Archive for Ağustos 2015

Kampanya dediysek, bir şey satmıyorum; en azından para karşılığında. Aşağıda açıkladım kelimeyi. Buranın bir avuç düzenli takipçisinin buna ihtiyacı da yok ama ola ki ihtiyacı olan kulaklara difüzyon yoluyla ulaşır ve bir miktar değişim sağlar umudu ile..

Büyük proplemleri çözmek zor. Kolayı ya çoğunun yaptığı gibi büyük problem, küçük problem, sosyal sorumluluk, “iyi doğru ve güzel” ‘e varmak gibi bir derdiniz olmayacak, ya da büyük problemi küçük parçalaraayırıp, bilgisayar programlarındaki subroutine ler haline getirecek onları çözeceksiniz. Bu küçük çözümler bir araya geldiğnde bakacaksınzki “büyük problem” çözülüyor.

Bu fazla soyut geldi ise somutlaştırayım. Hakikati bulmak, dünyayı kurtarmak, devrimsel değişiklikler yapmaya çalışmaktan daha akıllıca olan bildiğniz, emin olduğunuz küçük doğruları, hayata uygulayarak işe başlayabilirsiniz. Bunu siz, etrafınızdakiler yaptığıda  ortaya “büyük iyilikler, doğruluklar”veya “büyük problemin” çözümü çıkar.Tüme varım diyin dilerseniz; tümden gelim de aynı yere çıkar (felsefi kavram olarak deduction , induction). Neticede bildiğmiz küçük iyilikleri hayata geçirdiğmizde her felsefi kurama, ahlaka, dine göre kazanırız.

Kendi hayat gözlemlerim, tecrübelerimden çıkadığım, bir kaç somut, uygulanması kolay ve doğruluğuna en azından teoride pek az kimsenin itiraz edeceği ama pek çoklarının hayata uygulamadığı bir kaç tavsiyede bulunacağım. “Tavsiye”diyorum ama dileyen “öğüt” olarak da alabilir; yaşım ve tecrübembuna müsait. “İrşad” etmek, hatta tebliğde bulunmak gibi bir iddiam da yok muradım da. Söylediklerimi kendi hayatımda uygulamaya çalışırım ama bunda eksiğim de kusurum da vardır, Allah biliyor. Bunlar “ders” değil ama kendimi muhataplar dışında tutmadığım için, Bediüzzaman tevazusu ile “nefsimle beraber dinle”:

1. Trafikte doğru davranış: İyi sürücü arabaya iyi manevra yaptıran şeritler arasında dans ettiren, en hızlı araba kullanan değildir. Daha basittir. İyi, saygılı, rikkatli, dikkatli insan gibi davranmak, araba kullanmak dahil. Somut olarak, ışık yeşile döner dönmez kornaya asılandan, tali yoldan biri ana yola girince, “niye beni hızımı düşürmek zorunda bıraktın” diye protesto kornası çalmak, diğer biri şeridine geçmek için sinyal verdiği halde- belki çıkışı yeni fark etti, çıkması lazım- onu şeride sokmamaya çalışandan, trafik sıkışınca emniyet şeridini kullanandan, mahalle arası hız sınırı düşük yollarda dahi “senin sol şeritte ne işin var, sağa geç de beni yavaşlatma” diye korna çalan selektör yakandan, genel olarak selektörü bir haberleşme aracı sanandan..İYi sürücü de olmaz, iyi insan da.

Yolda araçla giderken eşinize, dostunuza rastladığınızda oracıkta durup sohbete dalmayın. Kendiniz zahmete girip 30 saniyenizi fede etmek istemeyip, onun yerine arkadaki trafiğin oluşturanların her birinden bir o kadar zaman çalmayı hak görenden olmayın ki Mine Kırıkkanatgiller de size “taşralı, görmemiş, dağ başı kananunu İstanbul’a uyguluıyor..” falan diyemesin. Bir de şu adamın yaptığını yapmayın (tam karşıda boş park yeri olduğu halde, en az iki arabanın çıkışını engelleyen bu adamı yakındaki pasaj içerisinde bir berberde bulabildim epey uğraş sonucu ve etraftaki herkes neden bunu mesele yaptığımı, nihayetinde adamın traş olup çıkacağını, benim nereli olduğumu falan merak etti (Beylikdüzü).CAM00475 Fiş istediğimde de bir çok defa maruz kaldığım tarife anlayacağınız. Neticede 25 dakika kaybettik kucağımızda hasta bebekle. (daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

