Archive for Mayıs 2011

Yusuf Kaplan
Bugün sizinle, Türkiye’den 1961 yılında ayrılan, çeşitli Avrupa ülkelerine göçen ve sonunda Kanada’ya yerleşen 80 küsur yaşındaki Ermeni asıllı Nisan Şişmanoğlu’yla ilginç ve samimi yazışmalarımızı paylaşmak istiyorum.
………
E-maili görür görmez hemen cevap yazdım kendisine. O bana, ben ona… derken yazışmalarımız uzadı gitti ve tam bir dostluğa dönüştü. Bu yazışmayla başbaşa bırakıyorum sizi.

* * *
Sayın Yusuf Kaplan;

Muhterem Hocam;

Geçenlerde (Sekülerizm) hakkında konuşmalarınızı zevkle dinledim. İtiraf edeyim ki, bir çok şey hakkında da bir takım malumatlar edindim.

Ben Türkiye’li bir Ermeni’yim; 1961’de şu veya böyle sebeplerle yedi sülalemin doğup, büyüdüğü vatanımı terk edip Avrupa’ya çıktım: Evvela Almanya’ya (Düsseldorf’a) [gittim]; o zaman Türkler pek yoktu; sadece tahsil için gelmiş gençler vardı; orada bir sene; Avusturya (Vienna)da bir sene; İsviçre (Zurich) de dört sene kaldıktan sonra nihayet 1967’de CANADA Toronto’ya geldim ve 44 (kırkdört) senedir burada yaşıyorum ve çok da memnunum ve Türkiye’de geçen 35 senelik zamanım için de hayıflanıyorum. (daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

Sibel Üresin ismini ilk defa duyuyorum. Dün duyduğum “çok eşlilik yasalaşsın” teklifinden sonra tıkladım. Çoğu Ak Parti’li bir çok belediye ve kuruluşa aile seminerleri verir imiş. “yaşam koçluğu” sertifikalı imiş (sahi ne yapar yaşam koçları? Benim bildiğim koç erkek olur. Yaşamayı öğreten kişi midir acep?. Eğer böyle bir hüneri varsa bence başbakan o olsun).

Önce şurdan başlayalım. Pek çok konuda uzman, birikimli, danışman vb. tavsif ve titreleri ile ortalıkta dolaşan kimseler için, o konularda vukufiyetim çok sınırlı olsa dahi çapını, fikirlerinin kıymet-i harbiyesini ölçmek fazla zor değil benim için. Belki fazla opinionated (cevval?) oluşumdan. Beyin cerrahsinden bahseden bir adam bir yerde beynin yüzde ellisi su yüzde ellisi karbon diğer yüzde ellisi… ” diye bir cümle kursa…Anadınınız meramımı.

Çok-eşliliğin de tartışmaya açılmasının olumlu görülecek tarafları var. Bir kere normalleşen, tabuları yıkan bir toplum görüntüsüne katkıda bulunuyor. Bir zamanlar böyle bir cümlenin herhangi bir yerde sarf edilmesi, 20 tane gazete başlığı, “demedik mi bunlar fırsat kolluyor; şimdi bitleri kanlandı, ağızlarındaki baklayı çıkardılar” deminde 50 tane köşe yazısı ve hatta bir tane de parti kapatma iddianamesi üretir idi. Bu gün ise sadece yarım düzine yazar balıklama üzerine atlamış. Herhalde “bu seçimde laikçilik satmıyoruz. Şimdilerde AK Parti’den daha da proceli, daha da dinci, daha da kalkınmacı, ondan 5 fazla veren, BDP’den daha “demokratik özerklikçi” lik pazarlayacağız” memosu onlara ulaşmadı mı yoksa alışmış kudurmuştan beter midir bilemem.

Biz bu “yaşam koçu” nun söylediğine bakalım. Yaşam konusunda fazla hünerli olmadığım bir hakikat lakin üzülerek “kelin ilacı olsa idi kendi başına sürerdi” demek zorundayım. Nedeni:

Hanım, teklifini şöyle gerekçelendirmiş: Zaten erkeklerin yüzde 85’i nin 2.,3, .. kadınları varmış. Dindar kesimde mesele imam nikahı ile meşrulaştırıyormuş. Öbürlerinde “metres” imiş!

Sevsinler seni yaşam koçum benim! (daha&helliip;)

Read Full Post »