Archive for 07 Eki 2011

Dün hayata veda eden Steven Jobs ile aramızda epeyce gerilere giden, kapsamlı bir ilişki vardı.

Bir kere ben Steven Jobs’un öldüğü yaştayım. Severdik biribirimizi. O beni severdi, çünkü giga değil, mega da değil, kilobyte devrinde, ilk MacIntosh’una o zamanın parası ile 1700 dolar gibi bir meblağ bayılarak onu mutlu etmiştim (o da özel bir büyük tenzilattan yararlanarak). Benim onu sevmemin nedenleri biraz daha karmaşık: Bence o Batı’nın (kendi
terimleri çeçevesinde) güzel olan tarafını temsil eden, diğer yüzde 99’luk sürüye, o özgüveni veren yüzde 1’lik gruptan idi. Maddonnalar, Michael Jacksonlar hatta Donald Trump’lar Batı’nın parazitleri, konu mankenleri, en fazla yan ürünleridir (şu örneğe de bakın tezatı görmek için). Steven Jobs ve Bill Gates gibiler o enerjiyi üretenler. Hani geçen bir yazımda demiştim ya “bu gün Nişantaşılı I-padi, fino köpeği, botoksu ve yeni sevgilisi ile, daha bir “özgüvenle”, daha yükseklerden uçuyorsa onu kanatlandıran rüzgar ne Atatürk’ten ne Bedri Baykam ne de Nur Serter’den, ama İmam Hatipli Tayyip tarafından tedarik edilmiştir diye? İşte Steve de Batı’nın bu günkü “üstünlüğünü” sağlayan rüzgarı yapan mini minnacık bir grup adamdan biri idi. Geriye kalan Hanslar, Maryler’in bizim Hassolar, Memolar, Tubalar’dan fazla söyleyecek sözü yok.

Bu dahilerin dehası sıradan insanlara, hatta sıradanın altındakine de “müreffeh” bir hayat imkanını sağlamış olmaları. Batılılardan “Biz şunu şunu yaptık” mealinde böbürlenmeler duyduğumda (ki çoğunlukla indirekttir), “sen mi yaptın Einstein” derdim. (daha&helliip;)

Read Full Post »