önceki bölümlerde. Bu vesile ile sıkça kullandığım “entellektüel fahişe” ifadesinin şahsın cinsiyeti ile alkası olmadığını, menfaat için fikir üreten herkes için geçerli Ingilizce “intellectual prostitute” ifadesinin karşılığı olduğunu not edeyim. Buranın düzenli okur-yorumcularından Muhammed Ali Diktaş’tan öğrendim “fikir fahişesi” ifadesinin çok öncelerde Cemil Meriç tarafından da kullanıldığını.

Dün ise Sezin Öney adında bir üçüncü bacı katılmış “Gazze Bahane antisemitizm şahane” slogancıları kervanına. Aslında epeydir kervandaymış ama ben yeni fark etmişim. Avrupa’da olmanın (PS: Macaristan’da Yahudi Etüdleri okuyormuş) ve lisan bilmenin kendisine verdiği üstünlük edası içerisinde yüksek telden, Batılı’ların siyasetçisinden gazetesine ve halkına konuya ne kadar makul ve medeni yaklaştıkları oysa “bizim millet adam olmaz abi.. “ nin sofistike edebiyatı ile dolu, daha önce binlercesini okuduğumuz teranelerden birini daha döktürmüş bu “wannabe” yerli oryantalist. Sezin Bacı’ya göre (devamını oku…)

Read Full Post »

Ardahan’da köpek katliamıkopek-avi

11/02/2009
Ardahan’da Belediye itlaf ekibi ava gider gibi çıkıp sokak köpeklerini öldürdü

Ümit KILIÇ/ARDAHAN

Ardahan Belediyesi itlaf ekipleri dün gece sokaklarda köpek avına çıktı ve gördükleri köpekleri av tüfekleriyle ateş açarak öldürdü. Cadde ve sokaklardaki yaklaşık 20 köpek leşi sabaha karşı çöp arabalarıyla toplanarak şehir çöplüğüne götürüldü.
Gece yarısına doğru sokaklara çıkan itlaf ekibi, sokak köpeklerini birer birer öldürmeye başladı. Köpeklerin av tüfekleriyle öldürüldüğünü gören çevre sakinleri tepki gösterdi. Buna aldırmayan görevliler işlerini yapmayı sürdürürken, gazetecileri karşılarında görünce, vurdukları köpekleri sokak ortasında bırakıp kaçtı. Ardahan sokaklarındaki yaklaşık 20 köpek leşi sabaha karşı gelen çöp arabasıyla teker teker toplandı, kent merkezine 5 kilometre uzaktaki çöplüğe atıldı. (devamını oku…)

Read Full Post »

“İçim burkularak okudum 22 ocak tarihli Radikal gazetesinin yorum sayfasında Musevi Türk yazar ve psikolog Leyla Navaro’nun yazısını: “Türk Yahudilerinin en önemli niteliklerinden biri ülkelerine vefa ve sadakattir… ancak bugün içimde bir şeyler kırıldı… Kendimi ait addettiğim ülkem beni eşit vatandaşı olarak görmüyor, din hanemde yazılı olan ibareden dolayı zımnen taraf yapıp düşmanlaştırıyor, devlet sorumluları ve kimi medya saldırganlık ve düşmanlığı kışkırtıcı söylemlerden çekinmiyor ve ülkeyi ele geçirmekte olan ırkçılık dalgasına ‘dur’ diyemiyor demiyor.”

diye başlıyor Amberin Zaman’ın “Antisemitizm” başlıklı yazısı.

Üzüldüm doğrusu Leyla Navaro’nun üzülmesine de, Amberin Zaman’ın Leyla Navaro’nun üzülmesinden dolayı “içinin burkulmasına” da. Neyse ki Filistin Aushwitz’inde katledilenlere üzülenlere üzülmeyerek yufka yürekli fakirin ikinci el elemini arttırmamış. Pardon Israil’in “ölçüsüz şiddetine” de (ne kadar olsa tam kararında olurdu Mrs. Pennington?) üzülmüş ama İsrail’li iş admı Sami Ofer’in Galataport ihalesini alamamasına üzüldüğü kadar diil.
(devamını oku…)

Read Full Post »

amberinzaman01aysehur2Buranın leb demeden leblebiyi yutan düzenli takipçileri anladılar başlığın ilk yarısından bu gün Taraf Gazetesi’nden birilerine giydirme niyetimi. Bilmeyen var ise Gazete’nin “Düşünmek taraf olmaktır” sloganına göndermedir.

