Archive for Kasım 2011

Aşağıda alıntıladığım Orhan Miroğlu yazısının özeti başlığında: Sebebi kalmamış şiddet. Ana fikri de benim buradaki bir çok yazıda ifade ettiğimin aynısı. Onun “sol liberaller” dediği benim muthelif isimler kullandığım malum “eskimeyen devrimci” solcu, kurtarıcı, aydınlatıcı güruh “çaresiz olmasalar dağa çıkarlar mı” edebiyatı eşliğnde “bana devrimci savaşın kötüsünü gösteremezsiniz” imanı ile meseleyi aslında kendi şizofrenik konumları ve tükenen ikballeri için sömürdükleri gerçeği.

Daha önce kullandığım bir teşbih ve gözlem: ABD’de siyahtan çok siyahçı bir çok liberal beyaza karşı bazı siyahi entellektüeller şöyle cevap veriyordu (aklımdaki kompozit meal):

“Aslında siyahlar yaptıklarından sorumlu tutulamazlar; onların hayatlarındaki tüm olumsuzlukların nedeni beyaz adam yani biziz” diyenlerin sergiledikleri koruyuculukta “latent” (latan, saklı) ırkçılık var. Bununla siyah derilier hiç bir zaman reşit olmayacaklar demiş oluyorlar. Onlara haberim var: Ben büyüdüm; köle değilim ve reşitim. Teşekkürler koruyucu şefkatiniz için ama bu koruyuculuğunuzla siyahlara iyilik yapmıyorsunuz“.

Bu yazıda da Miroğlu’nun PKK terörünü ebediyyen (reel verilerden bağmsız olarak) masum göstermeye çalışan Nabi Yağcı’lar, Margulies, Cemal, Çandar, Mert, Hür et al. ‘ ya dediğinden de aynı mesajı çıkardım: Kürtleri üstenci koruyuculuğunuzda latan ırkçılık kokusu var.
*************************************
Orhan MİROĞLU/Taraf Gazetesi

Sebebi kalmamış şiddet
Kürt meselesinde sol’un durduğu yerin, PKK’nin şiddetini meşru gösteren bir yer olduğunu ve tartışmaların bu bağlamda geliştiğini düşünüyorum. (devamını oku…)

Read Full Post »

Bu notu yatmadan önce düşeyim dedim; “entelleri” okuduktan sonra “ben biliyordum” desem olmazdı. Aha söylüyorum şimdiden:

1. Başbakan Dersim Gerçeği ile yüzleş(tir)meyi ahlaken doğru olduğu için yaptı. CHP’ye gol atmaya ihtiyacı olduğu için yaptığını söylemek maçın ilk yarsını 3-0 önde tamamlayan takımın arada maçı garantilemek için şikeye baş vurduğunu söylemek kadar abestir. CHP’liler habire kendi kalesine gol atıyor.
Başbakan’ın çıkışı, daha öncekiler gibi ahlaki zorunluluk hissettiği içindir; vicdanın sesidir. Artık dünyada kimseyi bu adamın siyasi şeytanlıkla, “ard niyet” ile hareket ettiği argumanına ikna edemezsiniz.

2. Gelvelakin kimsenin ard niyeti yok mu idi Başbakan’ın “devlet adına özür dilemesi” sonucuna varılmasında?

Kanımca vardı. Başbakan’ı bu “özür dileme” nin zaruretine ikna edenler -ki bunlar arsında kendi etrafındaki danışmanlar da olabilir- belki ona bunun içerde ve dışarda “hadi Ermeniler’den de özür dile devlet adına” talebine dayanak yapılacağını söylemediler. (devamını oku…)

Read Full Post »

Lisedeki bir edebiyat hocamız anlatmıştı (o zamanlar iş bulamayan hukuk mezunları yedek öğretmenlik yaparlardı. Bu hoca da sonradan adalet bakanı dahi olmuş! İsmi de aklımda: Şakir Şeker).

Anlattığı: Istanbul Adliyesi’ne giderseniz kapıda birileri size yaklaşır “şahit lazım mı abi” diye sorar. Ben onun yalancısıyım. Bu da başlığın esin kaynağı. Şahsen gastelerin problemi ne anlayamadım. Kalaşnikofludan milletin vekili olur da terörist müvekkilin vekili olmaz mı?

Öcalan’ın kalaşnikoflu avukatı

KCK Önderlik Komitesi üyesi olduğu iddia edilen avukat İrfan Dündar’ın PKK kamplarında kalaşnikof eğitimi yaptığı fotoğraflar ortaya çıktı. Dündar’ın PKK-Ergenekon bağlantısında rol aldığı iddia edildi.

