Archive for Aralık 2010

Bakın size meselenin hülasasını söyleyim de günde 100 tane makale, 10 tane tebliğ, 1 tane de kitap okuma, TV’lerde 1o tane “all purpose uzman” ın artık ezberlemiş olmanız gereken kakafonisini dinleme eziyetinden kurtulun.

Bir şey değil.

1. Müslümanın, köylünün, Alevinin, hatta (onu yobaz, cahil bırakmak, sahteleştirmek sureti ile) laikçinin mezalimine giren kurucu, yönetici irade, “the sahip”, Kürtlerin de mezalimine girdi; hem de çok kötü!

2. Bu mezalim etki-tepki prensipi ve bölgenin geri kalmışlığı, feodal, aşiret kültürü ve 70lerin darbeye hazırlık döneminde Türkish solculuğunun “her problem itina ile sömürülür” ortamı ve sonrasında kahraman Ordumuz’un vatanı seviş tezahürleri ile birleşince nur topu gibi bir gayrimeşru çocuğumuz oldu! Adını da pekeke koyduk sonradan (benim Bölge’de bulunduğum 77 veya 78 yazında Batman’lı dostlar “Apocu denen bir avuç çapulcu” derdi) (daha&helliip;)

Read Full Post »

Bu gün gastelere göz atıp, beni not düşecek kadar tahrik eden bişicik bulamayınca dehşete kapıldım! Ne oluyordu bana? Yeni öğrendiğim tabir ile “şerbetlenmiş” mi idim her şeye? Ergenekon kapsamında Poyrazköy’ün mümbit topraklarından çıkan tonla suikast mermisi (pardon Başbuğ Paşam, “bir kaç barutlu metal parçası” demek istedim) haberlerinin üzerine dahi tıklama zahmetine girmiyordum. Balyozcu Çetin’in çocukları Dani-Pınar Rodrik’in bizim Nişantaşılı’yı dahi propaganda ordusuna dahil etmesi dahi “amaaan..” tepkisi uyandırıyordu artık ve bu halet-i ruhiye içerisinde kuyumcunun et ithalatına girmesi haber-geyiğini not düşmeye değer buluyordum. Yoksa “bu işlerden usanmadın mı” diyen yorumcu beynimi mi yıkamıştı? “Dindar kesim” ile yaşadığım genel hayal kırıklığı tepkilerimi mi köreltmişti? Tabiatı ile bu ihtimallerin hepsi de bilimsel olarak araştırılacaktır, en azından zihnimde. Biz şimdi esas önemli olan günün haberine gelelim (esas önemin nedeni: karikatür hoşuma gitti): (daha&helliip;)

Read Full Post »

Laikçi, çağdaşçı taifenin pek çoğunun deşifrasyona ihtiyacı yoktu. Her Allah’ın günü bar bar bağırıyordu her biri “ben boş kafalı, özentici, liyakat ile asla edinemeyeceğim, gasp edilmiş mevzilerimi korumak için her yolu mübah gören parazitin tekiyim” diye. Bunlar artık sokaktaki adama dahi o kadar aşikar olmuştu ki, kimileri eski “cool” larını kaybettiklerini, komik durumlara düştüklerini fark edip “ben aslında demokratım, İslam düşmanı mı? Yoo, kim, ben mi? İcabında umreye de giderim” tiyatroları ile daha da komik durumlara düşüyorlar idi. Yıllardır haber veriyordum o devrin kapandığını, o işte ekmek kalmadığını.