Kardeşlerimden biri bir tartışmamızda bazı isimlerden bahsettğimde “geri zekalılar kişilerle, vasat zekalılar olaylarla, zekiler ise kavramlarla uğraşır” sözünü hatırlatmış idi. Ne olacak ukala şey! Tartışmamız telefonda olmasa idi “van minit” diyip bi tane patlatırdım da! Zira gene buranın düzenli takipçileri teslim edecektir fakirin kişilerle uğraşmadığını. Kişiler ve olaylardan kavramlara varmaktır her defasında muradım. Bu yolculukta fikir ve malumat piyasasının baronların, monşerlerinin, geçimlerini imalat ve daha çok da distribütörlük ile sağlayanların basma-kalıp ifadeleri ile değil kendi beyin ve kalp gözü ile gördüklerimizin kendi kelimelerimizle tasvir ve tahlilidir yaptığım. Mallarımız organiktir ve kendi imalatımızdır hasılı.

Bu günkü yazı konumda geçen isimler de şahsiyetlere özel ilgimden değil. O işi yapan -eminim ki ilim ve irfanlarının derinliği sayesinde- gazete köşesi, TV stüdyosu kapmış tonla filozof var.

Sadede gelelim henüz sizi kaybetmedi isek.

Taraf Gazetesi’ni yayına başladığından beri, özellikle darbe-karşıtı, özgürlükler, meşruiyetten taraf cesur ve onurlu duruşundan dolayı can-ı gönülden destekledim. Bayiden gazete alma alışkanlığı olmayan fakirin gidip gazete bayilerine “niye Taraf getirmiyorsunuz. Niye az getiriyorsunuz?” demişliği de vardır Ahmet Bey! Artık dar boğazdan çıktığınıza göre komisyon çekimi postaya verseniz? (devamını oku…)

Read Full Post »

Gökhan Özgün

(Taraf- 5 Şubat 2009)

Şişinme laik latife, başın açık ama, gayet iyi biliyorsun ki içinde bir yerlerde fena halde tesettürdesin. Kadınlığın görünüşte hür, derinlerde bilmediğin bir hicap içindesin.

Şişinme laik beyfendi, şişinme. Bir modernizm kıvılcımıyla memleketi içe doğru patlatmışsın. Ateizm sıkmamış, kendine laik Sünni bir devlet dini yaratmışsın. Eyvallah da. Bu yetmemiş, bir askeri gelmiş geçmiş en büyük filozof ilan etmişsin. Onu askerlikten de etmişsin, filozofluktan da. Onun nutuklarından çam sakızı gibi sızan retorikle yüzyıl idare etmişsin.
(devamını oku…)

Read Full Post »

Mevzunun cılkını çıkarmak gibi olmazsa “niye ben böyle yazmadım? Niye olacak herhalde kalemim onunki kadar kuvvetli değil de ondan” dedirten bir yazıyı da paylaşayım dedim. Buyurun:

Davos marka turnusol kâğıdı; hem ekonomik, hem pratik…

Nihal B. Karaca
n.bengisu@zaman.com.tr

Davos racon gördü.

Başbakan Erdoğan iktidara geldi geleli pek çok önemli olaya, icraata imza atmış olabilir. Ama her dem fonda duran ve ne işe yaradığını hemen hiç anlamadığım Kasımpaşalılık vurgusunun ilk kez yerini bulduğunu, cukkk oturduğunu, sahnenin ortasındaki masanın üstünde öylece duran ve hikâyedeki sırası bir türlü gelmeyen o silahın, sonunda ve doğru karede patladığını söyleyebiliriz. Yazılsa bu kadar iyi olurdu; buradan da anlayabiliriz ki, yazılmamıştı. Silahın patladığı sahnede, silah bile kendini unutmuştu. Patladı ve hatırladık. Uluslararası ilişkiler, diplomasi ve siyasetin çok uzun zaman önce insandan koptuğunu. Asıl şok verici olan da bu hatırlamaydı. Milletlerin insandan, insan tekinden, insan topluluklarından, insana özgü duyarlılıklardan kopmuş politikalarla, oyunlarla, körler sağırlar birbirini ağırlar yüzsüzlüğü ile temsil edilmekte olduğu gerçeğinin kabak gibi ortaya çıkması… Kelime oyunu yapmaya hevesli olanlar için, “Ne yani dış politika insaniliği unutmuştu da işler hayvanilik üzerinden mi yürüyordu?” diye buyuran lafü güzaf gurmelerine de hatırlatalım; insaniliğin zıddı hayvanilik değildir; caniliktir. Bu noktada denilebilir ki, Erdoğan, diplomasiye ve siyasete yitirdikleri bir değeri iade etmiştir. Yine denilebilir ki, Türkiye bu çıkışıyla Arap-İsrail savaşına müdahil olmuş değildir, insanlık ve canilik çatışmasında taraf olmuştur. İnsanlık adına konuşmuştur. Bu kadar açıktır mevzu, en başından beri. (devamını oku…)

