Archive for 23 Ağu 2013

Bir kaç yıl önce, İsrail Gazze’deki son büyük katliamı devem ederken.. Zaman Gazetesi’nde bir yazı çıkmıştı Ahmet Selim imzalı. Gazze’den demir atolyesinde yapma roketlerden İsrail’e atan gençleri, Hamas’ı sigaya çekiyordu “savaş böyle olmaz, nizami ordular arasında olur, ne hakkın var İslam dünyasını savaşa sokmaya” falan diyerek. Gavurlar dahi böyle diyenlere “blaming the victim: Kurbanı suçlamak) diyordu. Ona cevaben yazdığım yazıda aynen şöyle demişim:

Bak Ahmet Efendi,
Ahirette komşu olarak senin ilim ve irfanından mahrum kalmış, Şeyh Ahmet Yasin’i de, Rantissi’yi de, Yusuf El Karadavi’yi de Filistinli şehit bebeleri, gençleri kadınları da, intihar bombacılarını da, yanlış yaptığını senden öğrendiğimiz Hasan Tahsin’i de Sütçü İmam, Kara Fatma ve diğer Kurtuluş Savaşı teröristlerimizi de sana tercih ederim.

Sanıyorum aynı yazıda “Gazze’de Siyonist Katil’in buldozerinin altından çocukları çıkarmaya çalışırken ezilen Rachel Corrie ile komşu olmayı sana yeğlerim” de demiştim.

Buradan ne anlaşıiıyor? Sıkça hatırlatrım fetva mercii olmadığımı, malümün ilamı olsa da. Ama yüreğimi, beynimi ben kontrol ederim; kiralık değil. Benim vücudumdaki her hücre ait olduğum milletin “kötülük gördüğünde eli ile, dili ile düzeltenler” milleti olduğunu haykırıyor din hanesinde ne yazdığına bakmaksızın. Daha önceki yazımda bahsettim, bir kaç örnekle destekleyeyim neden “Müslüman” tanımlamasının benim için fazla bir referans değerinin kalmadığını.

Bizim darbecilerin aksine Sisi pek de “laik” değilmiş. Laiklik şöyle dursun eşi peçeli imiş! Aman y-generasyonu duymasın! Sosyolojileri bozulur! (daha&helliip;)

Read Full Post »