Archive for Ağustos 2010

Varsın bazılarına, mesela demokrasiye yeni yeni göz kırpmaya başlayan eski solcu yeni iberal, seküler, Batıcı demokratlara partizan gelsin söyleyeceklerim. Kendimi “yetmez ama evetçiler” gibi bir gruba koyma lüzumu hissetmiyorum. Bu arkadaşlar bu günlerde (muhtemelen bu gün) Tünel’den Taksim’e “yetmez ama evet” yürüyüşü yapacaklarmış. Kendilerini destekliyor başarılı bir yürüyüş olmasını diliyorum. Şartlarım müsade etseydi katılırdım da. Nihayetinde ben bu yürüyüşler, gösteriler toplantıların her birini bir demokasi bilinci artan, olup bitene müdahil olan bir toplum emaresi olarak okuyorum.

Ama “yetmez ama evetçiler” diye bir ayırım yapmayı manasız buluyorum. Sebep gayet basit: (devamını oku…)

Read Full Post »

Fazıl Say sempatik gelir bana. Yok, klasik müzikten anladığımdan veya onun iyi bir klasik müzik bestecisi (Sazan Aksu gibi ‘şarkı yazarı’ ile karıştırmayın, Fazıl kızar ha!) veya icracısı olduğunu bildiğimden de değil. Klasik müziği düzenli iş yıllarımda ofiste fon müziği olarak dinlerdim; lisansüstü öğrencilik yıllarımda da biraz. İyi gelirdi zihnime. O kadar.

Nedense her görüşümde aklıma ellerindeki pikanları kemiren sevimli sincaplar gelir. Ordan severim Fazıl’ı, bir. (devamını oku…)

Read Full Post »

Çetin Doğanlar’ın, herkesin kanının rengini sorgulayan “bir kaç boru”, “gizli şahit…biz diil polis” yalanları ile “paşa gibi yalan söylüyor” sözünü lisanıma sokan kerameti boşluğundan ve taşıdığı metallerden menkul “devlet adamı” nın, en büyük hüneri orduevlerinde balolarda biribirinin karısını kızını ayartmak ve kafayı çekip asılacak, kesilecekler listesi çıkarmak olan kahraman komutanları üzerine yazdıklarım yayınladıklarımın iki katından fazla. Düşündüklerim ise X 10.

Neyse ki lisanı sanitize edilmiş bir Yağmur Atsız yetişti bu gün de imdadıma. (Ön not: Yağmur Atsız Taraf’ın Komuta için “hain değil beceriksiz” notunu verdiğini söylüyor ama bu doğru değil. Taraf “GK, hain değiliz beceriksiziz diyor mealen” diyor mealen. Kendi “notu” değil, GK’ın kendine verdiği not söz konusu olan. Buyurun her hâl-u kârda:
************************************
‘Beceriksizler’ ve ‘Edebsizler’ (Yâhut Salonda Danışıklı Kördöğüşü)

Yağmur ATSIZ (Star)

Taraf” notunu vermiş: “Hâin Değil Beceriksizler!”

İnşallah “sâdece” öyledirler!

Lâkin “açıklama”ları öylesine çelişkili öylesine entipüfden ki daha yayınlandığı an çok değişik kişilerden gelen tesbitlerle darmadağın oldu. Bilhassa görüntülerin saatine ilişkin “bilgiler” evlere şenlik. Ama bir tek o olsa balla besleyelim. (devamını oku…)

Read Full Post »

Hal hatır sorduktan sonra diyor ki:

1. Gandi de gidici (“Baykal gidici” öngörüme zaman koymamıştım ama tahminimden uzun dayandı, itiraf edeyim). En geç 2011 seçimleri sonrası, muhtemelen daha önce. Tarihe “Recep Bey”, “Kağıttepe”, “halkınki gibi” 500 TL’lik mintan, 900 TL’lık ayakkabı, havuzlu ve havursuz kooperatif evleri ve “Sevgili Tranzonulular, referandum kayısınızın fiyatını arttıracak mı? Öyleyse hayır” gibi derin izler bırakarak gidecek Etro-Gandi-Ecevit-Kemal. Bu gün o balonu üfleyen duayenler yarin ilk “zaten ben demiştim, bundan bir şey olmaz diye” diyenler olacak.

2. Referendum’da “Evet” kazanacak ama az farkla. (ben oyumu söylemem “kutsal” olduğu için ama siz evetçi iseniz “yüzde 60 kazanacak, ezici çoğunluk” söylemlerinden (devamını oku…)

Read Full Post »

Bu Başbakalık’tan:

 GENELGE

2010/20

          Pakistan’da, 2 Ağustos 2010 tarihinde başlayan ve günlerce devam eden sellerden 20 milyon civarında Pakistan vatandaşı etkilenmiş, 2.000’in üzerinde insan hayatını kaybetmiştir. Söz konusu afet çok fazla maddi ve manevi kayba sebebiyet vermiş olup halen binlerce insan; barınma, açlık, susuzluk ve salgın hastalık problemleriyle karşı karşıyadır.

