Archive for Şubat 2011

Biraz önce TV’yi zaplarken NTV’de Banu Güven’in “Artı” adlı programında “Asker iktidarı verir mi” sorusunu tartışıyor idiler İsmet Berkan ile.

Bir iki dakika kulak misafiri oldum; doğrusu 28 Şubatçı bir havadan ziyade “tarafsız gözlemci” konumunda ifadeler duydum. Günün kahvesinin kokusunun öteki mahalleye de ulaşmış olmasından memnuniyet duydum.

Tepemi attıran sorunun kendisi idi. Dünyanın Çetin’lerinin paşa keyfine mi kalmıştı iktidarı verip vermemek? Adetim olduğu üzere anlık tepkimi anında koydum bir kısa e-posta ile. O kadar hoşuma gitti ki (kendim diye söylemiyorum haa!) “bu deftere not düşmeye değer” dedim.
*****************************************
Hak verilmez, alınır” değil mi idi?

Süheyl Batum’un “kağıttan kapanı” nın “paşa keyfine” kalmadı iktidarın kimde olacağı artık. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Hoca Hakk’a yürüdü

Yaşlı ve hasta olan bir zatın ölmesi beklenen bir olay olması lazım ama bazılarının hayatlarımızda öylesi “hayattan büyük” bir varlığı vardır ki gittiklerine inanamayız. Rahmetli annemin vefatından sonra hiç bir kayıptan bu kadar etkilendiğmi hatırlamıyorum. Mavi Marmara’da Furkan’ın hayatının baharında katledilişi yüreğimi parçaladı ama o ve diğer şehitler, kocası, yakınları tarafından “töre, namus” adına katledilen genç kadınlar, otobüste yakılanlar veya koyun otlatırken mühümmat patlaması sonucu hayatını kaybeden Ceylan hayatıma girmemiş insanlardı. Hoca ise 40 yıla yakın zamandır hayatımın bir parçası idi.

Siyasi daireler içerisinde pek olmadım. Kendisi ile yüz yüze gelme fırsatlarım da o dairelerde olan başkaları sayesinde olmuş idi. Son olarak sanıyorum 2002 yılında Washington’a ISNA’nın davetlisi olarak geldiği zaman idi. Oradaki Hoca ile 1970lerde mitinglerde gördüğüm Hoca arasında hiç fark yoktu. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Bu şovenist, çapsız, İsrail muhibbi, Islamofobik, Neconlar’ın Avrupa şubesi adamın haddinin bildirilmesi gerektiğni düşünenlerdenim ama bizim “bir kısım medya” da biraz fazla ileri gidiyor sanıyorum. Mesela Zaman’ın koyduğu şu resimde yapılan türden. Unutmayalım son 10 yıldaki tüm ekonomik, siyasi gelişmelere rağmen Fransa’nın kişi başına GSMH’sı hala Türkiye’nin 3 mislinden fazla. Kafayı bulalım, hak ediyor ama burada yansıtılan psikoloji de fazla kendine güvenli bir toplum medyası portresi çizmiyor. Tiye almanın da ince, nüanslı, kinayeli tarzları var, kendi ülkesi ve diğer Batı medyasında sıkça görünen türden. Bizimkisi Kanuni’nin Fransa kralı Fransua’ya yazdığı ”

Ben ki sultanlar sultanı, hakanlar hakanı hükümdarlara taç veren Allah’ın yeryüzündeki gölgesi (daha&helliip;)

Read Full Post »


Yaplır mı bu bana?
Önce sen gel miyav demeden,
Yürü kalbime patilerinle
Sonra da sessiz sedasız bırakıp git
İz bırakmadan
Nah iz bırakmadan!
Söyleyecek söz bırakmadan..

Read Full Post »

bulut-don-kisot-7-adjEn sevdiğm yavrucak Bulut kayıp 2 gündür. Ne Kuzey Afrika diktatörlerini, ne de Balyozcu Çetinleri ne dahi Van Denizi’nden yola çıkıp İzmir’in Haliç’nde karaya inen (çağdaşların yeni Kemal’i, eski Kemal’in çıktığı yerlere iner zira yerçekimini çağdışı bulur) oradaki İnönü Stadı’nda kaleci Lefter’in doksandan top çıkarışına hayran olup Fenerli olmaya karar veren Gandi’yi düşünecek durumdayım.

Bu yavrucağın özel olması “cins” (İran) oluşundan değil; benim bütün yavrularım ya barınaktan ya sokaktan gelmedir. (daha&helliip;)

Read Full Post »


Resim

Buraya not düşmeye başladığım Haziran 2006’dan beri ilk olarak Başbakan’a bir icraat için “açık ve net” teşekkür ve onun için dua ediyorum.

Kimsesiz, korunmasız, masumiyet, güzelliğin en katıksaız şekli, hayatımıza ihtiyaçlarımızı karşılaması için soktuğumuz hayvanların “mal” olmadığının, dünyanın şımarık, tamahkar, bencil insanın oyun bahçesi olmadığının devlet ve toplum tarafından idraki doğrultusunda bu en azından niyet beyanı için Sayın Başbakan’a teşekkür ediyorum, o dilsiz dostlarım, kendim ve insanlık adına.

*****************
Haber:
Hayvanseverlere Başbakan’dan destek sözü (daha&helliip;)

Read Full Post »

Konular birikti. Bizim onlarca yıldır söylediklerimizi söyleyenler hızla artıyor. ABD bile Mübarek’e sahip çıkmadı! İsrail’in gücü yetmedi (bir zamanlar böyle bir cümleyi duyabilir miydiniz? Şükürler olsun Allah’ıma bu günleri de gördük!). Şeytan her cephede irtifa kaybediyor. İki gün önce İstanbul 10. Ceza Mahkemesi 160 küsur Balyozcu için tutuklama kararı verdi (bir zamanlar kimsenin ağzından böyle bir cümle çıkabilir miydi?. Şükürler olsun sana ya Rabbim! Galiba bu ülkede hakimler var!). Bizim İsrail muhibbi-darbeder medyacılar dahi “firavun gitti” diyorlar; Balyozcuların Ergenekon’un avukatlığından ılımlı yandaşlığına geçiyorlar sürüler halinde. Yakında “ben zaten tüm suçlular yargılansın dedim; darbelere karşı durdum” diyecekler, şüpheniz olmasın. Her bir olayı ince analizlere tabi tutmak içimden gelmiyor böyle zamanlarda. Aslına bakarsanız ben farklı “olaylar” görmüyorum. Yıllardır tekrarladığım “paradigma çatırdıyor”, “cambaz ipinin sonuna geliyor”, “hak galebe çalıyor… iyiler kazanır”, “nihai tahlilde ahalaki doğrular aynı zamanda siyasi doğrulardır” gibi sözlerle ifade ettiğim tesbitlerin tezahürü olarak görüyorum manzarayı. Daha felsefi, daha nihai tahlilci ve daha duygusal oluyorum böyle zamanlarda. “Zulüm ile abad olunmaz”, “yalancının mumu yatsıya kadar yanar” gibi veciz sözler ve

“Onlar tuzak kurdular. Allah da tuzak kurdu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.”
Âl-i İmrân-54 )

Hani kafirler seni tutuklamak veya öldürmek, ya da (Mekke’den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kuruyorlar. Allah da tuzak kuruyordu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.(Enfâl-30)

gibi ayetler geliyor aklıma. Bir de illa Üstad NFK’in Nakarat’ı: (daha&helliip;)

Read Full Post »

Older Posts »