Archive for Temmuz 2009

Hiç lafı eğip bükmeyeceğim. Demokrasiye, meşruiyete, evrensel iyi doğru ve güzele karşı yapılan darbe üstüne darbelere el ve dil ile müdahele etmek medeni toplum olma iddiasını kazanmak için minimum şarttır. Nokta.

Bunu yapmadan sağda, solda, kahvehanede, internette , cafede ahkam kesmenin pul biriktirmek kadar kıymet-i katiyesi yoktur. Bu gün susan bir Türk(iyeli) dünyaya değil “muz cumhuriyeti” diye küçümsediğimiz Honduraslı’ya bedel değildir.

Bu iş ne zihin egzersizidir ne de hobi. Derbi değil darbe! Çanlar senin için çalıyor! İçinde bulunduğun gemi batarsa, senin takım nah kazanır!

Çocuklarımız, torunlarımız tarihte bu utanç sayfalarını okuyup “bunlar olurken sen ne yaptın” diye sorduklarında verecek cevabımız olsun.

Daha önce söyledim: Batı’da nikah seremonilerinde “…söyleyecek şeyi olan şimdi konuşsun veya ebediyyen sussun” denir.

Bu gün suskun kalan toplum bence konuşma hakkını kaybeder.

Bu gün değilse ne zaman?
Biz değilse kim?
Gerisini 70 milyon adım koalisyonundan dinleyelim.
**************************
TARİHİ FIRSAT TARİHİ GÖREV
2009 Temmuz 17
tags: HSYK
(devamını oku…)

Read Full Post »

İbrahim KİRAS (Star)

Amerikalı siyaset bilimci Fukuyama’nın bir zamanlar çok tartışılan ‘tarihin sonu’ tezini hatırlıyor musunuz?

Liberal demokrasinin, daha doğrusu Amerikan tarzı kapitalizmin en mükemmel sosyal sistem olarak üstünlüğünün kanıtlandığı ve insanlığın bundan daha iyisini bulmasına artık imkán olmadığı iddiasına dayanıyordu bu tez. Kapitalizmin alternatifi olabilecek bir ideolojinin yaşama şansı olamayacağı için ideolojik mücadelelerin de devri kapanmıştır; dolayısıyla tarihin sonuna gelinmiştir… Yani bir anlamda ‘dünyadaki cennet’ kurulmuştur, demeye getiriyordu Japon asıllı Amerikalı.
(devamını oku…)

Read Full Post »

790b9037-04a3-4898-a1d5-2729962e5fa0
(devamını oku…)

Read Full Post »

Bu günün süper-gücü sunar:

Gazze

Burası Gazze

Burası Gazze


ve
Yarının süpeer-gücü sunar:

Urumçi (devamını oku…)

Read Full Post »

Hep sen mi kazanacaksın?

Hep sen mi kazanacaksın ?

Diğer resimler için buraya tıklayın.

Read Full Post »

Sayın A. G.

İstanbul…. Vergi Mahkemesi Üyesi

Sosyal ve aile yaşantınız ile eşinizin yakın zamana kadar benimsediği çağdaş olmayan giyim tarzı itibarıyla, laiklik karşıtı düşüncelere yakınlık duyduğunuz hususunda kanaat uyandırdığınız, bu arada evinize gelen misafirleri haremlik-selamlık tabir edilen şekilde ağırladığınız ve keza dairedeki odanızda radyo ve teypten dini yayınlar ve ilahiler dinlediğiniz ileri sürüldüğünden savunmanızı iki nüsha olarak 3 gün içinde göndermenizi rica ederiz.

(devamını oku…)

Read Full Post »

İşte gerçek ağaç sevgisi

Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde işyeri inşaatı yapan bir muhtar, ağaç sevgisi nedeniyle kesmediği çam ağacını işyerinin ortasında bıraktı. 20 yıldır Kadirli’de kebapçılık agacmesleğiyle uğraşan, aynı zamanda Koçlu köyü muhtarı olan Ali Kadıoğlu, 140 yaşındaki çam ağacını kesmemek için ağacı işyerinin ortasında bıraktığını söyledi.