Read Full Post »

Önce “nobran, Kasımpaşalı, kabadayı, sokak üslubu.. “dediler. Avrupalı Amerikalı’nın da aynı telden çalacağından emindiler. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Sonra Aydın Doğan Kahverengiburunlubeyazkaptan ağzından “Aydın Bey de Başbakan’ın tepkisini olumlu karşıladı” dedirtti. Çevir kazı yanmasın operasyonu “koluna dokunması saygısızlık ama..”, “uzun zamandır tanıdığım Peres aslında mutedil bir liderdir ama sesini yükseltmese idi..” (G Civaoğlu- meal) kıvamında devam etti. Tansiyonun düşmesi beklendi. Ondan sonraki strateji de hazır idi:

Ama şimdi Israil ödetir adama fiyatı.

Ve dün kahverengiburunlubeyazkaptanın gemisinde “demedik mi size” operasyonu başlatıldı. Dedi el-hak. Danıştay cinayetinden sonra “bu Türkiye’nin 11 Eylülüdür” derken çocuklar gibi şen olan beyazkaptan “bunu yanınıza bırakmazlar” da dedi.

Ve deliller sunulmaya başlandı:

İsrail Türkiye’nin silah talebini reddedebilir imiş.
(devamını oku…)

Read Full Post »

Ama bu monşerlere kötü haberim var.

Diğer süper güç veya uyuyan dev uyanıyor. Yukarda bahsettiğim “bu sizin ahlaksız iktidarınızı korumak için icad ettiğiniz tarzınızı alın güneş görmeyen yere koyun” diyenler sizin bildiğiniz hilafına sadece Türkiye veya Islam ülkeleri değil dünya halkları vicdanında da olumlu rezonanslar yapıyor.

Şimdi bu konuda göz attığım Batılı siteleri tarayıp alıntılar yapmak biraz zahmetli olduğu için bu işi yapmış olan Gökhan Özgün’ün naklettiği gözlemlerden alıntı yapmak kifayet etsin:

“Sıradan Norveçlilerin yorumları beni ilgilendiriyordu. Yorumların en az yarısı ‘insanlık’ adına Tayyip Erdoğan’ı destekliyordu. Misal: Teşekkürler, Erdoğan… Dayan Erdoğan, arkandayız… Belki de Norveç’in pasif dış politikasının Erdoğan’dan öğrenecekleri vardır… (devamını oku…)

Read Full Post »

Başbakan Erdoğan’ın Davos’ta yaptığı yerli monşerler ve halkın zannettiği kadar biricik değil. Meseleyi sadece “ bir Türk Başbakanı’nın” teamaülleri umursamadan saf, sarih vicdani isyanı olarak müteala edersek bir ilktir, lakin bu söylemin oturduğu efendilerin statükosunun devamı için koyduğu adab-ı muaşeret kurallarını ihlal kategorisine oturtursanız fazla biricik değildir.

Bağdat’ta Busht’a ayakkabı fırlatan gazetecinin yaptığından çok farklı değildir Başbakan’ın tepkisi. Busht’a “sen ‘ben her gece Tanrı ile konuşurum’ diyorsun. Senin konuştuğun şeytan” diyen ve ve Gazze katliamlarından dolayı ülkesinden Israil Elçisi’ni kovan tek devlet başkanı Hugo Chavez’inkinden de Israil konusunda maçaya maça deme omurgası sergileyen Ahedinejad’ınkinden de fazla farklı değil.

Lisanın “undiplomatik” olduğu muhakkak. Sorun anlatsınlar size monşerler diplomasinin kurallarını, teamüllerini. Bu monşereler beni hiç yanıltmazlar. Ne diyeceklerini lafzına kadar tahmin edebilir oldum artık. “Diplomaside usüller vardır…. Kasımpaşalı….kabadayılıkla diplomasi yürümez…Masayı yumruklayan, kodu mu oturtan Başbakan cağdaş Türkiye’ye yakışmaz..” vs. (hayret! Erman Toroğlu kodu mu oturtan GK Başkanı istediğinde bu monşerlerden pek te itiraz gelmemiş idi, bilakis.. ama o başka). (devamını oku…)

Read Full Post »