Haber (devamını oku…)

Read Full Post »

Alıntı:

ESKİDEN ETOBURDUM

11 yıldır et ve tavuk yemediğini söyleyen sanatçı şöyle konuştu: “Et yemeye karşı değilim. Tepki gösterdiğim şey, sadece benim nefsim tatmin olacak diye, başka bir canlıya eziyet edilmesi. Bu yüzden yengeç ıstakoz yemiyorum. Ahtapot yemesem ölmem. Kaz ciğeri gibi yiyecekler ve daha yağlısı lezzetli diye, hayvana çatlayana kadar yem verip, yemezse boğazını deliyorlar. Benim tepkim insanların aç gözlülüğüne. 11 yıl önce gerçekten bir etoburdum. ‘Eti daha yumuşak olsun’ diye bir buzağının bacaklarını kırıp hareket edemeyeceği bir kafese kapattıklarını öğrendiğimde ‘Ben ne yapıyorum böyle’ dedim. Bir boğaz eksilsin bu dünyadan dedim ve eti, tavuğu bıraktım.

 Şevval Sam (Kaynak)

Samimiyetinize inanıyor, hassasiyetiniz için sizi kutluyorum. Sahih vicdan süzgecinizin örnek teşkil ertmesi dileği ile.. (nefsim dahil).

Hamiş: Bu vesile ile Hükümet’in toptan et satışlarındaki vergi oranını %8 den %1’e düşürme kararını yanlış bulduğumu da ifade edeyim. Sigaranın pahalanmasında , hatta sıkıştıkça elini sigara içicilerin cebine sokmakta beis görmeyen ve bunu da “onların iyilği” için yapan  Hükümet’in “aman benim halkım bol kolesterol tüketsin” kaygısı ile vergi muafiyeti getirmesi benim aklıma yatmaz. Eğer kaygı halkın diyetindeki protein eksikliği ise “fakirin proteini” olan baklagillere verin desteği.

Read Full Post »

Gözlerim yaşardı gene haberi okuyunca! Türk futbolunun şike, şiddet, mafya hakimiyeti, magandalık gibi illetlerden tarümar olmuş imajı   karşısında yürekleri sızlayan bu iki takım oyuncuları , “bir şeyler yapmalı” diyerek ayaklarını topun altına koymaya karar vermiş  olmalılar.

Biri “ben kazanacağıma sen kazan, önemli olan kardeşlik” diyen derviş ruhunu “sahaya yansıtıp” kendi kalesine gol atmış. Öbürü de “ne münasebet asıl sen kazan; bilmukabele” demiş.  Ve maç da milletçe özlemini çektiğmiz, hepmize örnek teşkil edecek   birlik ve beraberlik ruhu içerisinde sona ermiş. (1-1).

Şimdi gel de “Hırvatlar da bu ruha sahip olsaydı..”  diye iç geçirme!

*****************************

Haber:

Trabzonspor ile Mesin İdmanyurdu’nun sağanak yağış altında karşılaştığı maçta her iki takım da kendi kalesine gol atınca mücadele 1-1 sona erdi.

Read Full Post »

Einstein, “Her gün kendime kendi iç ve dış hayatımın ölü veya yaşayan diğer insanların emeğinin ürünü olduğunu ve kendi aldığım ve almakta olduğum derecede vermeye gayret etmem gerektiğini hatırlatırım” der.

Bir Türk bilge kişisi de “Bir iyilik yap, at denize;  balık bilmezse Hâlik bilir” demiş.

Birinci haber anonim iyilikleri balığın da bildiğini gösteriyor. Bakınsana şu gülen yüzlere!

*********************************************

Somalili o bebek kurtuldu

Somalili bebek kurtuldu

Somali’de insani kriz boyutuna ulaşan açlık felaketinin simge yüzü haline gelen bir deri bir kemik bebek Minjah Gedi Farah, üç aylık tıbbi bakımın ardından artık dünyaya gülen gözlerle bakıyor.

(devamını oku…)

Read Full Post »

Ne sandınız? 10 Kasım’da neler okunacağına kendiniz mi karar verecektiniz?

Okunacaaak! Oku!

*********************************************************
Yunanistan’dan ve İtalya’dan en büyük farkımız!

Kolay değil Atatürk’ü anlamak ve sevmek

Atatürk’ün büstünü kıran ineğin tekidir!

