Archive for Temmuz 2015

Çözüm süreci başarısızlıkla sonlanmıştır. Zararın neresinden dönersen kardır. Şimdi “ben demiştim” diyen tabii ki çok olacak, fakir dahil (yanılmış olma dileğimi de defalarca ifade ettim). Partiler arasında tabii ki bunu söylemeyi en fazla hak eden baştan beri sürece inanmayan (alternatif sunmasa da) MHP’dir.

Peki bu sürecin propagandasını yapan, Erdoğan ve Hükümetini buna sürükleyen, pek de dokunaklı Kürtçe ve Türkçe barış, kadeşilik, Kürtler’in gasp edilen hakları, Diyarbakır Cezaevi’nde bok yedirdiler, Dersim dört dağ içinde türküleri söyleyen son yılların “süper-starı” kimİsi “bizim medyada” kimisi gidip gelen liberal, dindar, demokrat veya yukardakilerin hepsi yazar, konuşur, “akil adamlar”‘ın hiç birinden “yanılmışız”, “feraset eksikliğimiz varmış” vb cümleleri duydunuz mu?

Tabii ki duymadınız. Onlar şimdi Hükümet’e yeni akıllar vermekle meşguller, kimi köşe kadısı, kimi vekil, başdanışman vs olarak. Neden hala, romantizmlerinden, Polyannacılıkları’ndan bu kadar yanılmış oldukları ayan beyan ortada olanlar, hiç bir özeleştiri, yüzleşmeye baş vurmadan dün göğe çıkardıkları “sevimli teröristleri” bu gün yerin dibine batırmakla meşguller? Çünki adamın tekinin dediği gibi “bu ülkede her şey olunur ama rezil olunmaz” olduğunu biliyorlar. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Bu notlar, bizlerden fazla bilgi sahibi olan karar vercilere eleştiri değil; fikrin sorumluluğu böyle kriz zamanlarında “önce zarar verme” düsturuna uymayı gerektirir zira. Bizi yönetenlerin de güvenlik güçlerimizin de niyetlerini sorgulamam. Ancak basiret, ferasetle karar vermemeri için dua ederim. Aşağıdakiler sınırlı bilgiye dayalı değerlendirmeler, duygular, temennilerdir.

1. Türkiye dışarda ve içerdeki her dönemeçte ülkeye düşmanlıkları ve ihanetleri tescilli olanların manipülasyonu, propagandası, tehdidi, şantahjı ile kimseyle savaşa girmemeli, İŞID (DAEŞ) dahil.

2. Türkiye, Türkiye’yi düşman ilan etmiş, ona karşı 35 yıldır bir kirli ve haksız savaş veren teröristler ve onların destekçilerini tatmin için Suriye’ye asla girmemeli. Dünya’da hiç bir ülke, kendisi ile her yöntemi kullanarak hala savaş vermekte olan bir terör organizasyonunun kendisine karşı güç kazandırmak için onun gösterdiği hedefleri vurmaz! Bu intihar demektir. Ama Türkiye tam da düşmanını parlementosuna almış bir ülkedir “dağda terörün ovada siyasetini yapsınlar” ve “dünyaya ne kadar demokrat olduğumuzu gösterelim” diyerek.

3. IŞID (DAEŞ) mi daha kötü, PKK mı değildir soru. “Hangisi bize daha zararlı” dır. Methmetçik Kuzey Suriye’ye girsin” diyenler bize karşılığında daha güçlenmiş, tahkim edilmiş bir düşman dışında ne vaad ediyorlar? Onların Türkiye’nin maslahaatı diye bir dertleri var mı?

4. IŞID (DAEŞ)’i ABD, İsrail. Avrupa ve dünyanın kalanı alakası nisbetinde düşman ilan etmiştir. Ona dost olan, ona destek sağlayan ülke yoktur (belki daha çok Müslüman kanı aksın, İslam dünyası alt-üst olsun dibi İsrail-Fethullah zihinlilerin taktik desteği haricinde). ABD çok istiyorsa göndersin Conileri Irak’a gönderdiği gibi. AMA “bizim teröristleri” besleyip büyüten, şimdi de “Türkiye partisi” diye bize kakalayan 7-düvel var! Hem de sadece Güneydoğu’da değil İstanbul’da kurtarılmış bölgeleri var! (daha&helliip;)

Read Full Post »

Karanlık zamanlar

DARKNESS2Zirveye varmak için
Ormanı yakmak,
Karın doyurmak için bülbülü öldürmek,
Nirvana için hakikati katletmek
Olmak için yok etmek.

Eferim oğlum almak için vah yavrularım dedirtmek
Tamahı tatmin için yetimi aç bırakmak,
Sırtı sıvazlansın diye sırttan vurmak
Kuş tüyü yastıkta uyumak için zümrüd-ü ankayı katletmek
İnsan bunu nasıl yapar deme yavrum
Bunu ancak insan yapar. (daha&helliip;)

Read Full Post »

..Önceleri

Hoş geldin dünyamıza Muhammed Taylan!

Hoş geldin dünyamıza Muhammed Taylan!

minnacık ve neşe dolu oluyorlar…. CAM00058

M.Taylan-6-7 aylık olması lazım

M.Taylan-6-7 aylık olması lazım

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Bu günlerde deftere not düşmeye pek iştahlı değildim ama TV’de Taha Akyol’un programında şimdi duyduklarım tüylerimi diken diken etti; programı arasam bağlamayacaklarını, kendilerine yazsam cevaplamayacaklarını bildiğim için burada haykırmaktan başka çare bulamadım!

