Archive for 13 Ara 2014

Bu konuda o kadar doluyum ki aslında gene sıkça kullandığım iki sözle başlamam lazım: Açtırma ağzımı zinhar/Derunumda neler var!” ve “Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil”.

Daha önce de söyledim 17 Aralık sonrası “yolsuzluk” trenine atlamama sebebim: Yolsuzlukların en adicesi en büyüğü olan bir darbe teşebbüsünün meşrulaştırılmasına katkı sunma korkusu idi. Ama artık Başbakan’ın Başdanışmanı Etyen Mahcupyan’dan bizim mahallenin en saygın isimlerinden H. Karaman’ın hatta Bülent Arınç’ın dahi söylemine giren bir olguya “fikrin sorumluluğu” duygusu ile benim gibi “etkin ve yetkin dairelerin” dışındaki bir münzevinin kayıtsız kalmaya devam etmesi kraldan çok kralcılık olurdu en azından.

Aklıma geliş sırasına göre:

1. Yolsuz toplumuz. Neden böyle olduğumuzu anlamak için münhasıran bizim toplum sosyolojisini, sosyopsikolojisini araştırmanıza hacet yok; evrensel bir olgudur yolsuzluk ve insanlığın başlangıcından beri var olan bir ahlaki zaafiyetir.

2. Transparency International (Milletlerarası Şeffaflık Örgütü- Aaa bakın bunlar da örgütmüş!) yolsuzluk algısı indeksine baktım. Zenginlik ile yolsuzluk (algısı denilmiş çünkü gerçekte tanmlamak da ölçmek de çok zor) ters orantılı büyük ölçüde. Ülke fakirleştikçe yolsuzluk artıyor. Sadece iki istisnai denebilecek ülke: Uruguay ve Barbedos. İkisi de küçük ve fazla zengin olmamalarına rağmen yolsuzluk az imiş. Özel nedenler, ölçüm metodu vs faktörleri araştırmadım. Fakirlik-yolsuzluk bağlantısını bozmayacak istisna. Herhalde bu ilişkiyi anlamak zor değildir. (daha&helliip;)

Read Full Post »