Archive for Nisan 2013

Bir Münzevinin Notlarından...

Kendimi bildim bileli lâfazanlık Türk sol hareketinin en etkin olarak kullandığı silahlardan olmuştur. 60’larda daha çocukluğumda ve 70’lerin başlarındaki lise yıllarımda sola meyletmemdeki en önemli etkenlerden biri ergenlik cağının idealizmi, isyankârlığı ise diğeri de onu ezilen ezen, hak, adalet edebiyatı, romantik, popülist söylemler ile manipüle etmeyi bilmiş Ecevit, Nazım Hikmet ve diğer sol tandanslı şairler, yazarlar ve kool sembolleri, sloganlari olmuştur.

İyi hatırlarım 1 Mayıs 1977’yi. İTÜ’de öğrenci idim. Her gün muhtelif sol fraksiyonlar ile ülkücü gençliğin karıştığı “anarşi” eylemlerinde birkaç gencin can verdiği, insanların ellerinde gazete ile yolda yürümeye korktuğu, ülkücü ve solcu mahallelerin, kahvelerin, kurtarılmış bölgelerin bulunduğu, polisin dahi kendi içerisinde biri birine düşman kamplara bölündüğü yıllar idi o yıllar. Taksim’de olay çıkacağı gerek günler öncesinden bekleniyordu.

View original post 1.148 kelime daha

Reklamlar

Read Full Post »

Dört yıl önceki bir 1 Mayıs notu. Hala geçerli.

Bir Münzevinin Notlarından...

Efkarlı günlerimde, sevdalı günlerimde geldi çattı 1 Mayıs! 1 Mayıs deyince artık akla Taksim gelir oldu. Hatta Taksim ile özdeşleşmiştir de diyebiliriz bu işçi bayramı. Bu Taksim = İşçi hakları = Demokrasi denklemini kuranların demokrasi, darbeler, Ergenekon, Cumhuriyet Mitingleri konusundaki fikirlerini araştırma işini size bırakıyorum bu defa. Tabii ki “isteyenlerin derdinin başka olması demokratik hak olup olmadığını belirleyici değildir” mimini de düşelim baştan. Sonra döneceğz mevzuya.

Ben oltaya takılan Haftanın Erke Ödülü yarışmasında mansiyon ödülünü hak eden bir anekdotu nakeledeceğim.

View original post 360 kelime daha

Read Full Post »

Fazıl SayFazıl Say adındaki piyanocu “Bilmem fark ettiniz mi, nerede yavşak, adi, magazinci, hırsız, şaklaban varsa hepsi Allahçı. Bu bir paradoks mu?“buyurmuş. Bu söylemin fikir hürriyeti kavramı kapsamına girip girmediği epeyce tartışıldı ve tartışılmaya devam edecek de. Bügün yazarı Gülay Göktürk söylemin nefret suçu olduğu kanaatinde. Ama beni bu günkü notu düşmeye iten sebep söylemin legal boyutu değil doğruluğu.

Fark etmedim şahsen Fazıl. Benim gözlemlerimin ekseriyeti aksi yönde. Son 30-40 yıla damgasını vuran büyük soyguncuları hatırlamaya çalıştım Cem Uzan’dan Yahya Demirel’e, muhtelif milyarder darbeci generallerden, soyguncu bürokratlara kadar. Aralarında dindar olana rastlamadım. Haa, bu bütün dindar geçinenler dürüst manasına gelmez –ki evet din tüccarları da tanıdım hayatımda- ama çalgıcının işaret ettiği paradox da varit değil manasına gelir.

Şaklaban, magazinci….vb. taife için de hakeza. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Halil BERKTAY/Taraf GAZETESİ

Yeniden birleşirken (6 Nisan Cumartesi) ve “Bir zamanlar kardeştiler”i (10 Nisan Çarşamba) yazarken, başlı başına spor konusuna girmek ve hele devam etmek yoktu kafamda. Yugoslavya örneğinde, milliyetçi boy ölçüşmecilikler sonucu yaşanan bölünmelerin, (bırakın ölümleri) en yakın arkadaşların dahi ruhunu nasıl yıktığını anlatmak istemiştim. Bu arada verdiğim bazı yan bilgiler, sporun, daha doğrusu kitlesel spor seyirciliğinin, günümüzde insanların hayatında ne kadar büyük bir yer tuttuğunu hatırlatıyordu.

Elbette bu, toplumda hâkim spor kültürünün siyaset kültürüyle de çok iç içe olması demek. Ne ki, henüz Galatasaray – Mersin İdmanyurdu maçı oynanmamış; çağdaş Türk büyüklerinden Fatih Terim bu gerçeği iyice gözümüze sokmamıştı. (daha&helliip;)

Read Full Post »