Archive for Ağustos 2009

Artık ezberledik “niye PKK’ya katılıp dağa çıkarlar” sorusunun kısa ve uzun, epik, lirik veya didaktik cevaplarını. Hepsindeki hülasa “Çaresiz olmasalar dağa çıkarlar mı?” retorik sorusu ile sloganlaştı.

Bu cevap şimdiye kadar benim kafama da yatmıştı, bir nebze. Diyarbakır Cezaevi, köy boşaltmalar, kimliğin reddedilmesi, asimilasyon politikaları, yoksulluk, işsizlik vb cevaplarının her birinde bir katkı payı atfetmek mantıki idi de.

Ama bir kere dokunaklı, süslü acılı hikâyelerle ifade edilen duygusal (K. Bumin’in yanlış İngilizcesi ile “patetik”) yaklaşımdan uzaklaşıp mantık patikasına girdiğinizde “bu etkenlerin kaçınılmaz sonucu mudur dağa çıkmak” sorusundan kaçınamazsınız.

Baştan kendi cevabımı vereyim: Değildir. (daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

Usain_bolt_fastestman_203

-Nasıldı ama bizim Üsüyün’ün ’in 100 ve 200 metre dünya rekorları? 100 metreyi 9.5 saniyenin, 200 metreyi de 19 saniyenin biraz üstünde!! Bu aşağı yukarı saatte 40 km’nin biraz üzerinde bir hıza tekabül ediyor.

İnsanın ağzını açık bırakıyor değil mi? Sizi bilmem ama itiraf edeyim, sanılanın aksine ben o kadar hızlı koşamam!

Ama bunun rekor olduğu konusunda ufak bir problem var. Bazı diğer koşucular itiraz ediyorlar.
Bakın şunlara mesela:
cheetah-2

Çitanın kaydedilmiş rekoru 70 mil (114 km). (Bu hızı 640 metrelik bir mesafede kaydedildiği rapor edilmiş. Yani Hüseyin’inkinin 2.8 misli yaklaşık. Bazı kaynaklar rakamı 102 km olarak veriyorlar ama unutmayalım çitalar her rekor denemesi yaptıklarında atletizm komiteleri ellerinde kronometrelerle orada bulunmuyor. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Belki şimdiki gençler şaka sanırlar. Bu ülkücü gençlikle uluma alakalandırması sadece onlara bir zamanlar “Faşo” diyen, şimdilerde onlarla “Ulusalcı Cephe” de buluşan devrimcilerin kötü niyetli propaganda ürününden ibaret değil.

Nedeni hikayemin sonunda.

1974’te İTÜ’yü kaydolmak için Istanbul’a geldiğimde kalacak yer olarak radyodan veya TRT TV’sinden yeni, modern bir yurt olduğunu duyduğum Atatürk Öğrenci Yurdu’nu bulmak için elimde kırmızı bavulla yola düştüm. Yol sora sora az gittim uz gittim dere tepe düz gittim ve Aksaray’a vasıl oldum. Orda bir daha sordum. “Aha şu yolun sonunda” dedi biri. O yol da Vatan Caddesi imiş. Yolun sonuna bir yurt vardı ama adı Edirnekapı Öğrenci Yurdu idi. Ayaklarıma kara sular inmiş ve hava da kararmaya başlamıştı. Yanlış olabileceği düşincesi de kafamdan geçti ama belki yeni ismi henüz tabelaya yansımadı dedim. Çaresiz kapısını çaldım. Ve 15 günüm bu “ülkücülerin kalesi” olduğunu öğrendiğim mekanda geçti. (daha&helliip;)

Read Full Post »

“Şeytan gri alanda yaşar”, aforizmama bir de aşağı yukarı aynı mealde “gri alan omurgasızın sığınağıdır” ı da eklemiş olayım. Ama bu demek değildir ki vicdan sahibi insan için ikilemler veya çoklemler (bu da benim TDK’ya hedayem- onların kelimelerinden çoğundan iyi) yoktur hayatta. Tam tersine zaman zaman doğru arayışının bir ehven-i şer arayışından ibaret olduğunu da düşündüğüm oldu. Kafanızı karıştırdığımın farkındayım zira kafam karışık.

Şöyle yaklaşayım beni bu notları düşmeye iten konuya:
Kasap et derdinde koyun can. Hangisini feda edersiniz? National Geographic veya Discovery Channel’da tabiat dokümanterleri izledi iseniz ve yüreğiniz benimki kadar yufka ise siz de yaşadınız bu tür vicdani ikilemleri sıklıkla. Dünya güzeli, zarafet, çeviklik, bağımsızlık katıksız güzelliğin timsali bir çita ve bir o kadar güzel, masumiyet timsali ceylan yavrusu. Biri avcı biri av. Çita kazanırsa yavru ölecek sizin ve beklide yakından seyreden çaresiz annesinin gözleriniz önünde -ama fazla acı çekmeden. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Engin Ardıç (Sabah)

Yalçın Küçük’ü bilirsiniz, kızıl boyun atkısıyla, kalpakla ya da Lenin kasketiyle dolaşan “egzantrik” bir adamdır… Kitapları genellikle bin sekiz yüz sayfa çeker, Küçük de içeri girip girip çıkar…

Kimileri onun hakkında, “hakaret davası açacağım ama cezai ehliyeti çıkmayabilir, beraat eder, onun için hiç uğraşmıyorum” demişlerdir.

Bu adam Ergenekon davasında yargılanıyor.
Kitaplarını okumadım. Zamanım değerli.
Ve de pişman oldum, meğer ne “incileri” varmış ne incileri…

“Emperyalist Türkiye” diye bir kitabı varmış örneğin… (Yahu biz emperyalizmin pençesinde kıvranan mazlum bir ülke değil miydik, şimdi de tam tersine emperyalist mi olduk?)

Bu kitapta Atatürk hakkında yenilmez yutulmaz laflar var. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Beraat

Dost ve okurların Beraat Kandili’ni tebrik eder tüm mahlukat için hayırlara vesile olmasını dilerim.

Read Full Post »

İzin dönüşü

Tatil izni bitti. Göreve- her ne ise bir münzevi için- döndük. Yokluğumuzda merak eden, ziyaret eden dost ve okurlara teşekkürler.

Read Full Post »