GazetelerTahlil : Analiz, gençler. Hazır kelime varsa kullanırım, yok gavurca kullanmak zorunda isem doğrusunu kullanırım, tavsiye ederim.
Aklıma gelmişken medya: ortamlar, çoğul kelimedir (tekil: medyum), medyalar olmaz.

Bu gün gazete tirajlarına baktım. Şöyle bir tasnif yaptım siyasi konum bazında (internet tıklamalarnı hesaba katmadan) :

– “Yandaş” medya : 1,085,000.

-Fethullah medyası (direkt veya dolaylı ayırımı yapılmamıştır. Taraf, Yeni Asya, Millet dahil edilmiştir. Zaman’ın gerçek tirajı, zorunlu tirajı ayırmı yapılmamıştır): 930,000.

-Diğer muhalif medya (sağ-sol, dindar-laikçi, Türkçü-Kürtçü, vatansever-sevmez vb ayırım yapılmamıştır): 1,381,000.

Muhalif toplamı: 2,311,000.

Otada /Demirören’in Milliyet, Vatan’ı +Ciner’in Habertürk’ü: 436,000

Siyasete karışan medya toplamı: 3,396,000.

Muhalefet yandaşı: %68.
İktidar yandaşı: %32 (daha&helliip;)

Read Full Post »

Çetemde epeyce değişiklik oldu son raporumdan beri. Ekseriyeti kedilerden oluşan kadroya çok sayıda köpek ve bir de kuş eklendi.

Eski Elemanlar.

Kısmet ve evlatlığı 1-Numara (Takriben 9.5 ve 8.5 yaşlarında)

Kısmet ve evlatlığı 1-Numara (Takriben 9.5 ve 8.5 yaşlarında)

Kısmet kısır olduğu için anneliği evlat edindiği 1. Numraya yaptı)

Kısmet kısır olduğu için anneliği evlat edindiği 1. Numraya yaptı)

Çok iyi annedir. Gözünün birini veteriner kör etti.

Çok iyi annedir. Gözünün birini veteriner kör etti.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Aklıma geliş sırasına göre:

1. Kırk defa söyledim saygıdeğer editörler, hocalar, abiler, kanaat önderleri, kafanıza sokana kadar da söylemeye devam edeceğim: de, da eklerinin nerde birleşik, nerde ayrı nerede üstten virgül (apostrop) ile ayrıldığını artık öğrenin! dahi yani “ilaveten” manasındaki de, da ayrı yazılır. Ör: Ali okula gitti; Ayşe de okula gitti.

Yer veya zaman belirten de, da cins isimlerle birlikte ise birleşik yazılır, öğlende, orada, okulda, kitapçıda, evde gibi.

Özel isimlerden veya rakamlardan sonra geliyorsa üstten virgülle ayrılır. Ör: Saat 9’da, Ankara’da, Anıt Kabir’de, Süleymaniye’de.

Ki eki de aynı mantık: buradaki kelimeler ve yağmur yağmış ki yerler ıslak.

2. Şu “olmaz, olmaz” bazı seçkin yazarların dahi öğrenememiş olması affedilir değil. Sözün anlamı budur: yani “olmaz, olmaz” (gavurcası never say never: Asla asla deme) nokta. “Olmaz diye bir şey yok”. Bunun sonuna bir de “demeyin” eklemeyi bırakın lümpenler yapsın. O kelimeyi ekleyerek “her şey olur”, veya “hiç bir şey olmaz değildir” manasındaki veciz ve bilgelik dolu ifadenin içine ettiğnizin farkına varacak zamanınız mı yok?

3. Gene defalarca söyledim: 78’li yıllar, 93’lü yıllar olmaz. Doksanlı, 70’li yıllar olur. Basit mantık ya hu! 70’li demek içinde 70 geçen demektir; 70 ten 79’a kadar olan yıllardır. 78’li yıllar olur mu? Tek 78’li yıl 78 dir! Kimin torpili ile yazar, editör, gasteci vs oldunuz?