Şunu defalarca tekrarladılar Koru ve Bayramoğlu ve Akyol da destekler ifadeler kullandı: Gazeteci bir bilgi edindiğinde ülkeye yararlı m zararlı mı, devlet sırrı mı, değil mi olduğuna bakmaksızın yayınlamakla yükümlüdür. Bu onun ahlaki görevidir!

Sahi mi Fehmi ve Ali dedim ve Taha Akyol? Nerden öğrendiniz bu etiği, ahlakı? Retorik soru. Nerden edindiklerini biliyorum: Tabii ki önce ABD’den. Mike Wallace’dan duymuştum ilk olarak da başta Peter Jennings olmak üzere (ikisi de öldü) bir çok gazeteci karşı çıkmış idi. Sanıyorum farazi soru şu idi: Viet Nam Savaşı sırasında ABD’ye zarar verecek bir istihbarat elde etseniz yayınlar mısınız idi soru. Peter Jennings “yayınlamazdım, zira biz elimize geçen her bilgiyi, doğruluğun bilsek de yayınlamayız” diyordu. Siyonist Wallace ise Koru ve Bayramoğlu’nun cümlesini kurdu noktası, virgülüne kadar. Ne tesadüf! (Not, Batı medyası ve milli menfaatler konusunu daha önce yazdım. Bkz.
https://bekirlyildirim.wordpress.com/2012/08/06/bati-medyasi-milli-krizlerde-ne-kadar-tarafsiz/ )

Şimi bu aydınlanmış gastecilere ABD’deki tartışmadakine benzer bir kaç soru:

1. Hafazanallah, ülkemiz Rusya, Ermenistan, İsrail veya Suriye ile savaşta ve siz, elit Türk birliklerinin sınırın hangi noktasına konuşlandığını öğrendiniz. Ve bilgilerin doğruluğundan eminsiniz. Yayınlamak “ahlaki göreviniz” midir?

2. Benzer tarzda, diyelim ki Türkiye’nin nükleer silahı var ve İsrail orayı bombalayıp yok etmek istiyor. Siz asker içerisindeki istihbarattan, paralelden veya herhangi bir kaynaktan bu silahın yerini öğrendiniz. Yayınlar mısınız?

Aslında bunlar da retorik soru. Zira her üçü de hiç bir tereddüte mahal vermeyecek tarzda “evet” dediler.

Bayramoğlu ve Akyol konuya değinmediler dahi ama Koru “milli menfaat” dedi. Onu da şöyle açıkladı:

“Milli menfaat denilebilir ama bir Hükümet’in milli menfaat dedikleri şey milli menfaat olmayabilir. Gazete yönetcileri zaten milli menfaati gözetirler”

İhtiyaç duyana tercüme. 1. Gazetecilerin milli menfaat falan gibi bir derdi olmamalı (Bayramoğlu), onun kutsal görevi eline geçen bilgiyi paylaşmak.

3. Milli menfaatin ne olduğuna gazeteci kendisi karar verir, hükümet de değil devlet de (Koru) (daha&helliip;)

Read Full Post »

Merkel-TsiprasDuymuşsunuzdur Almanyacı fıkrasını. Bizim Almancılar Hans’ın tekini rakı masasına oturtmuşlar. İlk kadehini devirmeden, “Bu Almanya adam olmaz” demiş. Eminim bir sonraki kadehte de “ne olacak bu Yunanistan’ın hali” demiştir Hans. Zira Yorgo’nun faturasını gene o ödeyecek. Nerden mi biliyorum? Yok, “konunun uzmanı” falan değilim. Yunanistan’ın AB’ye (AET idi o zamanlar) alınışının arkasındaki siyasi, ekonomik mülahazalar, adaylık süreci, müzakere süreci, ülkelerin oynadığı ayak oyunları vb detaylara vakıf değilim. Vardığım sonuç gayet basit bir mantıki muhakeme: Bir grup arkadaşla lokantaya gidip yemek yerseniz, lokantacı parayı olandan alır. Yunanistan cebinde parası olanlarla yemeğe gitmeye alışık. Şimdi hep faturayı ödeyen Almanya, Fransa, Hollanda felan “yetti gaari, bu defa kendi faturanı kendin öde Yorgo! deyince Alex de haklı olarak “bu da nereden çıktı? Eski köye yeni adet mi getiriyorsun? Sen değil mi idin beni “Türk’e karşı, Haçlı’ların Helen çocuğu olarak semirten, şımartan, yemediğim arkamda, yediğim önümde…ben ne bileyim üretmeyi, bildiğim tüketmek ve nutuk atmaktan ibaret, baksana Türkiye’deki ortağım yıkmayı, yakmayı, öldürmeyi ve tüketmeyi çook iyi bilen Prens Selahaddin..siz vermezseniz Ertuğrl Kürkçü “pis Türklere ” ödetecek faturayı” diyecek. Ve “Selahaddin”‘i duyup Haçlı ruhu depresen, Hans da Rene de Arslan Yürekli Rişar da yanlış anlayıp “haklısın” diyecekler ve “Selahaddin’i durdurmak” için ne gerekiyorsa yapılacak.
Merkel-Sarkozy-Tsipras

Benim baktığım yerden ise mesele Kissinger’in İran-Irak Savaşı’na bakışından (Ne yazık ki ikisi birden kaybetmeyecek) çok İsrail’in Suriye’ye (veya İslam dünyasına) bakışına benzer: Yiyin biribirinizi! (daha&helliip;)

Read Full Post »