          Günümüz dünyasında, büyük çaplı böylesi bir felaketle tek bir ülkenin kendi imkanlarıyla başa çıkmasının güçlüğü ortadadır. Bu düşünce ile, olayın haber alınmasından itibaren ilk harekete geçen ülkelerden biri olarak 4 uçak dolusu 2 milyon ABD Doları değerinde ayni yardım ile 10 milyon ABD Doları para gönderilmiştir. (devamını oku…)

Read Full Post »

Rasim Ozan olmasaydı halkımız gibi fakir de karanlıkta kalacaktı hangi ünlülerin “evet”, hangilerinin “hayır” ‘ da hayır gördüğü konusunda. Sağ olsun, her gün hava raporu gibi çetele çıkarıyor Petek Dinçöz’den Serdar Ortaç’a bütün stand-up feylesoflarımızın Referendum bilgelikleri hususunda. Böylece biz dahi daha bi bilinçenmiş olaraktan sandığa gideceğimiz günü bekliyoruz.

Önceleri tahminlerini yazıyordu. Şimdi sağ olsunlar ünlüler kendisini arayıp ya teyid ya tekzip ediyorlar ve böylece her geçen gün daha gerçekçi bilgilere ulaşıp yanlış yapma ihtimalimizi minimize ediyoruz.

Son durum şöyle: Riverdance (ah pardon Anadolu Ateşi diyecektim) Mustafa Erdoğan “evetçi” (devamını oku…)

Read Full Post »

Duran Kömürcü (Vakit)

Toplumumuz laik düzenin emrine girdi. Onun mantığı bütün bir camiaya sirayet etti. Allah ve Resulü’nün emirlerine hürmetimiz kalmadı. Dindar olanımız da, olmayanımız da dini kendi şartlarına göre yorumlamaya başladı. Evlilikler harap, aileler perişan oldu.
Bir hanımefendi telefonda, “Kocama ‘Beni boşa’ diyorum boşamıyor? Ne yapılması lazım?” diye soruyor. Kendisine:
“Kocanın sana karşı ters bir tavrı mı oldu? Seni inciten, aşağılayan, Allah’ın emirlerine karşı bir zorlaması mı var? Onu sevmiyor musun?” sorularını sordum. Bana:
“Onaltı senelik evliyiz. Kötü bir sözü, incitici bir hareketi olmadı. Kocamı da seviyorum. Ama, aile yapımız evliliğin devamına müsaade etmiyor. Ben de ailemi karşıma alamıyorum. Kocama ‘Boşa’ diyorum o da boşamıyor. Şimdi ben ailemle, o ise evinde.”

“Hanımefendi, İslâm’da evlilik dini bir bağdır. Allah ve Resulü’nün huzurundaki bir akittir. Allah da:
‘Allah ve Resulü hüküm verdiği zaman inanmış bir erkek ve kadın için seçme hakkı yoktur, kim, Allah ve Resulü’ne baş kaldırırsa, o apaçık bir sapıklığa düşmüştür.’ (Ahzab 36) (devamını oku…)

Read Full Post »

Eminim ki herkes te benim gibi her gün pek çok spam-mail alıyordur ve çoğunu da okumadan “sil” düğmesine basıyordur. Aşağıdaki e-posta için de aynı şeyi yapmaya yeltenecektim, lakin işin içerisine çarpılma korkusu ve daha kötüsü “şerefinden olma” ihtarı girdiği için işi sağlama alıp sevgili efkar-ı umumi ile paylaşma zarureti hissettim (Hoca Çağlayan’da konuşurken Kazlıçeşme’ye Tayyip’i dinlemeye gitmenin Bizanslılığı ve dahi Siyonist uşaklığı yeter fakirin nefsine, neme lazım bir de şerefsizlik yükü mübarek günde!).

Yazan abimizin resmi pozisyonu nedir bilmiyorum ama bu edebiyat ve belagat kaabiliyeti ile Latif Abi Hükümeti’nde Haberleşme ve Halkla İlişkiler’den Sorumlu Devlet Bakanlığı uygun olur kanaatimce. İsteyenin bir yüzü…

Buyurun:
****************
From: Ahmed Niyazoğlu
To: Undisclosed-Recipient@yahoo.com
Sent: Sat, August 14, 2010 5:13:33 PM
Subject: Kurtulmuş Erbakan’a rağmen Kongre ‘YOK’ dedi

Kurtulmuş Erbakan’a rağmen Kongre ‘YOK’ dedi
(devamını oku…)

Read Full Post »

Taraf Gazetesi’nidenki Haber-Yorum’un Burjuvazinin
gizli gericiliği
(kimden gizli?) başlığı ve yanındaki cazibeli, modern, göstermelik başkan Ümit Boyner resmi beni bu notu düşmeye tahrik etti. Haberin muhtevasının benim için haber değeri yoktu. Zira “patronlar kulübü bildiğiniz gibi” den başka bir şey demiyordu bana.

İşin taa başına gidip Cumhuriyet’in kuruluşunda olmayan bir kapitalist sınıfın nasıl “yaratıldığı”ndan başlamaya iştahım yok mübarek günde (yeterli birikimimin olmaması da cabası). Sadece serbest piyasasanın cari olduğu ülkelerdekine pek benzemediğini söylemek kifayet eder. Rusya’da kapitalizme geçince birden nevzuhur eden çoğu Yahudi mliyarderler veya “oligarklar” (eğer antisemit olsaydım “çalışkan millet şu Yahudiler vesselam” derdim) ın nasıl peydahlandığını incelerseniz bir miktar bilgi sahibi olursunuz, (devamını oku…)

Read Full Post »