Archive for 08 Mar 2014

Başbakan Erdoğan’ın Gülen ve Örgütü ile ilgili takip ettiği politika ve verdiği mesajlara bakıldığında bunun gereğinden fazla sert veya Cemaat tabanından hala gelebilecek oyları kaçırtıcı nitelikte olduğu söylenebilir. Nitekim Cemaat tavanı da tabana “hedefte siz abiler, ablalar, dünyaya sadece Allah rızası için hizmet götüren ihlaslı Hizmet erleri varsınız” propagandasını pompalıyor epeydir.

Peki neden Erdoğan seçim öncesinde oylarını maksimize etmek için yararlanabileceği muhtemel oy havuzlarından biri üzerinde olumsuz etkiler bırakacak mesajları vermeye devam ediyor? Bunun birinci cevabı Erdoğan’ın kişiliği olarak verilebilir. İnandığı doğruları hesapsız, müdanasızca söylemesi – ki bu siyasi doğrucluk lisanında “no no” dur. Bu siyasi stratejistlere sorsanız Erdoğan’ın “one minute” çıkışı da, Mısır’da Sisi Dabesi’ne karşı , Suriye’de Esed’e karşı tavizsiz duruşu da, seçim dönemlerinde içerde Türkiye’nin bildik siyasetçilerinin aksine “menfaatçi seçmene” dönük, gerçekçi olmayan vaadlerde bulunmaması, seçim ekonomisini benimsememesi de yanlış stratejilerdir. Ve bu stratejileri izleyenler içerde de dışarda da kaybederler. Gezi’de de Erdoğan’ın lisanının sertliğini eleştirenler doğru yaklaşım olarak Bülent Arınç ve CB Abdullah Gül’ün yumuşak lisanını gösterdiler.
Ama bu örneklerin hepsinde Erdoğan o “yanlış siyasi söylemlere” rağman değil onlar sayesinde kazandı. O siyaset bilenlerin alışıldık paradigmalarını toptan reddeden, ahlaki doğruculuğun halk nezdinde de makes bulacağını düşünen bir siyaset güdüyor Erdoğan. Monşerler, siyasi iletişimciler, statükonun ezberlettiği formüller ile çözümler sunanların anlamadığı da bu: doğruculuğun piyasa değeri de vardır bu toplumda.
İşte Erdoğan’ın “Cemaat politikasını” da bu çerçevede okuyorum ben. Söylediklerinin doğruluğuna inanıyor va “maşeri vicdana” güveniyor. Bir kısım insan yüz çevirse de bir o kadar, belki de daha fazla diğerinin bu ahlaki duruşunu takdir edip ona yaklaşacağını düşünüyor. Hani birkaç sene önce kullandığı “hiddet te bir siyasi ifade şeklidir” mealinde bir sözü vardı ya, o. Buradaki hiddetin bir rol değil, samimi olduğunun halk tarafından anlaşıldığını ve onları enerjize edici olduğunu da biliyor.

Cemaat’le ilgili tehditvari sözlerinin daha önemli bir nedeni daha var. O da “17 Aralık teşebbüsü” ile başlayan süreçte kendisinin ve Hükümeti’nin yalpalamadığı, gücünden bir şey kaybetmediği, tam tersine teşebbüs sahibi FG ve Cemaat’inin kaybeden olduğu mesajını pekiştirmek istiyor. Bu mesaj bilhassa içerde ve dışarda çekişmeyi bir maç seyreder gibi seyredip “kazanan ata” oynama temayülündekiler, örneğin bir kısım medya, İstanbul sermayesi, dışarda da Cemaat dezenformasyonu etkisinde kalmış güç odakları nezdinde önem arz ediyor. Onlara “yanlış ata oynamayın” demiş oluyor. (devamını oku…)

Read Full Post »