Archive for Ekim 2009

Yazının dünkü kısmında Kürşat Bumin Vakası’nı malesef gene ele almıştık. Yazının başlığı “Quo Vadis Yeni Şafak” ın esbab-ı mucibesinni bir diğer olay ile bağlantı ile açıklamıştık. Bu olay yeni mi vukubuldu ben mi yeni farkettim emin değilim.

Olayın adı: Osman Akkuşak

Daha önce ne adını duydum ne de şu anda neyin nesi kimin fesi olduğu hakkında bilgim veya merakım var.

Son yazısı dışında elimde bir şeycik yok. Okuyalım:

“iki ayrı halk değil de tek millet isek, kandil dağındaki silahlı hareketin sebebi nedir, diyenlere verilecek cevabı herkes biliyor.. bu canilerin dış kaynaklarca teşvik edildiğini, çarpışmalarda ölenlerin çoğunun sünnetsiz olduğunu, güneydoğudaki ailelerin küçük yaştaki çocuklarının zorla tehditle koparılıp dağa götürüldüğünü bilmeyen mi var? ” (devamını oku…)

Read Full Post »

Beni bu notları düşmeye iten provokasyon, evet iyi tahmin ettiniz, gene Kürşat Bumin karakterinden geldi.

Geçmişte bu adamla ilgili bir kaç yazı yazdım. Bununla gurur duymuyorum, zira “aptallar kişilerle, ortalama zekalılar olaylarla, zekiler ise fikirlerle uğraşır” sözü bana da hatırlatıldı. Lakin her zaman da ne o ne de “sineklerle uğraşma, bataklığı kurut” darbımeseli ortadaki somut meseleler karşısında pratik yol göstericilik arz etmiyor. Daha önermlisi tahrik gelince insan tabiatı devreye giriyor.

Bu adamın cürümleri artık çizmeyi aşmış vaziyette. Tahmin ediyorum, benimki gibi okur tepkileri yanında kendi gazetesinden ve diğer mütedeyyin, demokrat kesimin medya mensuplarından buna benzer çok protesto geliyor zata. (devamını oku…)

Read Full Post »

Dursun Çiçek- Kurtarıcımız!34 PKK’lının dönüşündeki “şov” üzerine pek çokları gibi GK Başkanı Başbuğ’un da vicdanı rahatsız olmuş ve “bunu kimse tasvip edemez” demiş idi.

Bir kaç gün önce ise “Ak Parti ve Gülen Hareketi’ni bitirme planı” adı altındaki kirli planın bütün ört-bas faaliyetlerine rağmen yok edilemediği tescillendi “ıslak imzalı belge”nin bir vicdan sahibi ordu mensunu tarafından savcılığa gönderilmesi ile.

Şimdi Başbuğ’a sormak lazım:

Bunu “kimse” tasvip eder mi? Bunu tasvip eden kimseye ne denir Türkiye’de veya dünyanın her hangi bir yerinde? Bu PKK’lıların dönüşündeki “zafer havası” ndan daha mı az rahatsız edici, daha mı az tahripkar?
(devamını oku…)

Read Full Post »

” Benim eşim Hamas’ı sevmez. Araplardan nefret eder. Ama o dahi Gazze görüntülerini görünce duygulandı.. Bence de Hamas terörist örgüttür . Bunun için kızacaklar bana ama.. Sivil hedeflere bomba atıyor. Şimdi Bulgaristan’ dan İstanbul’a bomba atacaklar.. Biz de hiç birşey olmamış gibi….. Ama siz de biraz özeleştiri yapsanız…”

Bu sözler, belki noktalama ve bir kaç önemsiz kelime hatası hariç, Fatih Altaylı tarafından İsrail’in  Başkonsolosu Moşe Kamhi’ye sorduğu  soruda sarfettiği ifadelerdir! Ben gecenin 2.sinde (21 Ekim Çarşamba) Teke-Tek programının  tekrarını izlerken duydum. (devamını oku…)

Read Full Post »

Türkiye bölünür mü?

Olmaz, olmaz. Mümkündür. Pek çok ülke tarihinde bölünmüştür, değişik aralıklarla, bizimkisi dahil. Bazılarından bölünmesinden oluşan hücreler tekrar bölünmüş yeni ülkeler türemiştir. “Ama tekrar olmayacak” demek için Fukuyama veya Bahçeli olmak gerek.

Doğrusu fakir “ülke bölünecek” kabusları da görmez. Bu ülke insanının başına gelebilecek en büyük felaket te değildir bölünme.

Ama “peki bu gün bölünme ihtimali dünden daha mı güçlü” derseniz cevabım kesinlikle hayır, bilakis tir. (devamını oku…)

Read Full Post »

Kör ve sağırım ama anneliğime söz söyletmem!

