Archive for Mayıs 2014

Sami DemirbilekEnerji Bakanlığı eski müsteşarı, Ciner Holding-Park Enerji Üst Yönetciisi Sami Demirbilek’i kaybettiğimizi bu gün bir eski dosttan öğrendim. (http://ekonomi.haberturk.com/is-yasam/haber/952123-sami-demirbilek-i-ugurladik).
70’lerdeki Üniversite yıllarından önce yurt sonra da ev arkadaşımdı Sami. Hatıralarım çoktur. Sonraki yıllarda 2-3 defa görüşmüş idik Ankara’da 80’lerin ve 90’ların sonlarında. Son olarak 2-3 ay kadar önce telefonda konuşmuştuk. Kandillerde mesajlarını ihmal etmezdi. Severdim Sami’yi. Üniversite yıllarındaki o hoş sohbet, ahkam kesmeyi seven, güncel –siyasi konulara hakim, mizah kaabiliyeti güçlü sevimli çocuk olarak hatırlıyorum hala. Gazetelerde yakın zamanlara ait resimlerini gördüm; aynı sevimli çocuksu sima.
İTÜ’den maden mühendisi olarak mezun olduktan bir süre sonra Ingiltere’de doktorasını yaptı . Yurda döndükten sonra sonra Enerji Bakanlığı, Elektrik İşleri Etüd Idaresi, EPDK, DTP gibi bir çok kurumda üst düzey görevler üstlenmiş, girişken, dinamik, zeki bir arkadaş idi.
Cenazesine yetişemediğim için üzgünüm. Allah’tan ona rahmet aile ve yakınlarına baş sağlığı ve sabırlar diliyorum.

Reklamlar

Read Full Post »

Güle güle Don Kişot

Resim-Araba-Serpil-4-1-2013 053Bulut-Don Kişot-7-adj
Büyük ninesi balkonumda doğum yaptığında başladı ortak kaderimiz. Siyah parlak yeşil gözlü bir kedi idi; ad dahi koymamıştım zira benim değildi. Sokak kedsiydi işte büyük nine. Herhalde benim dost olduğumu sezmiş  olmalıydı ki benim balkonu güvenli bulmuştu dünyaya getireceği yavrular için. O üç yavrudan birini daracık sokakta ralli yapan bir …… ezdi. Bir diğeri kayboldu, belki onun kaderi de kardeşininki gibi idi. Ve sonuncusu, iki defa araba çarpmasına rağmen, direndi, ayakta kaldı, kalçasında metalli  topal bir oğlan olarak.

Sonra kör kız girdi  hayatıma. (daha&helliip;)

Read Full Post »

 
Gözyaşları yüzlerini yıkıyor, 14-15 yaşındaki kuzuları PKK tarafından kaçırılan anneler. 

Ellerinde çocuklarının fotoğrafları, yüzlerinde kararlı bir ifadeyle Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi önünde oturuyor ve çocuklarını almadan şuradan şuraya gitmeyeceklerini söylüyorlar.

Kararlılıkları da haklılıkları kadar etkileyici.

Endişe ve özlem yüklü olsa da bu eylem, çözüm sürecinin sağladığı güven ortamını, gelecek umudunu ve sivillerin örgüte karşı kazandığı özgüveni de gösteriyor.

Evlatları dağa inançla ya da zorla çıkarılmış on binlerce anne yıllarca kuytularda ağladı çünkü. Artık meydanlara çıkıyor ve “yeter ciğerim yanıyor, çocuğumu ver!” diyebiliyorlar.

Belediye önünde oturmaları da boşuna değil. PKK’ya karşı ilk eylemi yapan anne, çocuğunun BDP’li belediye tarafından düzenlenen pikniğe katıldığını ve oradan dağa çıkarıldığını söylemiş, isabet kaydeden bu tepki üzerine çocuk ailesine teslim edilmişti.

Şimdi aynı çağrıyı, sayıları 10’u bulan çocukların aileleri 10 günden fazladır yapıyor ama durumun doğru algılandığını ve sorumluluk alındığını gösteren herhangi bir yankı gelmiş değil. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Gülay GÖKTÜRK Gülay GÖKTÜRK gokturkgulay@yahoo.com

Gösterilerde molotof atanlara verilecek ceza ağırlaştırılacakmış.

Acaba bunu da “diktatörlüğe gidişin bir işareti” olarak mı görür bizim anti-Tayyip cenah?

