Archive for Haziran 2013

Aşağıdaki iki yazı şeytanın yerli ve yabancı çocuklarınınn hedefe koyduğu -boşuna değil- polis üzerine. İkisinin de altına imzamı atarım.

http://haber.stargazete.com/yazar/oyunu-cevik-bozdu/yazi-765402

http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/guzel/2013/06/25/polis-taksimde-destan-yazdi

Read Full Post »

14 Haziran 2013
ATİLLA YAYLA

İktisat profesörü Thomas Mayor şimdiye kadar okuduğum bilimsel makalelerin en önemlilerinden biri olan “Hunter-Gatherers” adlı yazısında beşerî kurumların doğuşunu anlatır.

Antropolojik, arkeolojik bulgulara, etnografik incelemelere dayanan ve üstüne siyasî felsefe, hukuk ve iktisat bilgisini ekleyen bu makaleye göre insanlar son 10 (belki 11) bin yıl öncesine kadar, yaklaşık 50 kişiden müteşekkil kabilelerde yaşadılar. Küme topluluğu adı verilen bu yapılar, komünist teoriye inananları hayal kırıklığına uğratacak şekilde, bireyselci felsefeye ve gönüllü işbirliğine dayanan ilk insan topluluklarıydı. Bu topluluklarda bugünkü anlamda bir yöneten – yönetilen ilişkisi ve dolayısıyla siyasî faaliyet yoktu. Yerleşik hayata geçilince işler değişmeye başladı. Nüfus arttı, toplumsal ilişkiler ve ekonomik hayat karmaşıklaştı ve bildiğimiz anlamda siyasî yönetim olayı doğdu. Siyasî yönetim, o günden bugüne şehir devleti, krallık, imparatorluk ve nihayet ulus devlet biçimlerinde karşımıza çıktı. Aksini iddia edenler olmasına rağmen, bu vakanın, yani yöneten–yönetilen ayrımının sona ereceğine, ortadan kalkacağına dair bir emare yok. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Azgın azınlığın Türkiye’nin geleceğini imza attıkları geçmişten de beter etmesine müsade etmek istemiyorsak her birimiz ortak iyilik için –bencilseniz dahi kendiniz için- yapabileceği bir çok pratik eylem ve doğru duruş şekli vardır. Aklıma gelenler:
1. Gazetelere, köşe yazarlarına, konuşurlara özellikle de omurgasızlık sergileyen demokrat veya muhafazakar bilinen kalemlere (ki çoğu maalesef “muhafazakar medya”’ da fikir serdediyor) protestolarınızı bildirmek; bu ikircikli veya açıkça provokasyona destek çıkan, onu masumane “çevrecilik” veya “halk hareketi “ olrak sunmaya çalışmalarının ne dindarlık ne demokratlıkla açıklanabileceğini, bu tavırları ile ancak yeni bir darbe ortamının yaratılmasına katkıda bulunduklarını ifade etmek.
2. Twitter, Facebook ve diğer sosyal medya mecralarını etkin şekilde kullanıp dezenformasyon, fabrikasyonu nötralleştirmek.
3. Yabancı dil bilenlerin CNN, BBC, El Cezire gibi milletlerarası medya organlarına kısa mesajlar yazıp olayın bir özgürlük talebi değil tam tersine halkın özgürlüklerini yok etmek isteyen bir şımarık azınlığın, terörist gruplarla işbirliği içerisinde bir kalkışma başlatma çabası olduğunu yazmak. Bu yayınların hepsinin okuyucu, seyirci yorumlarına tahsis edilmiş sayfaları mevcut. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Yeni “çevrecilerin” çoğunun aksine ben Taksim Gezi Parkı’nı iyi bilirim. 70’lerde okuduğum İTÜ’nün yakınındaydı; oturmuşluğum çoktur. Topu topuna bir kaç dönümlük alan. Demagojik yaygaranın aksine şu anda yapılan yol genişletme-yayalaştırma çalışmasından ibaret. Topçu Kışlası görünümündeki AVM projesi bana da hoş gelmemiş idi. AVM eksiğimiz yok, özellikle merkezi İstanbul’da yeşil alan eksiğimiz var. Gerçek bir çevreci olarak refleksim daha az betonlaşma daha fazla yeşilleştirme yönünde.

Çevrecilik üzerine bu kadar. Zira artık olayın çevre mevre ile alkası yok. Aklıma Akif’in Çanakkale Şehitleri şiirinden bir dize geldi: Kanada’nın yanında bakıyorsun Ostralya.

“Taksim direnişi kahramanları” listesine bakınca gavurların ifadesi ile tüm “strange bedfellows” (uyumsuz yatak arkadaşları) orada. Projeye tüm Belediye Meclisi üyelerinin onay verdiği CHP’den “ana dilde öğrenim” hakkı için binlerce insanın katline cevaz veren lakin 5 tane ağacın sökülmesine yüreği dayanmayan “all purpose direnişçi” fırsatçı Sırrı Süreyyqa Önder’e, Doğu Perinçek’in terörist yavrularından Esed’in favori şarkıcısına, TÜSİAD’ına kadar “Ak Parti düşmanları International” tekmili birden orada. (daha&helliip;)

Read Full Post »