20 dakika oldu kucağımda can vereli.

Adı Ajdar idi ama Kör Kız derdim. Takriben 2.5 yıl kadar önce girmişti hayatıma. Gecenin 2 ’si gibi sokaktan yalvarışını duyup epey aramadan sonra bulmuştum. Gözleri belki yüzde 10 görüyor gibi idi zira bana yaklaştı yalvararak. Annesi de orada idi, ama sokakta yaşama şansı olmadığı kesindi. Zaten bir deri bir kemik kalmıştı. Mecburen nüfusa dahil oldu.

Devamı Feline Chronicles’ta

Read Full Post »

Baykal’ın Erdoğan’la önce görüşmem, ihanete alet olmam, sonra, mektup yazsın, e-posta göndersin, internette çet yapalım, dumanla haberleşelim falan ve sonunda görüşelim ama 3 tane robot kamera olacak, kameraların teknik özellikleri şöyle şöyle olacak, bir kişi diğer bir odada kameralara emir verecek, bir diğer kişi de diğer bir odada ona emir verecek, böylece bütün dünya BBG seyreder gibi Erdoğan’ı nasıl nakavt ettiğimi görecek vb konuları basın toplantısı ile ilan ettikten sonra Cumhurbaşkanı Gül “CHP Başkanı’da MGK’ya katılmalı” dedi ya? İnsan düşünmeden edemiyor, kullandığı her kelimeyi dikkatle seçen CB’nın tam da bu esnada bu teklifi yapması acaba Salih Memecan’a malzeme çıkarmak için planlanmış bir komplo mu idi diye: (devamını oku…)

Read Full Post »

Artık tecrübelerle ispat edilmiş aleni gerçeği söyleyelim: Asker İsrail’e, İsrail de askere hükümetten daha yakındır. Aynı ifadeyi Batı için de kullanabilemememiz, çağdaş, laik, Kemalist, Batıcı askerin tabii müttefiki olması gereken Batı ülkelerinin Türkiye’nin başına demokrasi belasının sarılmasına müsade etmeleri, darbelere artık sıcak bakmamaları sonucudur.

İsrail için böyle bir problem yoktur. Zira demokratik bir Türkiye’den bir çıkarı değil zararı olacaktır (Bkz. İsrail Türkiye’nin demokratikleşmesinden neden kaygılanır? ).

1990’ların ortalarından itibaren büyük hız kazanan İsrail ile askeri ilişkiler de sivil iradenin tercihlerinden çok, askerin insiyatiflerinin ve Amerika’ya bağımılığın sonucudur.

Tesadüfe bakın ki Ergenekon’un, darbecilerin dış destekçileri olarak dışardaki İsrail lobilerinden ve masonlardan başka kimse kalmamıştır. Fakirin noktaları birleştirme metoduna bir örnek daha. (devamını oku…)

Read Full Post »

Yıldıray Oğur

Çankaya köşkünün türbansız, Şener Eruygur’un müstakbel devlet başkanı, Güniz Sokak’ın siyasetteki yeni arayışlar için hâlâ ilk adres olduğu yıllardı.

Her tepeye bir dev bayrak asılıyor, Hürriyet gazetesi en güzel bayrak direğini seçiyor, Rauf Denktaş Kurtlar Vadisi’nden ulusa sesleniyor, bir kanalda Nihat Genç ağlarken, öteki kanalda Yalçın Küçük kükrüyordu. Bestseller listelerinde Hitler’in Kavgam’ı, Soner Yalçın’ın Efendi’si ve Metal Fırtına kapışırken, Emin Çölaşan, Mustafa Balbay NTV’de program yapıyor, Genç Subaylar’ın rahatsızlığı ise bir türlü geçmiyordu.

Devamı TaraF’ta

Read Full Post »

Ceylan havan toplu ile vurulmamış. Artık bu kadarı kesinlikle söylenebilir. Fakir de diğer medya gibi bu konuda Taraf tarafından gaza getirildiğini itiraf etmek zorunda.

Medyada yanlış haber, yakıştırmadan, imal edilmiş haber üzerine yorumdan geçilmiyor. Esasen Türk medyasından bu dediğim kategorileri çıkarırsanız geriye fazla bir şey kalmaz.

Her ne kadar kemiyette ne Taraf ne de diğer medyanın en küçük mensupları ile dahi yarışma gibi bir iddiam olsa da keyfiyette hiç birine şapka çıkarmam Allah’a şükür. Buraya düştüğüm notlarda maddi hatalar yapmamaya özen gösteririm. Medya mahallesindeki kimse tarafından manipüle edilememe, bağımsız irade oluşturma iddiasındayım. (devamını oku…)

Read Full Post »

Older Posts »