“Şimdi tabii..: Dikkatinizi çekti mi bilmem, TV’de konuşan tartışmacılar, panelistler, uzmanlar, bir soru sorulduğunda sıkça “şimdi tabii” ile başlarlar ama neyin “şimdi tabii” olduğunu söylemezler. Sadece “öhö..” veya “eeee” manasında dolgu kelimeleridir; direkt konuya giremiyorum demektir.

Fehmi Koru’nun dilimize hediye ettiği ve artık çoğu konuşmacının kullandığı “baktığımzda” da aynı. Neye baktığımızda olduğunu kimse söylemez; sadece “konuya giriş ifadesi bulamıyorum” demektir.

Fethullah için bir defa daha: Peygamberimiz (SAV)”insanlığın iftihar tablosu” değildir, zira bırak peygamberi insandan tablo olmaz! Kibrin, megaloman, narsisits kişiliğin durmadan herkesin kullandığından farklı kavramlar, kelimeler üretmeni dikte ediyorsa “insanlığın medar-ı iftiharı” benzeri bir ifade kullan. Kıyağımdır; himmetin de duan da lazım değil.

Gavurca kelimeler:

1. Residans (residence) demek ikametgah, mesken yani oturduğunuz yer demektir. Görmemişlere bir kaç kat fiyatına satmak için, süslenip püslenmiş apartman dairesi değil. Herkes bir yerde oturduğuna göre rezidansınız zaten var; CHP’li İlgezdiler gibi çirkin beton yığınlarına bir kaç milyon bayılmanıza gerek yok. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Bundan 20 sene kadar önce İzmir’de kardeşimin tanıştırdığı bir zevce aday adayı ile oturup konuşacak bir mekan arıyorduk. Bir tanesinin önüne gelince hatun, “burada enteller takılıyor” dedi. Girip çıkanlara bakınca entellerin Batılı gibi giyip kuşanan, taklidi-Batılı sosyal tavırlar sergileyen, modayı iyi takip eden, modern, cool tipler olduğunu anladım.

O hanımın algısı, biraz daha yukarılardaki tanımla bire bir uyuşmasa da kriter olarak bu gün dahi pek yanlış sayılmaz. Evet, küpe takmak (erkek), dövme, barlarda, gavur adlı “in, trendy” mekanlarda takılmak, entel gibi giyinmek (evet, malesef en anlı şanlı şairler, artistler, yazarlar için dahi var böyle bir giyim tarzı ve tesadüf bu ya “kendi kişiliklerini” değil Batılı kişilerin kişiliklerini yansıtacak illa). Ama bunlar da değil Türk entelinin olmazsa olmaz alamet-i farikaları; şunlar:

1. Milliyetçilik, dindarlık gibi illetlerle uzaktan, yakından alakası olmayacak.

2. Ait oldukları toplum ve ülke, yani “biz” diyebileceğimiz entite ne zaman bir diğer ülke, etnik, dini azınlık, kurum veya fikir grubu ile karşı karşıya gelse, mutlaka onun yanında “bizim” karşımızda yer alacak ve buna da bağıra bağıra ilan edecek aleme. Bunun arkasındaki psikolojiyi çözmek için Freud olmaya hacet yok. Türk aklı diyin, şark kurnazı diyin, olmak yerine görünerek, kestirmeden olmanın meyvelerini,itibarını almak isterler. Ve öğrenmişlerdir ki Batı’da da Jean Paul Sartre’den, Noam Chomsk’ye, Günter Grass’a kadar pek çok “saygın entellektüel” ülkelerine karşı eleştirel tavırlar sergilemiştirler. Eh delusyonları, narsisizmleri bu veri ile birleşince bu tabiatı ile “önce anti-milliyetçi, anti-maneviyatçı, anti-populist olacaksın abi”, “böylece ezber-bozan olursun, hem baldırı çıplaklardan ayrılır elit statü kazanırsın” altın kuralın üretmişlerdir. (daha&helliip;)

Read Full Post »