Archive for Aralık 2011

“Bir kısım medya” ‘nın dikkatinden kaçmamış Meclis’teki kadın teröristlerden Sabiha Tuncel ve terörist abilerinin Uludere’de 35 insanın öldürülmesi üzerine yapılan basın toplantısında gülücükler saçtığı, kahkahalar patlattığı. Gazetelerdeki resimler bana terörist ablası Emine Ayna’nın “açılım bitmiştir arkadaşlar” veya Aysel Tuğluk’un “kötü şeyler olacak” derkenki çocuklar kadar şen hallerini hatırlattı. Kan gören vampir, mal bulmuş Magribi, leş kargası, kendini ambarda gören aç tavuk, seç beğen al. Şu bilgiyi de ilave edelim doğru veriler üzerine tahlil yapmak adına: Kurbanların kaçakçılıkla geçinen köyünün bir gelir kaynağı da koruculuk imiş. “PKK’yi kendine sözcü seçen bir halk” değil anlayacağınız. ‘PKK’nın umursadığı halk” diye bir kavram da yoktur. Kendi halkının gencecik kızlarının ırzına geçen, canlı canlı yakan bu haydut sürüsü için bu 35-ceset ancak sömürü malzemesi olur ama artık bunu görmeyen de kalmadı.

Keyiflerini kaçırtmak değil niyetim ama hakikatler kendilerine kötü haber olabilir. Onlar ise:

1. Bu defa olay “daha çok kan akarsa Akepe sıkışır, kan kaybeder ve bizim Asker-Ergenekon iktidarı devam eder” umudu ile yapılan bir operasyona benzemiyor. En azından böyle olduğuna dair hiçbir delil sunulmadı. Yani bu defa “resmi açıklama” olan “hatalar zinciri” açıklamasından daha kuvvetli bir teori yok (“Fehman Hüseyin yönlendirdmiş olabilir” teorisi de bilgiden çok tahayyüle dayanıyor gibi).

2. Sinekten yağ çıkarma ümidini hiç kaybetmeyen Ergenekoncu-laikçi- eski solcu yeni “Akepe’ye zarar verecek şeylere hakikat denir” ci kesimlere bakarsanız emri Erdoğan verdi ve F-16’ların kokpitlerinde de Arınç, Naim Şahin, İsmet Yılmaz, Beşir Atalay ve Cemil Çiçek (Fethullah Gülen’in işi çıkmış olmalı) vardı ama bu kötü mizah artık lumpenlerin “sosyal medya”sında dahi prim yapmıyor. (daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

Dr. Ebubekir Sifil
Milli Gazete

Yarın miladi 2012 yılının ilk günü. Hıristiyan dünya yanında dünyanın oldukça büyük bir kısmı “yeni bir yıla” girmenin heyecanını yaşıyor. Yeni bir yıla girmek insanda niçin bir heyecan oluşturur? Doğrusu işin bu yanını düşünen pek kimse yok. Oysa burada üzerinde durulması gereken iki önemli nokta var: “Yeni bir yıl” ve onu “kutlamak.”

Hemen belirtelim ki işbu “yeni yıl” sadece Hristiyan dünyaya ve onların etkisi altında bulunan kültürlere ait bir zaman algısını yansıtıyor; dolayısıyla izafi ve hatta “muhayyel.” Çinlilerin ve Yahudilerin 3 binli, 5 binli yıllara tekabül eden takvimleri, onların çok farklı bir zaman ve takvim algısına sahip olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla dünyanın bir kısmının yarın gireceğini farz ettiği yeni yıl, onlar için bir şey ifade etmiyor.

Bu durum Müslümanlar için de böyle elbette. Biz kendi zaman ve takvim anlaylışımız içinde yeni yılımızı bir aydan biraz fazla bir süre önce giren Muharrem ayıyla birlikte idrak ettik.

Meseleye “yenil yıl” tabirinin ifade ettiği mana ve hayatımıza getirdiği şeyler açısından baktığımızda Müslümanlarla gayrimüslimler arasında bariz bir farklılık görülüyor. Bizler hayatımıza anlam katan zaman dilimlerini “kut”lar, yani onları kutsal bilir, onların bize bereket, rahmet ve esenlik getirmesini temenni ederiz. Yani bizim o zaman dilimlerini idrakimiz, “eğlence” üzerine değil, kulluğun hatırlanması, teberrük ve esenlik dileği şeklinde kendini gösterir.
(daha&helliip;)

Read Full Post »

Aydın Menderes (1946-2011)

1961’de darbeci haydutların katlettiği merhum Başbakan Adnan Menderes’in son yetimi (ağabeyleri Yüksel ve Mutlu Menderes’i 70lerde kaybetmiş idik) vakur, şerefli insan, seviyeli siyasetçi Aydın Menderes’e Allah gani gani rahmet eylesin!

