Archive for Mart 2016

CAM00774
Sabah altı gibi, uykusuz geceden sonra Taylan’ın yanında biraz kestireyim dedim; uzanacak yer bırakmamıştı. Ben de bir dakika onu seyrettikten sonra hissettiklerimi not düşmekte karar kıldım (belki ilerde silerim, çocuğun kafası karışır diye, belli olmaz):
*******************************************
Oğlum,
Bir sabah uyandın,
Baba hala üyuyo
Burnuyla, ağzıyla oynuyosun her zamanki gibi,
ama baba üyanmiyo.

Ya böyle olacak veya uzak bi yere gidip gelmeyecek baba.
Sana unutturmak için Pepe’ye bak, aaa bak Doru gelmiş denecek,
ve zamanla artık hatırandan silinecek babi.

Babasız hayatı benden çok önce tadacaksın.
Senin için daha kötü mü olacak daha iyi mi
ah bir bilsem!

Bir bilsem caddeden karşıya geçerken önce sağa sonra sola bakacağını,
abur cubur yemeyeceğini,
hayvanları seveceğini, yola çöp atmayacağını,
öğretilen yanlışların doğrularını kendin bulacağını,
ama
çoğu yanlışı, hatta apaçık yalanı doğru kabul etmeden mutlu olunamayacağını,
insanları sevmenin ayakta kalma zarureti olduğunu,
mutlak doğrunun olmadığını, tercihlerinin daha iyi ve daha kötü arasında olduğunu,
dünyanın senin taşıyabileceğinden ağır olduğunu,
hiç sırtlanmamanın senin için en doğrusu olduğunu

anlayacağını,

veya bunları hiç düşünmeden mutlu olacağını! (daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

Son bir kaç yılda önce FETÖ ile yaşanan “ihanet”, arkasından diğer İslami bütünün parçaları addettiğmiz bir çok cemaatler, kesimleri kişiler arasındaki sırttan bıçaklamalar, didişmeler, kirli çamaşırlar ortaya dökmeler en az yüz yıldır İslamofobi’den muzdarip yerli ve yabancı mihraklar için tadından yenmez olmalı. Son olarak ne zaman duydunuz “şeriat hortladı”, “tehlikenin farkında mısınız” feryatlarını? Artık slogan ya “yiyin biribirinizi”, ya da “yardım edelim de yesinler biribirilerini”.

Ama sağlamada hata çıkıyor. Şöyle ki, son anketlerde AK Parti desteği %55 e varmış gözüküyor. İçeriğini henüz yeterince bilmediğmiz başkanlık sistemi için dahi destek çoğunluğa ulaşmış gibi. İçerden dışarıdan, karşı medyadan, yandaş medyadan, laikçi, Türk-solcusu, terörist, terörden beslenen bunca mihrakın saldırısına, koruma kisveli kifayetsiz yandaşların zararına rağmen neden Erdoğan-Davutoğlu-AK Parti hala milletin tercihi?

Bir kere kimliğinin ana unsuru İslam olan Müslümanlar epeyce piyasa değeri kaybetti. Her”islami” entite veya kişi bir diğerini tekfir ediyorsa burdan ne çıkar? Bu garabeti maddeler halinde açıklayacağım doğru anladı isem.

Listenin maddeleri “mutually exclusive” (biribiri ile örtüşmeyen) değil ama bire bir de aynı değil ve naapıyım millet madde madde sıralamalara alıştırılldı.

1. AK Parti hala milletin tercihi ama bu kemiyeti (kantitatif ölçü) yansıtıyor, keyfiyeti (kalitatif ölçüyü) yansıtmıyor. AK Parti hala mevcut seçenekler arasında “en iyi tercih” halk için ve fakir için. (daha&helliip;)

Read Full Post »

KararÜç kafadar, Karar vermişler, gazete kurmuşlar. Sermaye konusuna vakıf değilim; belki “pis medyada” iken maaşlarını biriktirmişlerdir (zenginin malı, züğürdün çenesi..). Hayırlı olsun.

“Yandaş” olmayacaklarmış, düşman da değil. Ne Tayyipçi, ne Ahmetçi ne Gülcü, ne Bülentçi, ne paralelci, ne sağcı ne solcu..Öyleyse neci olacaklarmış tam çıkaramadım ama anladığım, muhafazakar ama “seviyeli” bir medya organı olacakları. Vasatizmin diktatörlüğü,  sen ben bizim oğlan düzeni, nepotizm, “hamili yakınımdır, felancanın mahdumudur, felanca cemaatendir, kuvvetli bağları vardır”,  vs mülahazaların liyakatin yerini aldığı “eski” düzenden en çok yakınan, hatta bu toplumun kadim zaafının “biz erdemliler” ‘in de en temel sorunumuz olarak kavramsallaştıran kişi olarak, “samimilerse Allah yollarını açık etsin” diyen ilk kişilerden olurum. (bkz. ör. Bir Şeyler yanlış gidiyor Tayyip Bey).

Ama ümitli miyim? Fazla değil.

Bir kere, bu arkadaşlar dışardan değil, içerinin de içinden. Yani o şekvacı oldukları “sistemin” ürünleri, lehdarları.  Evet, kadrolarında bir kaç iyi diyebileceğim yazar var. Ama bu yeterli mi? Ne yapıyor bu arkadaşlar? Yeni bir medyacılık  mı? Sanmıyorum. Antitez olarak çıktıkları ve “ihaleden anlamayız” diye taş attıkları, eski işverenleri Ethem Sancak’ın, Albayraklar’ın  medyacılığını tersyüz mü edecekler? Yalancı başlıklarla tıklatma, olmayan şeylerden sansasyon üretme, bozuk cümleler, analiz yerine reaksiyonerlik olmaycak mı yayınlarında? Yazarları, kendileri veya patronlarının nefsi davalarını  hakikat davası diye satmayacaklar mı? Dedim ya pek ümitvar değilim.

Üçün biri

Bu üç arkadaşın adlarını  Türkiye’ye döndükten sonra  duydum; 2004 falan. Meğer taa Yeni Devir’den beri beraberlermiş. Biri hakikaten kaabiliyetli. Anlaşılan diğer ikisini sırtında taşımış bunca yıldır kankalık gereği. Böylesi bir sadakat bana pek etkileyici gelmedi. Yok diğer ikisinde bir numara. Yazdıkları, TV’lerde konuştuklarının muhtevası ortalama bir medya takipçisininkini geçmez. Ne bir özgün teşhis, ne feraset ne tahlil.. Geçen bir tanesi “Trabzon’a verilen yanlış hakem kararı” ‘na isyan ediyordu “yazık, günah” ‘lı cümlelerle. Sanırsınız Gazze’den bahsediyor: Tekbiyyyr! Bazı konuları da bilmiyorlar ama bu ahkam kesmekten alıkoymuyor onları. Alın bu Karaalioğlu’nun taşıdığı diğer arkadaşın ilk yazısını, gerilere gitmeye gerek yok.

“İhaleden anlamazlarmış” mecburen gazete çıkamışlar. Hmm, ben de anlamam ihaleden, nerde benim gastem, gastede köşem? Kabzımallık ne güne duruyor; ya emlakçılık? Blog tutup  orda “tarihe not düşme” fikri hiç aklınızdan geçmez mi? Niyekine?   Hem eski patronlarına taş hem özgüven patlaması! Soralım bu arkadaşa: (daha&helliip;)

Read Full Post »