Archive for 31 Ara 2011

“Bir kısım medya” ‘nın dikkatinden kaçmamış Meclis’teki kadın teröristlerden Sabiha Tuncel ve terörist abilerinin Uludere’de 35 insanın öldürülmesi üzerine yapılan basın toplantısında gülücükler saçtığı, kahkahalar patlattığı. Gazetelerdeki resimler bana terörist ablası Emine Ayna’nın “açılım bitmiştir arkadaşlar” veya Aysel Tuğluk’un “kötü şeyler olacak” derkenki çocuklar kadar şen hallerini hatırlattı. Kan gören vampir, mal bulmuş Magribi, leş kargası, kendini ambarda gören aç tavuk, seç beğen al. Şu bilgiyi de ilave edelim doğru veriler üzerine tahlil yapmak adına: Kurbanların kaçakçılıkla geçinen köyünün bir gelir kaynağı da koruculuk imiş. “PKK’yi kendine sözcü seçen bir halk” değil anlayacağınız. ‘PKK’nın umursadığı halk” diye bir kavram da yoktur. Kendi halkının gencecik kızlarının ırzına geçen, canlı canlı yakan bu haydut sürüsü için bu 35-ceset ancak sömürü malzemesi olur ama artık bunu görmeyen de kalmadı.

Keyiflerini kaçırtmak değil niyetim ama hakikatler kendilerine kötü haber olabilir. Onlar ise:

1. Bu defa olay “daha çok kan akarsa Akepe sıkışır, kan kaybeder ve bizim Asker-Ergenekon iktidarı devam eder” umudu ile yapılan bir operasyona benzemiyor. En azından böyle olduğuna dair hiçbir delil sunulmadı. Yani bu defa “resmi açıklama” olan “hatalar zinciri” açıklamasından daha kuvvetli bir teori yok (“Fehman Hüseyin yönlendirdmiş olabilir” teorisi de bilgiden çok tahayyüle dayanıyor gibi).

2. Sinekten yağ çıkarma ümidini hiç kaybetmeyen Ergenekoncu-laikçi- eski solcu yeni “Akepe’ye zarar verecek şeylere hakikat denir” ci kesimlere bakarsanız emri Erdoğan verdi ve F-16’ların kokpitlerinde de Arınç, Naim Şahin, İsmet Yılmaz, Beşir Atalay ve Cemil Çiçek (Fethullah Gülen’in işi çıkmış olmalı) vardı ama bu kötü mizah artık lumpenlerin “sosyal medya”sında dahi prim yapmıyor. (devamını oku…)

Read Full Post »

Dr. Ebubekir Sifil
Milli Gazete

Yarın miladi 2012 yılının ilk günü. Hıristiyan dünya yanında dünyanın oldukça büyük bir kısmı “yeni bir yıla” girmenin heyecanını yaşıyor. Yeni bir yıla girmek insanda niçin bir heyecan oluşturur? Doğrusu işin bu yanını düşünen pek kimse yok. Oysa burada üzerinde durulması gereken iki önemli nokta var: “Yeni bir yıl” ve onu “kutlamak.”

Hemen belirtelim ki işbu “yeni yıl” sadece Hristiyan dünyaya ve onların etkisi altında bulunan kültürlere ait bir zaman algısını yansıtıyor; dolayısıyla izafi ve hatta “muhayyel.” Çinlilerin ve Yahudilerin 3 binli, 5 binli yıllara tekabül eden takvimleri, onların çok farklı bir zaman ve takvim algısına sahip olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla dünyanın bir kısmının yarın gireceğini farz ettiği yeni yıl, onlar için bir şey ifade etmiyor.

Bu durum Müslümanlar için de böyle elbette. Biz kendi zaman ve takvim anlaylışımız içinde yeni yılımızı bir aydan biraz fazla bir süre önce giren Muharrem ayıyla birlikte idrak ettik.

Meseleye “yenil yıl” tabirinin ifade ettiği mana ve hayatımıza getirdiği şeyler açısından baktığımızda Müslümanlarla gayrimüslimler arasında bariz bir farklılık görülüyor. Bizler hayatımıza anlam katan zaman dilimlerini “kut”lar, yani onları kutsal bilir, onların bize bereket, rahmet ve esenlik getirmesini temenni ederiz. Yani bizim o zaman dilimlerini idrakimiz, “eğlence” üzerine değil, kulluğun hatırlanması, teberrük ve esenlik dileği şeklinde kendini gösterir.
(devamını oku…)

Read Full Post »