Archive for Şubat 2009

Mevzunun cılkını çıkarmak gibi olmazsa “niye ben böyle yazmadım? Niye olacak herhalde kalemim onunki kadar kuvvetli değil de ondan” dedirten bir yazıyı da paylaşayım dedim. Buyurun:

Davos marka turnusol kâğıdı; hem ekonomik, hem pratik…

Nihal B. Karaca
n.bengisu@zaman.com.tr

Davos racon gördü.

Başbakan Erdoğan iktidara geldi geleli pek çok önemli olaya, icraata imza atmış olabilir. Ama her dem fonda duran ve ne işe yaradığını hemen hiç anlamadığım Kasımpaşalılık vurgusunun ilk kez yerini bulduğunu, cukkk oturduğunu, sahnenin ortasındaki masanın üstünde öylece duran ve hikâyedeki sırası bir türlü gelmeyen o silahın, sonunda ve doğru karede patladığını söyleyebiliriz. Yazılsa bu kadar iyi olurdu; buradan da anlayabiliriz ki, yazılmamıştı. Silahın patladığı sahnede, silah bile kendini unutmuştu. Patladı ve hatırladık. Uluslararası ilişkiler, diplomasi ve siyasetin çok uzun zaman önce insandan koptuğunu. Asıl şok verici olan da bu hatırlamaydı. Milletlerin insandan, insan tekinden, insan topluluklarından, insana özgü duyarlılıklardan kopmuş politikalarla, oyunlarla, körler sağırlar birbirini ağırlar yüzsüzlüğü ile temsil edilmekte olduğu gerçeğinin kabak gibi ortaya çıkması… Kelime oyunu yapmaya hevesli olanlar için, “Ne yani dış politika insaniliği unutmuştu da işler hayvanilik üzerinden mi yürüyordu?” diye buyuran lafü güzaf gurmelerine de hatırlatalım; insaniliğin zıddı hayvanilik değildir; caniliktir. Bu noktada denilebilir ki, Erdoğan, diplomasiye ve siyasete yitirdikleri bir değeri iade etmiştir. Yine denilebilir ki, Türkiye bu çıkışıyla Arap-İsrail savaşına müdahil olmuş değildir, insanlık ve canilik çatışmasında taraf olmuştur. İnsanlık adına konuşmuştur. Bu kadar açıktır mevzu, en başından beri. (daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

Önce “nobran, Kasımpaşalı, kabadayı, sokak üslubu.. “dediler. Avrupalı Amerikalı’nın da aynı telden çalacağından emindiler. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Sonra Aydın Doğan Kahverengiburunlubeyazkaptan ağzından “Aydın Bey de Başbakan’ın tepkisini olumlu karşıladı” dedirtti. Çevir kazı yanmasın operasyonu “koluna dokunması saygısızlık ama..”, “uzun zamandır tanıdığım Peres aslında mutedil bir liderdir ama sesini yükseltmese idi..” (G Civaoğlu- meal) kıvamında devam etti. Tansiyonun düşmesi beklendi. Ondan sonraki strateji de hazır idi:

Ama şimdi Israil ödetir adama fiyatı.

Ve dün kahverengiburunlubeyazkaptanın gemisinde “demedik mi size” operasyonu başlatıldı. Dedi el-hak. Danıştay cinayetinden sonra “bu Türkiye’nin 11 Eylülüdür” derken çocuklar gibi şen olan beyazkaptan “bunu yanınıza bırakmazlar” da dedi.

Ve deliller sunulmaya başlandı:

İsrail Türkiye’nin silah talebini reddedebilir imiş.
(daha&helliip;)

Read Full Post »

Ama bu monşerlere kötü haberim var.

Diğer süper güç veya uyuyan dev uyanıyor. Yukarda bahsettiğim “bu sizin ahlaksız iktidarınızı korumak için icad ettiğiniz tarzınızı alın güneş görmeyen yere koyun” diyenler sizin bildiğiniz hilafına sadece Türkiye veya Islam ülkeleri değil dünya halkları vicdanında da olumlu rezonanslar yapıyor.

Şimdi bu konuda göz attığım Batılı siteleri tarayıp alıntılar yapmak biraz zahmetli olduğu için bu işi yapmış olan Gökhan Özgün’ün naklettiği gözlemlerden alıntı yapmak kifayet etsin:

“Sıradan Norveçlilerin yorumları beni ilgilendiriyordu. Yorumların en az yarısı ‘insanlık’ adına Tayyip Erdoğan’ı destekliyordu. Misal: Teşekkürler, Erdoğan… Dayan Erdoğan, arkandayız… Belki de Norveç’in pasif dış politikasının Erdoğan’dan öğrenecekleri vardır… (daha&helliip;)

Read Full Post »

Başbakan Erdoğan’ın Davos’ta yaptığı yerli monşerler ve halkın zannettiği kadar biricik değil. Meseleyi sadece “ bir Türk Başbakanı’nın” teamaülleri umursamadan saf, sarih vicdani isyanı olarak müteala edersek bir ilktir, lakin bu söylemin oturduğu efendilerin statükosunun devamı için koyduğu adab-ı muaşeret kurallarını ihlal kategorisine oturtursanız fazla biricik değildir.

Bağdat’ta Busht’a ayakkabı fırlatan gazetecinin yaptığından çok farklı değildir Başbakan’ın tepkisi. Busht’a “sen ‘ben her gece Tanrı ile konuşurum’ diyorsun. Senin konuştuğun şeytan” diyen ve ve Gazze katliamlarından dolayı ülkesinden Israil Elçisi’ni kovan tek devlet başkanı Hugo Chavez’inkinden de Israil konusunda maçaya maça deme omurgası sergileyen Ahedinejad’ınkinden de fazla farklı değil.

Lisanın “undiplomatik” olduğu muhakkak. Sorun anlatsınlar size monşerler diplomasinin kurallarını, teamüllerini. Bu monşereler beni hiç yanıltmazlar. Ne diyeceklerini lafzına kadar tahmin edebilir oldum artık. “Diplomaside usüller vardır…. Kasımpaşalı….kabadayılıkla diplomasi yürümez…Masayı yumruklayan, kodu mu oturtan Başbakan cağdaş Türkiye’ye yakışmaz..” vs. (hayret! Erman Toroğlu kodu mu oturtan GK Başkanı istediğinde bu monşerlerden pek te itiraz gelmemiş idi, bilakis.. ama o başka). (daha&helliip;)

Read Full Post »

« Newer Posts