Archive for Mayıs 2009

Haftalardır TV’yi zaplar iken ATV’de bir kadın ve yanında kocası olduğu söylenen bir adama rastlıyordum. Konunun ne olduğunu çıkaracak kadar takılmadım. Kadının yalan söylediğne karar vermek için bir kaç dakika kulak ve göz misafiri olmanız yeterli idi. Ne psikolog olmaya ne polygraph (yalan makinesine) gerek var idi. Haya damarının çatlamış olduğu yüzünden anlaşılan tipler var ya? İşte öylesi bir mahluk.

Programı sunan fahişe de bal gibi biliyor idi yapımcı peze…ler de. Direktörden kameramana hepsi de işin içinde idi.. Ama bir Semranım madeni de “bizim medya” keşfetmiş idi. Pornocu Aydın yapınca iyi de “yandaş medya” yapınca mı kötü idi, Çalık Holding kuruluşunun başındaki “dini bütün” kardeşlerimize göre? Buzlar çözülmeden keseyi doldururuz diyor olmalı idiler.

Mottosu “bu işin raconu böyle, çıkarına bakacaksın. Uygun fiyat bulduğunda ananı da satacaksın , babanı da satacaksın” olan, artık darbeci hırsız Dinç Bilgin’in de, Turgay Ciner’in de olmayan, pornocu Aydın’a da kaptırılmayan ATV_Sabah’çılar kiraladıkları fahişe ve yanındaki pez…nkin akıl durduran bir fosseptik yaratığı, hormonsal tatmin için çocuğunu katleden bir oros..u olduğunu bal gibi biliyorlar idi. Hatta bu yaratıkları özellikle onun için kiralamışlardı! Şüpheniz olmasın. (daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

Güzel oldu Erdoğan’ın çıkışı; nerede ise “van minüt” kadar! Güzellik te zaten “van minüt” ile birleşince ortaya çıkıyor. Bir defa daha ahlaki turnusol rolü oynadı. Herkes kontrepiyede kaldı, gene.

Milliyetçilik her zaman dindarlık ile beraber yad edilen hatta bazılarınca biribirinden ayrılamaz addedilen özelliklerimizdendir. İkisini birleştiren daha kapsayıcı kavram muhafazakarlıktır. Ergenekoncu, laikçiler dahi alevi veya Türk-dışı kökenlilere güvenemiyorlar ise mesele sadece bir felsefi değerler savaşı değildir. Ya nedir? Menfaat koruma. Ondandır hem Islam düşmanı hem “sünni olmayana güvenmeme” olgusunun bir arada yaşayabilmesi. Islam’dan nefret etse de, değerlerin yok etmeye çalışsa da, kendisi nominal olarak o gruba ait olduğu için kendi cemaati, çetesi, kabilesinin güçlenmesini ister. ADD gibi örgütlerin içinde dahi alevicilik-sünnicilik yapılmasının “bizimkilerin” ve dolayısı ile “benim” karlı çıkmamı istemekten başka hangi izahı olur?

İşte Erdoğan’ın “geçmişte azınlıkların bu ülkeyi terk etmeye zorlanması” ifadesine MHP’nin çok sert tepki vermesi fazla analize gerek olmayan, “rasyonel” bir çıkıştır. Ama Batıcı, laikçi kesimlerinki? (daha&helliip;)

Read Full Post »

Sevimli köpekler Haberi bir kaç yerde gördüm; mesela şurada. Silivri’de tutuklu Ergenekon mahkumlarından biri eline geçirdiği , üzerinde bir sevimli köpek grubunu barındıran resmin üzerine Tuncay Güney adını ve bazı “gizli tanıkların” numaralarını koyup bir diğer tutuklu yakını vasıtası ile medyaya dağıtası imiş. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Gene netameli bir mevzuya sıra geldi. Sıkça söylerim “kötünün ne kadar kötü olduğunu tarif etmek babamın da yapacağı iştir, ama ‘iyi’ ne kadar iyi; ona bakalım” mealindeki sözleri.

Bir çok internet meakanındaki yorumlar vasıtası ile girdiğim tartışmalarda bir dost köşe yazarı Müslüman’ın özeleştiri yapmaktan korkmaması gerektiğini vurgulamış benim ise ‘düşmanın ekmeğine yağ sürme’ kaygısı ile fazla savunmacı olduğumu ima etmiş idi. Haklılık payı da olduğunu not etmiştim her ne kadar onun öz eleştri yaptığı mevzuular benim aklımdan geçenlerle tam örtüşmese de.