Çam ağacının altında yıllardır seyyar tezgah üstünde kebapçılık yaptığını anlatan Kadıoğlu, “Kadirli’de benim işyerim yıllardır vatandaşlar tarafından “çamın dibi” olarak bilinir. Yıllardır ağacın gölgesinde mesleğimi yaptım. Müşterilerim temiz havada çam ağacının altında kebaplarını yedi. (devamını oku…)

Read Full Post »

Madımak’ın yıldönümü için bir kaç satır yazayım diye düşünmüştüm aslında daha yıldönümü gelmeden. Doğrusu herkesten fazla bir şey de bilmiyordum. Olay doğup büyüdüğüm şehirde gerçekleşmişti ama olduğu zaman Okyanus’un ötesinde idim. Ama 76(?) Sivas Olayları’nda yaz tatili vesilesi ile Sivas’ta idim. Yüzü maskeli birileri başı çekiyordu. Maskesiz olan liderler arasında lise yıllarından tanıdığım bir kaç ülkücü genç vardı. “Aleviler Alibaba’da cami basmışlar. 20 kişiyi (emin değilim rakamdan, 50 diyen de vardı) öldürmüşler” yalanı saman alevi gibi yayılmıştı. (devamını oku…)

Read Full Post »

Fehmi Koru, Ergenekon sulandırıcılar, darbederlerin şimdilerde benimsediği “birkaç boru, bir kâğıt parçası, bir iki subayı bahane ederek ordumuzu yıpratmayın; vehimlerinizi hakikat yerine koymayın” argümanına (!) cevap veriyor bu günkü “Darbe endişesi vehimden mi ibaret” başlıklı yazısında. Yazısının ana fikri “ordu içinde ve dışında müzmin darbederler var. Bunlar hükümetin vehminden ibaret değil”.

Tamam da bunu babam da söyler artık. Sizin “pop sosyologunuz” (pardon Taha Kıvanç’ın), benim Kahverengiburunlubeyazkaptan’ım dahi “Bülent Arınç herhalde doğru söylüyordu ‘İyi ki bu ordu ile savaşa girmiyoruz’ derken” diyorsa artık “darbederler var mâlesef” demek ölmüş eşeği tekmelemekten öte ne olabilir ki? Artık dindar olmayan demokratlar dahi bu noktanın ötesine geçip bu şer odaklarına karşı en etkin yöntem üzerinde kafa yoruyorlar ve çoğunlukla da CB’na, Meclis ve Hükümete daha cesur davranmayı salık veriyorlar.
(devamını oku…)

Read Full Post »

Yıllar önce ABD’de bir ufak uyuşmazlıktan mahkemeye gitmiştim. Karşı tarafın avukatı vardı, ben kendi avukatlığımı yapmıştım. Yüzde yüz haklı olduğumdan emindim. Hakim lehime karar verdi ama davalıya da hiç hak etmediği bir şeyler vererek. Bunun üzerine sinirlenip hakime “aradaki farkı ikiye bölme bir adalet dağıtma şekli değildir” dedim. Tabii bir faydası olmadı ve sonuçta davalıdan kazandığım parayı da tahsil edemedim, ayrı mesele. Ama şu her uyuşmazlıkta bir orta yol bulma yaklaşımı oldum olası kafama yatmamıştır. Haliyle “uzlaşma” kelimesi de kelime haznemin favorilerinden değildir. Doğru ve yanlışın, iyi ve kötünün o kadar belirlenemez olduğu, en yaygın rengin gri olduğu, önümüzdeki hemen her tercihin bir ahlaki ikilem içerdiğini düşünenlerden olmadığımı telif hakkı şahsıma ait “şeytan gri alanda yaşar” sözü ile ifade ettim.

27 Mayıs 1960’ın aksine 28 Şubat bir nevi uzlaşma idi. “Şunlar şunlar yapılacaaak yap, yoksa…” dedi üniformalı haydutlar. (devamını oku…)

Read Full Post »

Older Posts »