Archive for Kasım 2014

“Gerçek” dediğime bakmayın; ben de flaş flaş medyacılık yaptım mezkur gasteler gibi. Karalioğlu, Ocaktan, Cömert ve arkadaşlarının Star-Akşam’dan gidişinin sebebi tahminim: Tam da Ethem Sancak’ın dediği gibi “felsefe ayrılığı” olduğunu düşünüyorum.

Sex felsefesi hoşunuza gitmiyorsa “arz-talep” diyin.

Bu arkadaşlar diyor ki biz Sabah olmayalım, İslami kimliğimiz, itibarımz var,fazla frikikçi, magazinci takılırsak inanılırlığımız kalmaz tabanda. Sancak da diyor ki: İyi de gençler, ben bu gastelere miyonları hayır, himmet olsun diye yatırmadım.. Halkımız ne Şükrü Hanioğlu’nu bilir ne de Taha Özhan’ı tıklar. Ayşe Özyılmazel diye IQ’su 65, SHQ'(Sexual Hormone Quotient-uydurdum) 265 olan kızımızın felsefesini takip etmeyi yeğler.Bu kredileri kim ödeyecek? Tamam bir adet Nihat Hatipoğlu veya H. Karaman da biz buluruz ille de “İslami” olacaksak” ama hem Doğan’la yarışıp hem de “temiz medyacılık” yapmayı keşfeden varsa onlar alsın. Hem”ahlak” dediğinizde cinsellikten ibaret değil ve dahi “İslami olmanın” da piyasa değeri malumunuz..

Hasılı tahminim, sebep Sabah Grubu için yazdıklarımın aynısı: Felsefe.

Son noktayı koyduğuma göre artık konu kapanır eminim.

Reklamlar

Read Full Post »

Pazarda limon satma işi suya düştü. Simit işi hakeza. Fatoş’un ifadesi ile “yeni rantabıl alanlara yönelmek lazım” olduğuna kanaat getirdim lakin bu beni ikilemden kurtaramadı. El alem gibi parti kurayım desem imza verecek 30 kişiyi nereden bulıcam? Annem de rahmetli olunca ailemden bir imza çıkmaz. Eee el alemin oğlu “iyi de sen ne menem kurtarıcı olduğuna aileni ikna edememişsin..hem..” derse…İşin içinde bir de hemşehrim Abdullatif sendromu var. 30 kişiye bakanlık versem bir de harçları denkleştirmek lazım. Diğerlerini Engin Ardıç bilir, meraklısı ordan takip edebilir. Neyse ki “parti kurmayana kız vermiyorlar” oluşunu umursayacak medeni halde değilim.

Geriye kala kala şimdilerin ikinci modası üniversite kurma kaldı. Her ne kadar  “rantabıl” görünse de  zahmetli iş nerden baksanız. Bir ticaret merkezinde en azından üç katlı bir apartmanı satın almayı bırak kirası nerden baksan benim gücüm yetecek meblağ değil. Ne bana Belgrad Ormanı’nın (veya Beykoz Ormanı kaldıysa.. fark etmez) “zeytinliklerini” temizletip “verdimse ben verdim” diyecek çevreci CB var ne de “ne istedi de vermedik” diyecek “Diktatör”. Olsa bile nerden bulıcam inşaat için faizsiz kredi, hibe, himmet, imar planı, teşvik vs.’yi “poroceyi” rantabıl yapmak için?  Bir de   bir kaç prof.dr değilse de en azından üniversite diplomalı bulmak lazım kurucu rektör, dekan, bölüm başkanı felan yapmak için. Tanıdıkların çoğunu diğer tüccarlar kapmış!

İkilemler ikilemler!
Hele şimdilik üçüncü modaya uyarak “tarihe not” düşeyim zamanın manzara-ı umumiyesine dair,  gerisini sonra düşünürüz.

Read Full Post »

Haber kaynağı: Bütün gazeteler, görsel medya: “3 kişilik bilirkişi heyetiyle kazanın olduğu galeriye ulaşılabilen en yakın yer olan 775 kotuna gidilerek inceleme yapıldığının belirtildiği açıklamada, kazanın nedeninin eski imalat bölgesine biriken su olduğunu belirtildi. Açıklamada, “Dosya üzerinde ve kaza yerinde yapılan incelemeler sonucu bilirkişilerce ön rapor düzenlenmiştir. Düzenlenen ön raporda; kazanın eski imalat bölgesine yıllar içerisinde birikmiş olan suların, zaman içinde basınç eşik değerini aşarak zayıflayan topuktan çalışma alanlarında aniden su baskınına neden olmasından kaynaklı olduğu belirtilmiştir” denildi. Anlamayan varsa açıklayayım. Facianın sorumluları şunlardır:

1. Yerin 400 metre altında İMALAT YAPILDIĞINI düşünen bilirkişiler (Haberi ilk okuduğumda gerçekten bir çeşit imalat tesisini ile alakası olabileceğini düşündüm- değilmiş bir diğer kömür ocağı imiş “İMALATHANE”.

2. Bu kara cahilleri “bilirkişi” yapanlar. Eğer onlar doğru ifadeler kullandı ama “imalat” savcının ise bu kara cahil o ve onu Cumhuriyet Savcısı yapanlar. 3. Yüzlerce çoğu ünlü, kimileri çok sıfırlı paralar kazanan aralarından bir tanesi çıkıp da “ULAN GERZEKLER KÖMÜR İMAL EDİLMEZ ÜRETİLİR: Amerika da icad edilmez keşf edilir. Ayrıca Gavurca CONFİRm kelimesinin Türkçesi TEYİD ETMEKTİR. ADINIZI ONAYLIYOR MUSUNUZ NE DEMEK ÖKÜZ!” demeyen medya yöneticileri, (daha&helliip;)

Read Full Post »

sehzadeler_soldan%20ikinci%20Abdurrahim%20Efendi

Sultan Abdülhamid Han’ınin kızı (sanıyorum en küçük) 93 yaşındaki Şadiye Sultan’ın Cihangir’de küçücük bir apartmanda, yalnız başına (!) yaşarken düşüp kalçasını kırması sonucu vefat ettiğini gazetede okurken biraz suçluluk, biraz da “neredeydi bu Osmanlı mirası” konusunda mangalda kül bırakmayan kahramanlar” duygusuna gark olduğumu çok iyi hatırlıyorum, 76 veya 77 olmalı idi. Suçluluk biraz da çok yakınında Gümüşsuyu’nda bir apartmanda 25 arkadaş birlikte oturuyor olmaktan. Ne bileyim bilseydik belki alışverişinde, eczaneye, hastaneye falan gitmesine yardım ederdik..” hayıflanması. Benzeri duyguları 2000’lerin başında Orlando Florida yakınlarında bir akrabasının daracık apartmanında kötü muamele gördüğü bes belli olarak son günlerini geçiren büyük İslam alimi Muhammed Hamidullah’ı ziyaret ettiğimizde de hissetmiş idim. Nerede idiler onun yakınında olmaktan kendilerine gurur payı çıkaran onca talebesi?

Konuyu dağıtmadan resme döneyim. Bu resim beni çok duygulandırdı. Gene üniversite yıllarında okurken ağladığım Kadir Mısıroğlu’nun “Osmanoğulları’nın Dramı” kitabında okuduklarım canlandı hafızamda. Evet, Rusya’da Bolşevikler’in katlettiği Romanovlar’ın son resmi de duygulandırmıştı fakiri, insani açıdan ama Bu başka duygulanma. Zira Osmanoğulları bizim ailemiz idiler, bana.

Read Full Post »