Archive for Ocak 2016

Önce parçaladıkları yaprak parçalarını taşırlar

Önce parçaladıkları yaprak parçalarını taşırlar

Bir kaç hafta önce, Çemberlitaş’tan Sultanahmed’e doğru yürürken kaldırımda bir cevizi kırmaya uğraşıp bir türlü beceremeyen kargayı farkettim. Kullandığı metod en yaygın olan ağzı ile yere vurmaktı. Belki sonunda başaracaktı ama dayanamayıp tabiata müdahele ettim ve cevizi ayağımla kırıp orada bıraktım; ağaçtan beni gözlüyordu. Eminim gelip tüketkmiştir, ben bekleyemedim. Bundan biraz daha gelişmiş olan bir çakıl, taş parçasını cevize fırlatma yönetemini de herkes görmüştür. Bu resmen alet kullanmadır ve uygun bir ağaç dalı, uygun bir zemin kullanarak kabuklu yemişleri kıran, bir bitki dalı vasıtası ile deliklerdeki termitleri avlayıp afiyetle yiyen primatlara kadar bir çok hayvanın benzeri alet kullanma hünerlerine insandan çok önce sahip oldukları artık bilimsel gerçeklerdir.

Bu girizgah niye? Şundan. Uzun zamandır insanın hayvandan belirleyici farkı olarak iki özellik olduğu öğretilir idi.Biri daha ilkel olan alet kullanma yetisi, diğeri de daha ileri zamanlarda geliştirdiği tarım yapma. Girizgah örneği gibi her iki kabiliyeti de bizden milyonlarca yıl önce geliştirmiş hayvanları göz ardı etmiş insan herhalde kitapları yazan bizler olduğumuzdan.

Enter yaprak-kesen ve tarım yapan karıncalar. En az on çeşit karıncanın muhtelif şekillerde tarım yapıp ürünleri ile geçindiğini biliyor mu idiniz? Havancılık yapıp , sütünü sağan, onunla geçinenler de var ama bu günki konum sadece ziraat. (daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

ChomskyGavurun sözünü herkes duymuştur: Herkesi bazen, bazıların her zaman kandırabilirsiniz ama herkesi her zaman kandıramazsınız.

Bu söze göre  ünlü dil-bilimci/düşünür Noam Chomsky en azından bizimle ilgili konularda “bazıları”  kümesine giriyor , zira bizim yerli bize ait herşeyin düşmanları onu her defasında kandırıyorlar veya kanmıyor aslında ama ajandası onlarla örtüştüğü için onların dezenformasyonunu stratejik olarak araçsallaştırıyor. Kim bilir? Kalbine giremem ama aklına hitap etmeye çalıştım.

Daha önce Gezi sırasında kendisi ile yaptığım yazışmalardan bahsetmiştim. Kendisine bilgiyi Türkiye’deki dostlarının sağladığını ve Amnesty International (AI) ve medya haberlerinin de bunu desteklediğni ifade ettikten sonra beni “kafayı kuma görmekle”, konuda cahil kalmakla itham etmişti. Benim cevabımın da onun altında kalmamış olduğunu beni biraz tanıyanlar tahmin eder.

Adını “Barış İçin Akademisyenler” veya medya ifadesi ile “1128 akademisyen” bildirisinde görünce dayanamadım, gene sordum “katil Erdoğan” hükmüne nasıl vardığını: Yazışmaların bir kısmı aşağıdadır (tercümeler altında):

****************************
From: Bekir L. Yildirim [mailto:bekirlyildirim@yahoo.com]
Sent: Sunday, January 24, 2016 5:53 AM
To: Noam Chomsky
Subject: Are you truly interested in the facts on the ground?

Mr. Chmosky,

As in the Gezi Protests, you appear not to be bothered by the facts vis-a-vis the “Kurdish Issue” or let them get in the way of a good Erdoğan bashing.
You appear to be so confident in your stature as an independent thinker that you could get away with claim that North Korea is a true liberal democracy!

Show me or the world or informed public,  whoever means anything to you, verified facts to prove that “Erdoğan is a murderer”. I can cite to you hundreds of such facts , all using anti-Erdoğan or International watchdog, UN sources.
Facts Mr. Chomsky, verified or verifiable facts, even if you are Socrates, your claims must be supported by facts.

Do you know how many protesters were killed by police during Gezi protests? Not more than 3-4 (and only two by bullets , one by tear gas canister hitting a sensitive part of the body). That is less than half killed by the protesters.

