Archive for Eylül 2015

Yazıyı Ramazan’da yazmıştım. Değişikliğe hacet yok. Yazı bir vicdan uyandırma servisi çağrısı idi nihayetinde. Vicdanın Ramazan’ı, Kurban’ı olmaz zira. Ben gayretten sorumluyum.
Buyurun.

*******************************************
İslam’da hayvanların yeri üzerine fetva verecek teçhizatım da yok salahiyetim de. Söyleyeceklerimin muhatabı tüm insanlık, kaynağı da vicdan ve akıldır.

Herhalde şu kadarı üzerinde tartışma yoktur: Dünya bizim malımız değil. İstediğimiz gibi tepe tepe kullanamayız onu. Tapulu malımızı dahi istediğimiz gibi tepe tepe kullanamayız ey “sokak kedilerine niye yiyecek veriyorsun? Ben şurada oturuyorum, karışırım, hukukçuyum” diye beni taciz eden arkadaş cinsinden olanlar! Tapular ancak sınırlı kullanım hakları tevdi eder. Dünyanın gerçek tapusu da Yaratan’dadır.

Eşref-i mahlûkat olmak beleş değil; sorumlulukları var. (daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

Aylan-KürdiThe following poem by Emma Lazarus is so fitting to the plight of the refugees that one may be misled to think she wrote it for the families like Aylan’s, the toddler whose little body was washed ashore not far from Rhodes, the Mediterranean Island the name refers to, instead of the Statue of Liberty and American immigrants.

May I remind those Xenophobic-Westerners like the Hungarian PM Viktor Orban (if I were the descendant of Atilla the Hun, I would shy away from making bigoted remarks about others)that we are all the descendants of immigrants.

The New Colossus

As if Not like the brazen giant of Greek fame,
With conquering limbs astride from land to land;
Here at our sea-washed, sunset gates shall stand
A mighty woman with a torch, whose flame
Is the imprisoned lightning, and her name
Mother of Exiles. From her beacon-hand
Glows world-wide welcome; her mild eyes command
The air-bridged harbor that twin cities frame. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Bilgiçlik taslamak değil niyetim, hele böylesi günlerde. “Barış süreci” ‘nde olan biten her şeyin detayına, ahkam kesen gasteciler, konuşmacılardan fazla vakıf da değilim. Sadece açıklamakta zorlandığım bir aklı sorgulayacağım biraz. Daha önce yazmıştım “sürece” hiç inanmadığımı, ama “önce zarar verme” öğretisine uygun olarak yıkıcı olmaktan kaçındığımı.

Şimdi gerek Cumhurbaşkanı Erdoğan gerek Başbakan Davutoğlu mealen “kandırılmışız” dediğine göre sorabiliriz:Ne idi kandırılmanıza sebep? Kimler size “bakmayın bölgeyi silah deposu yapmalarına, kurtarılmış bölgeler, paralel devlet aygıtı kurmalarına, TR’yi %85 terk ettik (S. Demirtaş) derken binlerce yeni çocuğu, genci dağa çıkrmalarına, sokaktaki adamın vakıf olduğu “ölüm dışı terör” ‘e, bu iş çok yakında tamam” dedi? O diyenlerin bir listesini çıkarın hele, köşe yazarından, akil adama, danışmandan uzmana, akademisyene kadar. Kimin ne dediğini ben bile biliyorum. Siz bilmiyor olamazsınız.. Önce onları bir akil adamlıktan, danışmanlıktan azledin. Hala akıl vermeye devam ediyorlarsa gülümseyip, kulak tıkayın. Gastede yazmakla akilliğin ne alakası var Allah aşkına?! El alem akil lazım olduğunda Marti Athisari’ye gider siz hayatını terörizme adamış Türkiye’nin her şeyinin düşmanı, parazit-anarşist Celalettin Can gibi tiplere ve “Kürtler’in, eşcinsellerin hakları verilmedikçe özgür olmayacağız” diyen yeni yetme, özgüven endeksi patlama yapmış baş örtülü kızlara, ağzı laf yapan tiplere ihale ettiniz işi. Akil (akla haiz) tanımınız nedir sizin? (daha&helliip;)

Read Full Post »