Archive for 07 Haz 2015

Beni tanıyanlar sonuçlara en fazla üzülenlerden olduğumu bilirler.

Oyumu da verdim, benim bütçeme göre büyükçe bir meblağ olan parayı da. Eleştirilerimi adaylık teşebbüsünden önce de yaptım, sonra da. Dolayısı ile “düşenin dostu olmaz” sözü beni ilgilendirmez; belki “dost acı söyler” sözü uyar – ki eminim herkes bu hamasette bulunacak önümüzdeki dönemde.

Dolu, duygusal bir Mehmet Metiner doğru söyledi biraz önce TV’de, benim de sıkça söylediğim “öz eleştri öz ile yapılır” mealinde sözleri. Ama benim problemim beni Parti’nin “öz” saymayışı, kasıtlı ve kararlı bir tarzda “dışarda” tutması. Dolayısı ile benim söyleyeceklerim artık “özeleştiri” değil eleştiridir- ki gerek burada, gerek Oda-TV’de bunu yapıyordum.

Sadede gelirsek, aslında AK Parti”milletin şamarı” denebilecek bir kayıp yaşamadı. Şunun adını doğru koyalım: Kürtler Kürtçü davrandılar veya Kürtlüklerini diğer bütün değerlerin önüne koydular. Diğer kesimler-genelleme yaparsak- daha yüksek veya daha manalı değerler ile sandığa gitti, aradaki gelişmişlik farkı göz ardı edilemez. Kusura bakmasın AK Parti’li Kürtler- çünkü onlar cesaretlerinden, bireyselliklerinden dolayı ekstra takdiri hak ediyorlar- ama bu verili bir gözlem. Artık bunu da konuşacağız, kaçak elektriği de feodal düzenin şartlanmışlığını da, Kmer Rouge’a teslim olan Kamboçyalılar’ı da. Alttan alarak buraya kadar; en azından benim için.

Çözüm süreci: Evet Mehmet Metiner gene haklı. Beşir Atalay dönemindeki aşırı tavizkar politikalar, hiç de arzu edilen sonuçları üretmedi. Bunu da Metiner’den öğrenmedim. Terörist çapulcularla barış yapılamaycağına inancımı ama yanılmış olmak için dua ettiğimi de bilirler buranın takipçileri.

Yolsuzluk, siyasal ahlaki gerileme, ilkelerden uzaklaşma, Anaplaşma:

“17-25 Aralık darbe teşebbüsü idi” nokta. Onuncu defa söyleyelim. Ama, -evet amasız olmuyor- “AK Parti döneminde yolsuzluk olmadı” demedim hiç. Aksini söyledim defalarca. “Onladan az oldu ama” sözü “erdemliler hareketi” mensuplarının utanç duyması gereken bir ifadedir. Bu, “biz ehven-i şeriz” demeye eşdeğerdir. Fetih yıldönümü kutlamalaında Egemen Bağış, en önde ne yapıyordu Allah aşkına? Sabrımızı mı test ediyordunuz, milletin zekasına mı hakaret ediyordunuz? 17-25 Aralık darbedir dediysek o bakanlar gül gibi kokuyor demedik ya! Bu her pahasına kişiye sadakat yüksek değer olabilir Reis ama görüldüğü gibi fiyatı sadece sen ödemiyorsun! Onlar senin deklere ettiğin değerlere ihanet etmişse, artık hakikat (değerler) ile adam arasında seçim yapma zamanıdır. (devamını oku…)

Read Full Post »

Çocukluk yıllarımdan beri siyaseti heyecanla ilgilendim. Taa radyo yıllarında seçim sonuçlarını gece 1:00’e kadar radyodan dinlerdim. Dolayısıile seçim sonuçlarını, tahminleri,hesapları izlemek benim için hiç bir milli maçın veremeyeceği dercede heyecan verici bir “etkinliktir”. Önceden hazırlarım kuru yemişleri, patates cipsleri, hatta kolaları (son ikisini ancak böyle özel günlerde tüketirim çocuklar, bunu evde denemeyin ha!).

Bu seçimlerin farklı olacağını ümit etmiştim, birazcık da olsa. “Milli maçı” tribünden seyretmek yerine sahada olma ümidi.. Partim’in erdemli ve dahi akil insanlarına gittim bakın şöyle şöyle liyakatim var, bi bakın en azından, ondan sonra oynatmayın hocam, dedim. Hocam oralı bile olmadı. “Paranı ve oyunu ver kes sesini” dediler. Ben de tepinerek de olsa öyle yaptım. (saat 5:00’i geçti, sandıklar kapandı; zaten ilk değil benim için bunları demek, orucu çoktan bozmuştum).

Dün Davutoğlu’dan bir mektup aldım “seçimlerin yoğunluğundan dolayı benimle görüşememiş ama talafi edecekmiş” hülasa olarak. Ama dur, bu da ne? İsim misim yok bunda; bir “mass marketing” mektubu, kim bilir kaç bin kişiye gitti aynı “değerli kardeşim” mektubu. Bir de telefonda konuştuk. O da “recording” idi; o konuştu ben dinledim; en azından ilk 20 saniyesini. Bir kaç gün önce de “Mustafa Şentop ile kahvaltı” şerefine nail olacaktım, karnım tokdu.”Hele bir oyunu ver de” temasları bunlar. Buna gerek yoktu ki Ahmet Hoca, ve Av. Mustafa! Bloguma göz atsaydın senden daha Akepeli olduğumu görürdün. Zekama hakaret etme bari! Ayıp oluyor!

Neyse, benim için bu gece de kural bozulmayacak. Heyecanlanmak için sebep bulurum her halukarda. Hayatımda “tarafsız” olmadım. “Şeytan gri alanda yaşar” ve “gri alan omurgasızın sığınağıdır” aforizmalarının sahibi olarak bu gece de heyecanlanacağım, tuttuğum takımın başarısına sevinip kayıplarına üzüleceğim.

Evet, buruk bir sevinç olacak; kendimi kullanılmış hissedeceğim, “inner sanctumdakiler”, “iç dairelerdekiler”, “Müslüman locasındakiler” ‘in benim gibilere, “enayi, kendini dairelerimize girecek sandı” mealinde sözler söylediklerini de bilerek, milli takımın başarısı için dua etmeye devam edeceğim; şike yapsa da, torpille sahaya oyuncu sürse de, yönetimde yolsuzlar, rantçılar, mafya karakterlerinden de barındırsa da, ne yaparsın, milli takım İsrail’e karşı oynadığında?! (devamını oku…)

Read Full Post »