The operations in the southeast Turkey (a.ka.Turkish Kurdistan) soldiers are carrying civilians trapped behind the ditches, dug by the terrorists, on their backs akin to Rachel Corrie trying to save the Gaza family! Yesterday they threw bombs in an elementary schoolyard where Kurdish children were receiving their semester reports. Does it matter to you? It matters to us.

If your stance is due to lack of knowledge, I invite you to planet earth and pay attention to the facts before reaching conclusions on who is murderer. (daha&helliip;)

Read Full Post »

1128 kişiymişler.

Bir tanesi Noam Chomsky, ünlü Yahudi “iyi polis”, sözüm ona bağımsız düşünür. Kendisine Gezi hakkındaki bilgilerini hangi kaynaktan edindiğini sorduğumda “Türkiye’deki dostlarım” cevabını vermişti; “medyayı da takip ettim” diye ilave etmişti. Bana da konuda ne kadar cahil kaldığımı hatırlattığında kendisine “sizin bir sözünüz vardır: O kadar az biliyorum ki ama o kadar eminim ki” diye cevap vermiştim.

Bir diğeri,  Yahudi “kötü polis” Judith Butler: Neconların dahi aşırı ucunu temsil eden bir Siyonist, (Daniel Pipes’ın işi çıkmış olmalı). Washington’daki İsrail propagandistlerinden bir tanesidir. Hangi ara “akademisyen” oldu bilmem ama cemaziyelevvelini ABD siyasetini takip edenler bilir.

Başka? Ha Nilüfer Göle. Gavurun “famous for being famous” (ünlü olmakla ünlü) takımından bir siyasi/sosyal neyse bilimci, yani laf ebeliği branşından, zira “siyaset bilimi” oksimorondur; söyledikleriniz magazin niyetine de tüketilir (bkz. bilimsellik kriterleri: yanlışlanabilirlik, tekrar edilebilirlik).

Geriye ne kaldı? Üçte biri hocasının gözüne girmeye çalışan öğrenci (nasıl akademisyen oluyor öğrenci, yoksa doğru düşündüğü için mi?).

Bakiyesi binküsur dolgu maddesi, Murat Bardakçı’nın tasvir ettiği “akademik” esamisi okunmayan, var olduklarını hissettitmek için bir çeşit grupta yer alıp “Chmosky ile berberdik” diye torunlarına anlatabilme şerefine nail olacak parazit: Bilimin paraziti, eğitimin paraziti, kaynakların, toplumun paraziti. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Bakın Sayın Bağdadi veya her kim ise reisiniz,

Yaşadığımız çağın ahlakız düzenine eli, dili ve kalbi ile isyan eden bir insan ve Müslüman olarak, Büyük Şeytan (İsrail-ABD Inc. ve uşakları)’nın “terörist” dediğine tabii bir sempatim olagelmiştir. Şeytanın iyiden nefret ettiğini kitaplardan değil gözlemleyerek öğrendim zira.

Bu hissiyat ile, ilk ortaya çıktığınızda, size ahlaksız paradigmanın sahte ahlakçılarının propagandaları ile zehirlenmemiş olarak baktım. Artık kararımı verdim: Herhangi bir hayıra vesile olma ihtimaliniz yok.

Yok, ne terörizm uzmanıyım, ne “siyaset bilimci” (!) ne de İslam alimiyim. Rivayete göre MKA bir ere “oğlum elektrik nedir” diye sormuş. Er de “ne olduğu bilinmez, yaptığından bilinir komutanım” demiş. Benimki de ona benzer gözlemlerden çıkarımlar.

Mühendis gözlüğümle görüğüm şu: Siz bir gavur, yüz Müslüman öldürüyorsunuz “Allah yolunda” tabii! (belki samimi olarak buna inanıyorsunuz). Gavur sizi cezalandırmak için bin Müslüman daha öldürüyor. Ve “artık savaşlar Müslümanlar-arası olmalıdır” diyen Yahudi de “terörle savaş” diyerek, bütün Müslümanlar’ı biribirine kırdırtıyor, diğer gavurları Müslüman sürek avına davet ediyor. Ve Ayetullah’ından, müftüsüne, aliminden, müridine, devlet adamına herkes de Kissinger’in senaryosunda rol almak için can atıyor!