Atatürkçü Vatan Şairlerinden Şiirler

Allah akıl fikir versin!

De facto diktatör: Atatürk

Read Full Post »

Bu gün notlara ulaşmak için kullanılan terimlere göz attım. Bir tanesi “kurban kemiği köpeklere verilir mi” sorusunu arama motoruna girmek sureti ile ulaşmış. Sorunun muhatabı değilim (İslam fıkhı zaviyesinden) ama aklım, vicdanım, kurbanın manası hakkındaki anlayışıma dayanarak “ne sakınca olabilir ki” diyorum; belki o kemiğe muhtaç insanlar var iken köpeğe vermeyi tercih etme gibi istisnai durumlar problemli bulunabilir, herhalde.

Neyse, o soru bana dostları hatırlama ve hatırlatma vesilesi oldu demek için girizgah idi okuduğunuz. Ve geçmişte düştüğüm bir notu tekrar ısıtıp kavurma niyetine önünüze sürmeye karar verdim.
*****************************************************

Yazıyı Ramazan’da yazmıştım. Değişikliğe hacet yok. Yazı bir vicdan uyandırma servisi çağrısı idi nihayetinde. Vicdanın Ramazan’ı, Kurban’ı olmaz zira. Ben gayretten sorumluyum.
Buyurun.
*******************************************
İslam’da hayvanların yeri üzerine fetva verecek teçhizatım da yok salahiyetim de. Söyleyeceklerimin muhatabı tüm insanlık, kaynağı da vicdan ve akıldır. (devamını oku…)

Read Full Post »

Önce herkesin mübarek Kurban Bayramı’nı tebrik eder sonra “kubanlı” hediyenizi sunarım:

***************************
Komplo, seks, biber gazı…

Clinton ve Strauss-Kahn’a komplo kuruldu, neticede bunlar kritik uluslararası görevlerde bulunan kimseler; peki İzzet Yıldızhan’a kim, niye komplo kurdu? Önemli bir gizli görevi mi vardı?

Allah sizi inandırsın, İzzet Yıldızhan ve Nihat Doğan’a kurulan ‘komplo’ beni çok üzdü. Komplo ya, ne sandınız?! Ankara’da bir otel odasında yaşanan o meşum olay hakkında İzzet Yıldızhan bizzat açıklama yaptı, “Bunun komplo olduğunun net olarak altını çizmek istiyorum. Evet, yaşanmış şeyler var ama yani benim bir kadını dövmem, darp etmem, tecavüz etmem mümkün değil. Nasıl dünyayı yöneten insanlar hakkında, IMF Başkanı ve Clinton’a komplolar kurulduysa bana da öyle komplolar kuruldu.” İşte olay budur efendim. Bir Bill Clinton, bir Dominique Strauss-Kahn, bir İzzet Yıldızhan kolay yetişmiyor. Gerçi bildiğimiz kadarıyla Bill Clinton Bey’e komplo kurulmamıştı, Monica Hanım’la birlikte gerçekleştirdiği Oval Ofis olayı bizzat kendisi tarafından lisanımünasiple itiraf edilmişti. IMF Başkanı Kahn’ın durumu ise daha feci. Yani bir uçan, bir de kaçan kurtulmuş Kahn Bey’den. O kadar çok ‘kemer sıkma planı’ yapan bir kimsenin ‘kemer çözme’ planları da olması gayet tabiidir zira… (devamını oku…)

Read Full Post »

Klişemle başlayayım: Hep bir hallı Turhallıyız; biz bize benzeriz.

Önce biraz hafıza tazeleme:

Şemdinli’de “Adli süreci destekliyorum ama felanca subayı tanırım iyi çocuktur” mealinde sözler sarfeden Yaşar Bütükanıt ilkesizliğin, suç isnadına bakmadan adalet yerine kendisine kişisel veya fikri yakınlığını ikame etmenin sembolü haline gelmemiş mi idi? Bunu bu sembol haline getiren söylemler kime aitti peki?

Ben bir kaç isim sayayım “enteller” veya daha spesifik müzakereci enteller gibi gruplama yerine. Hasan Cemal, Cengiz Çandar, Taraf Gazetesi, Ali Bayramoğlu, Murat Belge  vs.

Bu aydın kişiler,  “kanaat önderleri” (biterim bu tavsife de!) iddia ettikleri ilkelilik gereği, haklarında soruşturma açılan, tutuklanan kimseler için “tanırım iyi çocuktur” diyecek son kişiler olmalı idi değil mi?

Değil imiş. (devamını oku…)

Read Full Post »