Archive for 10 Nis 2014

Sayın Başbakan,

Daha önceki yazımda bahsettiğim fikrin sorumluluğu şiarı ile uyguladığım kendime sansürüme son verip, şikayet etmem için şimdi de uygun zaman olmayabilir ama, klişe tabir ile “kol kırılır yen içinde kalır” kaidesine sonusuza kadar sadık kalamadım. Zira yararlı fikir, bilgi sahipleri sadece bunları efkar-ı umumi ve yönetenlere duyurma araçlarına sahip köşe kadıları, kanaat önderleri, akil insanlardan ibaret değil. Milletin düşünen, hisseden, davası olan, bilgi, fikir sahibi bir ferdi olarak sadece sandıkta konuşmayı da yeterli görmüyorum.

Nerden nereye geldiğimizi anlatmama gerek yok. “Devrim gibi evrim” olarak tesmiye ettiğim, Merhum Turgut Özal’ın attığı temeller üzerine, onun dahi hayal edemeyeceği bir noktaya getirdiniz Türkiye’yi! Bunu yalnız yapmadınız elbette ama İstanbul’u da Fatih yalnız fethetmedi. Şikayetnamemin başında bunu zikretmem “marifet iltifata tâbidir” adabı gereğidir.

“Devrim gibi evrim” diyorsam problemim ne peki? Şunlar:

Bir zamanlar yönetimde söz sahibi olmayan, refahı düşük seviyede olan halkı söz sahibi yaptınız ama toplumun da ondan çıkan bürokrat-siyasetçi-medya-iş dünyasının DNA’sında fazla değişiklik yapamadınız. Belki bir başbakandan bunu beklemek gerçekçi olmayabilir ama siz bu topluma hayal kurmayı da öğrettiniz, hatta bazı imkansız görünen hayallerin o kadar da imkansız olmadığını gösterdiniz. İdeale varılmasa da o hedefe dönük gayretlerin boşa gitmediğini öğrendik hep beraber.

Bahsettiğim toplumun DNA’sı pek güzel hasletler içerdiği gibi bir çok zaaflar da içeriyor. Son 12 yılda hakim kılmaya çalıştığınız ahlaki değerler bu toplumsal zaaflarının direnci ile karşılaştı. Kuralları pek sevmeyen, her durum için kendine göre bir fıkıh üreten, eş-dost, ahbap-çavuş ilişkilerini merkeze koyan, ama vicdanlı bir toplumuz. Laik mahalle, İslami mahalle, Türk, Kürt, Alevi Sünni ayrımı yapmadan bunu söyleyebiliriz. Hep bir hallı Turhallıyız, biz bize benzeriz. (devamını oku…)

Read Full Post »