Molotofçuların gösteri ve protesto hakkına karşı bir saldırı derler belki de buna… Erdoğan’ı da protesto hakkını engellemekle eleştiriler…

Molotofçular aynı zamanda maskeli oluyor, biliyorsunuz. Gösteriye maskeyle gelmek, daha baştan suç işleyeceğinin ikrarı aslında. Yoksa neden suratını gizlesin ki… Bazı Batı ülkelerinde yüzü maskeli olmak başlı başına gözaltı sebebi sayılıyor. Acaba bizim polis de gösterilerde yüzü maskelileri toplamaya kalksa bu faşistlik mi olur?

Polis “mavi kuvvet” mi?

Bu ülkede, demokratik protesto hakkını kullananlar hiçbir zaman yakalarını kurtaramadı maskeli molotofçulardan; eylemlerine bir türlü sahip çıkamadı. O güruh, her zaman kitlelerin arasına sızıp gösteriyi zehirlemeyi becerdi, demokratik kitle gösterileriyle şiddet hep iç içe oldu. (daha&helliip;)

Read Full Post »

  • WHOSE DA’WAH IS HAGIA SOPHIA ANYWAY?

    Turkey is within its sovereign right to determine the status of Haga Sophia based on its own historic heritage and values. That said, there is no urgency to convert it back to mosque when the country is facing more pressing issues

    • Bekir L. Yıldırım
     

    Whose da'wah is Hagia Sophia anyway?

    The Hagia Sophia (Ayasofya in Turkish), built as a patriarchal basilica (532-537), has changed status several times throughout its tumultuous history. It remained as the Eastern Orthodox cathedral until 1453 when Fatih Sultan Mehmed (Mehmed the Conqueror) took Istanbul, except for the brief Latin Crusader occupation in the 13th century, during which it served as a Roman Catholic cathedral. Fatih converted the building into an imperial mosque. During the reign of Fatih and his successor sultans, many repairs were done. Minarets and eventually buildings including a madrasa, an imaret (soup kitchen), sultans’ tombs and library were also added, transforming it into a külliye or a religioussocial complex. As a result of these additions during the Ottoman era, the Hagia Sophia gained an added Islamic-Ottoman character. It remained in the mosque-külliye status until 1931 when it was closed for repairs and minor modifications for its eventual conversion to a museum in 1935, a status it has held since. As a result of its history, it held and still does, a religious as well as historic significance to both Orthodox Christians and Muslim Turks, in addition to its status as an architectural wonder of the world. The building which some art historians include among the “seven wonders of the medieval era,” holds world heritage site designation by UNESCO.
     

Read Full Post »

Alp GürkanSoma konusunda yazılan, konuşulanlara ilave edecek sözümün olmadığını düşünüyordum. Bu notu düşme nedenim sadece dün bir gazetede okuduğum bir haberin bende yarattığı duygu. Soma Kömür İşletmesi’nin sahibi Alp Gürkan’ın resminde, o bildik Koç Ailesi fertlerini andıran bencil, narsisist, hedonist, kendinden emin, boş, şefkatten, merhametten emare barındırmayan bir yüz görmüştüm. Tam “insafsız kapitalizm” dergisine kapak olacak bir tip. Ama henüz ne olduğunu bilmeden “adamın tipi” üzerinden fikir yürütmek de olmazdı.

Dün gazetede okuduğum haber yüzüne vuran “nuru” biraz açıklayıcı idi. Alp Gürkan bilmem kaç sene önce Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar (bu isim de hep ilginç gelmiştir fakire- acaba bir de ayrıca “esir ve reddedilmiş Masonlar locası” mı var- neyse, meraktan çatlamıyacağım) dergisi Mimar Sinan’da (isim seçimine bak!) “Masonluğun Nuru” başlıklı bir yazı yazmış, rivayete göre. İşte şimdi yüzündeki o “nurun” sırrı çözüldü dedim. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Yüreğimiz yanıyor!

Ekmeğini aslanın ağzında ararken hayatını kaybeden işçilerimize Allah’tan  rahmet, aile, yakınlarına sabırlar, yaralı kardeşlerimize acil şifalar niyaz ediyorum. Mekanları cennet olsun Hakk’a kavuşanlarımızın.

Bir daha evlermize ateşler salınmasın , kimseye yaşatmasın yüce Rabbim bu acıları.

**********************************************

Hamiş: En azından bir kaç gün siyasi sömürü yapılmaz, insanların sadece yas tutmasına, yaralarını sarmasına müsade edilir diye ümit etmiştim. Yanılmışım.

Ahlak çukurları bir taraftan  Efendilerinin taziyesini yayınlarken diğer taraftan bir kaç saat bekleyemediler siyasi sömürü yapmak için!

Buyurun:

http://www.todayszaman.com/news-347810-lack-of-proper-inspection-blamed-in-soma-mine-disaster.html

Müsebbibin denetimsizlik olduğunu tespit etmiş Feto-çocukları daha ilk günden. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Older Posts »