Archive for 24 Şub 2010

Bir zamanların şeyh-ül muharririni, Burhan Felek bir yazısında nakletmişti bir “kenefin” duvarında “Ey ziyaretçi, burada kral ile köle müsavidir (eşittir). Def-i hacet eder, gider” yazdığını.

Bu ibarenin işaret ettiği türden, sonradan kazanılmış konumdan bağımsız olarak hepimizi eşitleyen pek çok durum var hayatta. Amerikalılar günlük dilde bu tabii eşitliği “o da benim gibi giyer pantolonu. Ayaklarını teker teker sokar” der.

Son Balyoz sonrası verilen tepkileri okuyunca aklıma bu tabii eşitlik düşüncesi geldi. İnsan ahlakı dediğimiz mefhumdan asgari ölçüde nasiplenmiş insanların, aynen fizikteki gibi eşitlendiklerini düşünüyorum. Buna metafor demek dahi zor zira metaforik balyoz değil, resmen tepelere inen cisimlerden bahsediyoruz. Balyozun doğasındadır ayrım yapmamak.

O zaman sorum şu: Mesafeli, steril, dengeli lisanlı akademisyenler, teorisyenler, mütefekkirlerin bu ahval ne şeraitte değeri ne kadardır? İşlevi nedir. unvanları hakkını vermek için rolleri ne olmalıdır?

Devamı Cemaat.Com’da

Read Full Post »