Archive for 14 Eki 2011

Adından bahse çoğunlukla methiye ile başlanan, en azından “ünlü sosyolog” olduğu hatırlatılan Prof. Şerif Mardin “fanı” olmadığımı bir kaç defa ifade ettim sanıyorum. Yüzüne de söyledim hakında düşündüğümün hülasasını. Burada yayınlamadığım notlar arasında bu “imam öğretmeni döver”, “mahalle baskısı” ve bu gibi endişelerin hülasasından çıkan zihniyet üzerine kendisine bazı eleştrilerde ifade veya ima edilen “yerli oryantalist” şapkasının iyi yakıştığını düşündüğümü yazmış idim. “Tesadüf” bu ya, 4-5 yıl önce İstanbul’da Edward Said anısına düzenlenen Oryantalizm Sempozyumu’nun açış konuşmasında da Oryantalizm savunuculuğu ona düşmüş idi. Boşuna dememiş gavur “pis iş ama birinin yapması lazım”.

İşte bu yellenmesinde entellerin hikmet aradığı “ünlü sosyolog” gene tartışma konusu. Bu konuda Ali Bulaç’a katılıyor, Batı’ya yeteri kadar şüpheci yaklaşmadığını, onların ölçütleri, başlangıç noktalarını fazla itira<zsız kabul ettiğini düşündüğüm Taha Akyol’a ancak kısmen katılıyorum. Geriye ise tamamı ile katıldığım Yusuf Kaplan Yazısı kalıyor. Tavsiye ediyorum.
Zamanı dar olanlar için hülasa: Mardin dünyaya ve bize Batı gözlüğü ile onun öncelikleri, hassasiyetleri ajandası çerçevesinde bakıyor” diyor. Bu da benim ilavem: Kendine ait bir narrative (betimleme?) si yok çünkü kendisinin Cumhuriyetçiler için kullandığı ifade kendine de uyar: “İyi, doğru ve güzel”e ait özgün bir nosyonu yok. *******************************************************
Yusuf Kaplan
Sosyal bilim ne/resi, Şerif Mardin nereye “düş-er”?

Soru/n şu aslında: Gerçek miyiz, gölge mi? Sormamız gereken yakıcı soru bu. Ama kimse sormadı bu soruyu bu ülkede: Gölge oldukları halde, gerçekmiş gibi hareket eden (biz) gölgelerin, böyle bir soruyu sorabilmeleri mümkün mü/ydü? Değil/di elbette. (daha&helliip;)

Read Full Post »