Gelvelakin, bir küçük taife vardı ki bunların deşifrasyona ihtiyacı vardı. Bu güruh ortalıkta mevzuulara objektif gözlemci, sosyolog, siyaset bilimci, gazeteci analist vs. zaviyesinden yaklaşıyorlar idi. Ve bazıları da yutuyor veya “bulguları” saygı ile tenkid ediyor idi. Bir örnek: Kahverengiburunlubeyazeskikaptan “muhabirlerimi Anadolu’nun her tarafına saldım, içkili lokanta bulunmayan yerleri belirlettim” dediğnde artık çağdaşçılar dahi “büyük b.. yemişsin; sayende çağdaşlığımız kafa çekip çiftleşmekten ibaret hale geldi” der olmuş idi. Tam da bu anda Binnaz Bacım yetişti imdada, adının başında kapı gibi “prof.dr” eki ile! (daha&helliip;)

Read Full Post »

İki önceki yazımda yumurtacı gençliğe, “rebels without a clue” (davayı bırak, neye isyan ettiği konusunda ip ucu bile olmayan asi) dedim, özentici, wannabe (olmamış, olana öykünen), “Gandi seninle gurur duyuyor” dedim (ahh, pardon, bunu dememişim!), Ergenekoncular’ın maşası dedim, boş kafalı dedim, dedim de dedim.

“İyi de demokrasilerde hak arama, devletten talepte bulunma, hoşuna gitmediğinde prostesto etmenin meşru, sahih şekli nasıl olur, bir örnek verir misiniz?” diyen milyonlarca okura karşı mahcubiyettten el önüne çıkmazken Ayşe Böhürler imdadıma yetişti!

Buyurun:

Siirtli Şilan Kız…
(daha&helliip;)

Read Full Post »

Resim hınzır zihnimde büyükler konuşurken, kamera önüne çıkıp “selam anne, bak TV’deyim!” diyen çocuklar çağrışımı yaptı (yoksa Hürriyet’teki hınzır bir zihin benimkini manipüle mi etti?!). Bir kar tanesi ile kış gelmeyeceği gibi bir örnekten de zarf çapı – mazruf çapı bağlantısı çıkmaz tabii. Sadece hoşuma gitti, arakladım.

* Lizbon’da NATO füze kalkanının adını (Türkiye direncinin etkisi ile) “İran’a karşı” koyduramayan Sarko “Fransa’da kediye kedi denir” bilgilendirmesi ile iktifa etmiş idi.
(Sözün tamamını söylemeyi sevmem ama zaruretten..)

Read Full Post »

Evet size diyorum. O TV’de gördüğünüz Yunanistan, Fransa, Dünya Ekonomik Forumu protesocularına benziyor mizansen ama Diyarbakır’da polis taşlama oyunu öğretilen çocukların Gazze’de tanklara taş atan çocuklara benzediği kadar. Ya da İMF Başkanı’na fırlattığı Nike, 45 derece farklı yönde, 10 metre kısa düşen Superfly t-shirtlü kahraman kadar hafızada kalır sükseniz. Ne Deniz Gezmiş çıkar sizden ne Cengiz Çandar. En fazla bir kaç E.Özkök çıkar; o da şanslı ve kıvrak iseniz.

Burhan Kuzu doğru söylemiş: Hepinizim “kolektifinden” bir omlet olmaz evlatlar. Olsa, ne Gandi’nin karnı doyar ne Ergenekon’un. Ama sizi de, kuklacılarınızı da anlıyorum: Ümit fakirin ekmeği. (daha&helliip;)

Read Full Post »

İtiraf etmeliyim ki parti siyasetine ciddiyetle yaklaşma özürlüyüm. Hal böyle olunca, Hareketli Parti’nin sıkça hareket çeken liderlerinin son matematiksel çözümünü duyunca aklıma aynı partinin bir diğer önde gideninin “partimizim argesi” ifadesi geldi. Ne bağlamda söylemişti hatırlamıyorum ama “MHP’nin Argesi” bana yeteri kadar mizahi geliyor mezkur özürümden dolayı. ERKE-Dönergeççiler’in Ar-Ge’si de geldi aklıma lakin askerin bilimi – askercinin bilimi dışında kör alaka!

Mizahın gerisi haberde (Uyarı: Haberi okurken aritmetik öğrenen çocuklarınızı odadan çıkarın!):
***********************************
Bahçeli’den yeni matematik hesabı
(daha&helliip;)

Read Full Post »

Older Posts »