Buradan direkt olarak şimdiye kadar dokunmadığım Deniz Feneri meselesine atlayacağım. (daha&helliip;)

Read Full Post »

“Ne kendi etti rahat, Ne âleme verdi huzur,
Yıkıldı gitti cihândan, Dayansın ehl-i kubûr!”

-Malumatçı Baba Tahir
SAYLAN-2

Ölünün arkasından iyi şeyler söylenir derler. Bu hesaba göre musalla taşının önündeki imamın cemaate “hakkınızı helal ediyormusunuz” sorusu retoriktir, yani cevabı içinde barındırır.

Herhalde Cumhuriyet muhafızları da böyle düşünüyor olmalılar ki bundan kaç sene önce ise, Başbakanlıktaki iftar sofrasında “rakı getrin lan” diyen 28 Şubat’çı Oramiral Güven Erkaya öldüğünde zamanın Akit Gazetesi “hakkımızı helal etmiyoruz” başlığı attı diye gazete toplatılmış ve yönetimi mahkemelik olmuş idi. Bu vesile ile zamanın laik devletinin gerektiğinde Mahkeme-i Kübra rolü de üstlendiğini öğrenmiş idik.
(daha&helliip;)

Read Full Post »

Yazının bir hiciv olduğunu farkedemeyen anlama özürlüler için baştan söyleyeyim. Hadise kimin oyu ile , hangi yöntemlerle kaçıncı olsa sonuncusunuz! Diğer Türk ve Müslüman Azerbaycan sondan ikinci, ve “biraz Müslüman biraz Batılı” Bosna, Arnavutluk sondan 3. ve 4. Kazananlar ise Amerika, Ingiltere, Almanya ve diğer “gerçek batı” ülkeleri. Bunu benden duymak hoşunuza gitmeyeceği için bir Batılı’yı, Andrew Finkel’i konuşturdum. O da hoşunuza gitmedi ise aşağıda sunduğum 1932 Dünya Güzellik Yarışması Jüri Başkanı’nın ibretlik sözlerini okuyun.

Çünkü Batılıların sözü ile “taklit en büyük iltifat şeklidir“.

Çünki hepsi de tereciye tere satmakla iştigal ediyor. Hande Yener’in Madonna’yı taklit ederek Madonna’nın ününe ulaşacağını sanması kadar zavallıca bu Alamanyacı kızcaazın yaptığı ve onunla makus talihimizi değiştirdiğimizi sanan hazıra konmacı, kişiliksiz modernist TRT yönetimi ve bunu milli mesele haline getiren diğer “çağdaş” transvestiteler!

Yazının ilk bölümünde bir Batılı, Andrew Finkel’in “Hadise ile neyi kazanacaksınız ki? Size ait hiç bir şeyi temsil etmiyor ne müziği, ne sözleri, ne dansları, ne tavırları ile. Kendinize ait sunacak , orijinal bir kültürünüz olduğu halde Batılıların taklit ederek onları etkileyeceğinizi sanıyorsunuz” demesine yerli Batılı’dan çok Batılı Zeynep Göğüş’ün “size de bişi beğendiremiyoz be birader? Niye işte çağdaş Türkiye! afferin! demiyonuz” şeklinde cevapladığından bahsetmiş idik (tabii ki yorumlu meal). (daha&helliip;)

Read Full Post »

Hadise_moscow-2
Kanı Hadise’nin elbisesi rengindeki her Türk gibi fakir de Revizyon, Erezyon, Erozyon, Erevizyon, Erovizyon, Örevizyon, Eurovizyon, Eurovision (hepsinin de kullanımda olduğunu bloga ulaşmada kullanılan arama terimlerinden biliyorum- hatta “Amerika kaç kere Örevizyon kazandı” sorusu da çıkıyor) ile yatıp onunla kalkıyor tabiatı ile. Zaplarken rastladığım kanallarda Hadise’nin elbisesi üzerine hararetli bir tartışma devam ediyor. Bizim çağdaş uzmanlardan bazıları “ne o öyle biz Arapmıyız, şöyle bacağının göbeğinin güzelliğini daha güzel teşhir eden Madonna’nınki gibi bir şeyler giyseydi” der iken daha klasikçi bakış zaviyesinde olanlar yerli malı Amerikan bezinden yapılmış eteğin (yoksa püskülün mü?) bizim kültür ve değerlerimizi daha iyi yansıttığı görüşünde. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Older Posts »