Vefakar eşi Ümran Menderes ile çizdikleri aile tablosu beni hep etkilemiştir. 2.5 yıl kadar önce düştüğüm notlar:

Gazetedeki bir resim üzerine..
***************************************

Alakalı:
27 Mayıs hatıralarım

Read Full Post »

    1970’lerde İTÜ muhtelif devrimci grupların kontrolünde idi. Terör estirirler, kırar dökerler, kan akıtırlardı. Ülkücüleri okula almazlar, geri kalanlarımızın da eğitim yapmasına müsade etmezlerdi. Bir gün, adet olduğu üzre, gene ders esnasında bir devrimci arkadaş sınıfa girdi ve “faşolar bilmem nerde devrimci yoldaşımızı öldürdü. Protesto için Beşiktaş’a yürüyoruz. Herkes dışarı” dedi. Hoca da rutini bozmayarak ilk çantayı kapıp kaçan oldu; arkasından öğrenciler. Ben en son çıkanlardan olurdum, direnerek. Bu defa direnen 10-15 kişi olmuş idik, bir kaç ülkücü, birkaç “hacı, hoca takımı” yani biz. “Çıkmıyoruz, biz buraya ders yapmaya geldik” dedik. Çok tehditler işittik. Sökmeyince kibar, demokratik yolu denediler bu defa. Tebligatı yapan devrimci gencin sözleri hala aklımda:

    Arkadaşlar, herkesin düşüncesine saygılıyız. Herkes kendi gönlü ile dışarı çıksın“!

    Buna benzer ifadeleeri çok duydu bu kulaklar bu memlekette. Bu gün Yeni Şafak başyazarı Ali Bayramoğlu terennüm ediyor aynı cümleyi. Önce “ee Fransa’da soykırım yok demek suçsa, Türkiye’de de bir zamanlar “soykırım var” demek suçtu diyor. Olaydan her zaman “soykırım” diye bahseden entel bize kibarca “Fransız’a kızıyorsunuz ama sizin ülkede durum daha mı iyi” (tenecre dibin..) dedikten sonra o bomba cümleyi patlatıyor. Okuyalım:

    “İşin özü özgür bir şekilde tartışmaktır…”

    Eyvallah, tartışalım ama nasıl?

    “İşin özü tarihte olup biteni resmi tezlerin, milli çıkarların arkasına sığınmadan görebilmektedir. “.

    Tamam ama “tarihçiler” kelimesini duyduğuınuzda al görmüş boğaya dönüyorsunuz sayın entel. Ne yapalım?

    1915’i sindirmek, kabul etmek, özür dilemeyi bilmektir… (daha&helliip;)

Read Full Post »

Genel kültür sorusu:
Aşağıdaki resim neyi temsil ediyor?

A- Los Angeles Times’tan California Eyalet seçim tahminleri başlık grafiği?
B- Wellington Herald’den Yeni Zelanda genel seçim anketi?
C-Guardian’dan “bu gün seçim olsa” anketi başlığı?
D-Sydney Statesman’ın Queensland-Avustralya Eyalet Secimleri anketi?

Bilemediniz!

Bugün Gazetesi’ndeki 15-20 tıklamada okuyabileceğniz “bu gün seçim olsa” haberinin sunumundaki ilk tıklama karesi. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Yüzleşme -özür dileme mevsimine mütenasip olarak Başbakan’ın “Dersim özür dilemesi” ni “Ermeniler’den de özür dile” taleplerinin takip edeceğini söylemiş idim. En az bir düzine koşe kadısı beni haklı çıkardı, sağ olsunlar. Ve bahsettiğim “dış mihraklar” da boş durmadılar. Durun daha ne gördünüz ki?

Batıca’ da ahlak ve menfaat aynı kelimedir. Bir geçmiş günahla yüzeleşildi ise bilin ki karlı olan öyle olduğu içindir. “Artık inkar fizibil değil, masrafsız bir özür dileme çok kilometre gider” der akil adamları. Kızılderililer tükendikten, talep yapacak, zora sokacak gücü kalmadıktan sonra “evet, Kızılderililer’e karşı bazı şeyler yapıldı” demek gibi (her ne kadar Hollywood filmelerindeki kahraman, asil kovboyların kötü bişiler yapmış olabileceğine inanmak zor olsa da). Kölelerin salıverilmesi? Hakeza: Artık fizibil değildi.

Ve bir başkası günahları için kınandı ise bilin ki o “başkası” zayıftır. Kolay rant vardır işin içinde, iç siyasette, ekonomide çoğunlukla. İstisnai örnek yoktur. Bu Batı hiç bir surette İsrail’i zora sokacak bir yüzleştirme veya kınama yapabilir mi? I rest my case your honor.

Şimdi de Fransa’da seçim atmosferinde bir daha piyasaya sürüldü “soykırımı inkar suçu” tasarısı Ermeni lobisi ve “girlfriend”leri entellektüel fahişeler tarafındam. Hem kendini bir şey sanan Kanuni Erdoğan’dan Françe’nin yeni kralı Françesko Sarkozy’nin intikamı alıncaktı, hem Haçlı kalıntsı ırkçı iştahlar tatmin olacaktı. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Evet budur benim inancım.
(doğrusu “cüppeli” değil “cübbeli” ama naapalım, iletişim kurmak lazım “abdest” e “aptes”, “fariza” ya “faraziye” diyen, bin ile milyonu ayırd edemeyen “aydınlarla” dahi).

“Delil” diye medyanın (malesef artık “Islami” kelimesini başına eklemekten hicap duyduğum kesim de dahil) ortaya koydukları kendilerinin ahlaken, aklen iflasından başka bir şeyin “delili” değil kanaatimce.

Tam tersine, bu deliller olayın Ergenekoncu_Şikeci Cephe’nin iyi zamanlanmış bir projesi olduğu intibamı güçlendirici mahiyette. Kendisi de “akrabalık durumundan” bu ahlak çukuru medya-Ergenekoncu-28 Şubatçı Cephe’nin haysiyet cellatlarının kurbanı olmuş biri olarak aklı başında insanlara sadece Müslüm Gündüz-Fadime Şahin-Ali Kalkancı’lı, Sisi’li 28 Şubat günlerini hatırlatırım. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Older Posts »