Artık ne için savaşıyorsunuz? Bu ahlaksız dünyada “uyumlu bir insan” olarak yaşamayı kendine zül gören çocuklar için (ki onların hissiyatını en iyi anlayanlardanımdır), onurlu bir intihar vesilesi olmaktan başka ne işleviniz kaldı? İntihar bir çeşit cesaret işidir, dinen yasak olsa da. Ama “benden sonra tufan” demek de, bırak iyi Müslüman’ı pek onurlu adam işi değil; intihar etmeden önce ailesini katleden adam misali.

Gavurun teki güzel demiş: “Ham insanın şiarı bir dava için asilce ölmek, olgun insanınki ise bir dava için mütevazice yaşamaktır” (https://bekirlyildirim.wordpress.com/2009/04/01/muhsin-deniz-metin-ernesto-ve-ahmet/)

Sizinkisi kamikaze de değil zira şeytana zerre kadar zarar vermiyorsunuz, bilakis.. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Ticaret insanlık kadar eskidir. Zamana ve mekana uygun her şey satılır. Kimi limon satar, kimi su, kimi kömür, kimi telefon. Aynıdır sistem. Antarktika’da soğuk su satmak pek karlı iş olmayacağı gibi çölde de kömür satılmaz. Rekabet varsa kendinize uygun, satış kaabiliyetiniz olan şeyleri satacaksınız, mala uygun sunum yapacaksınız. “Hacı Burhaneddin ve Mahdumları Disko” pek iş yapmaz. Öte yandan “Scotty’s Hac Malzemeleri (zemzem bulunur)”da pek akıllıca bir tabela seçimi  veya marketink gonsept  değil.

Hepimiz bir şekilde ticaretle iştigal ederiz, bu veya başka memlekette. Kimimiz “ne ezilen ne ezen, insanca hakça bir düzen” satarız, kimimiz Batı uygarlığı, aydınlanma, kimimiz hedonizmi, kimimiz nihilizm kimimiz zaman neyi gerektiriyorsa onu.. Ortak yanımız hiç birimizin bu ticaretlere nefsimiz için girmediğidir. Ya insanlak için, doğa için, adalet için, barış için ve tabii ki Allah içindir bütün mücadelemiz.  “Gendim için istiyorsam namerdim!” dir ortak slogan. Mutlaka bir  ulvi gaye için götürürüz malı (itibar, nüfuz, güç hepsi maldır).

Tüccar kar getireni satar.  Batıcılık satma müktesebatı olmayan Türkçülük satar, o da yoksa din ne güne duruyor? Sanki sana test mi verecekler, kalbini yarıp içine mi bakacaklar?.  Önemli olan TQ (Tüccarlılk Quotienti) dir. (Ne oldu, evet uydurdum, IQ’su düşük olanlar EQ’yu uydurduklarında sesiniz çıkmıyordu?).

Laiklerin yanılgısı gördükleri her Müslüman’ı “din tüccarı” sanmaları, İslamcılarınki ise “bana Müslüman din tüccarlığı yapıyor dedirtemezsin” reaksiyonerliği.
(daha&helliip;)

Read Full Post »

Artık İslami düzen, İslami toplum gibi kavramlardan ümidimi kestim.  Şimdilerin “İslamcılık bitti” modasına uyarak söylemiyorum ama kabul edelim ki yaşayan, uygulanabilir bir  model  yok. Tarihte çok kısa süren asr-ı saadetler de mükemmel değildiler, ama güçlü liderler sayesinde var olabildiler. Onlar gidince bittiler.

Artık ütopyam gelişmiş toplum. Batı’dan piyasaya sürülen bizim mukallitlerin sorgulamadan kopyaladığı “gelişmişlik endeksi” ‘nden bahsetmiyorum.  Şöyle  tanımlıyorum: Rasyonel, vicdanlıi, hak gözeten insanlardan oluşan, kimlik, mana sahibi, geçmiş-gelecek yolculuğu şuurunda,  hak hukuk, estetik, kültür kısacası eşref-i mahlukattan oluşan bir toplum. Bunu “hakikate yaklaşmaya çalışan toplum” da okuyabilirsiniz felsefi düşünürseniz.

Varılabilir mi? Hacca giden karınca misali, varmazsak da yolunda ölürüz. Ve gavulardan ödünç “yolculuk keyfin yarısıdır” ‘dan esinlenme böyle bir yolculuğa çıkma şuuru oraya varmann yarısıdır.

Erdoğan devrimi veya kişisel ifademle “devrim gibi evrim” (alınan mesafeye binaen) ‘den artık emin olarak, eski düzenin boş parazitlerinin bu evrimi geri çevirme şanslarının kalmadığına mukni olarak söylüyorum bunları. (daha&helliip;)

Read Full Post »