Archive for the ‘Avrupa’ Category

Merkel-TsiprasDuymuşsunuzdur Almanyacı fıkrasını. Bizim Almancılar Hans’ın tekini rakı masasına oturtmuşlar. İlk kadehini devirmeden, “Bu Almanya adam olmaz” demiş. Eminim bir sonraki kadehte de “ne olacak bu Yunanistan’ın hali” demiştir Hans. Zira Yorgo’nun faturasını gene o ödeyecek. Nerden mi biliyorum? Yok, “konunun uzmanı” falan değilim. Yunanistan’ın AB’ye (AET idi o zamanlar) alınışının arkasındaki siyasi, ekonomik mülahazalar, adaylık süreci, müzakere süreci, ülkelerin oynadığı ayak oyunları vb detaylara vakıf değilim. Vardığım sonuç gayet basit bir mantıki muhakeme: Bir grup arkadaşla lokantaya gidip yemek yerseniz, lokantacı parayı olandan alır. Yunanistan cebinde parası olanlarla yemeğe gitmeye alışık. Şimdi hep faturayı ödeyen Almanya, Fransa, Hollanda felan “yetti gaari, bu defa kendi faturanı kendin öde Yorgo! deyince Alex de haklı olarak “bu da nereden çıktı? Eski köye yeni adet mi getiriyorsun? Sen değil mi idin beni “Türk’e karşı, Haçlı’ların Helen çocuğu olarak semirten, şımartan, yemediğim arkamda, yediğim önümde…ben ne bileyim üretmeyi, bildiğim tüketmek ve nutuk atmaktan ibaret, baksana Türkiye’deki ortağım yıkmayı, yakmayı, öldürmeyi ve tüketmeyi çook iyi bilen Prens Selahaddin..siz vermezseniz Ertuğrl Kürkçü “pis Türklere ” ödetecek faturayı” diyecek. Ve “Selahaddin”‘i duyup Haçlı ruhu depresen, Hans da Rene de Arslan Yürekli Rişar da yanlış anlayıp “haklısın” diyecekler ve “Selahaddin’i durdurmak” için ne gerekiyorsa yapılacak.
Merkel-Sarkozy-Tsipras

Benim baktığım yerden ise mesele Kissinger’in İran-Irak Savaşı’na bakışından (Ne yazık ki ikisi birden kaybetmeyecek) çok İsrail’in Suriye’ye (veya İslam dünyasına) bakışına benzer: Yiyin biribirinizi! (daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

80 yıl sonra Kalpaklı Kubilaylar

İlkokul 2 veya 3’te ezberlediğim Atatürk’ün gençliğe Hitabesi ‘ni hala ezbere okuyabilirim ama bunun beni ne “Atatürk uzmanı” ne de “enn Atatürkperver” yapacağının farkındayım.

O zaman ne yapmalı bu bütün dünyanın mateme boğulduğu 10 Kasım’a kayıtsız kalmış olmamak için diye düşündüm taşındım, acı, acı kaşındım ve Atatürk uzmanlığı da Atatürkperverliği de tartışılmaz, tartışılması teklif edilemez, tartışılmasının tekif edilmesi düşünülemez iki duayene kalemi teslim etmenin pek de manidar bir jest olacağında karar kıldım.

Birinci Kemalist Cumhuriyet Gazetesi’nden Ali Sirmen tabiatı ile.

Yazılmış En Güzel Atatürk Yazısı
1881 Madeleine Meydanı’nda Bir Güz Öğlesi
Sağımda Madeleine Kilisesi, karşımda Cerruti Mağazası, önümde sıska bir akordeoncu, üstümüze eğilmiş güz çınarları. Boş bir kahve terasındayım. Sabahımsı duran, ıssız bir öğle saati. Üstü kapalı bir kamyondan, kamyon büyüklüğünde bir kristal ayna iniyor. Dört kişi taşıyor aynayı. Madeleine Kilisesi aynaya düşüyor, Cerruti Mağazası aynaya düşüyor, (daha&helliip;)

Read Full Post »

Resim hınzır zihnimde büyükler konuşurken, kamera önüne çıkıp “selam anne, bak TV’deyim!” diyen çocuklar çağrışımı yaptı (yoksa Hürriyet’teki hınzır bir zihin benimkini manipüle mi etti?!). Bir kar tanesi ile kış gelmeyeceği gibi bir örnekten de zarf çapı – mazruf çapı bağlantısı çıkmaz tabii. Sadece hoşuma gitti, arakladım.

* Lizbon’da NATO füze kalkanının adını (Türkiye direncinin etkisi ile) “İran’a karşı” koyduramayan Sarko “Fransa’da kediye kedi denir” bilgilendirmesi ile iktifa etmiş idi.
(Sözün tamamını söylemeyi sevmem ama zaruretten..)

Read Full Post »

Ali Bayramoğlu
alibayramoglu@tnn.net
07 Nisan 2010 Çarşamba

Genç siviller… Hayatımıza yaşadığımız keskin değişim sürecinde girdiler… “Genç subaylar rahatsız” manşetlerinin ertesi günü darbeci zihniyete “Genç siviller de rahatsız” yanıtı veren, son yılların kritik tüm gelişmelinde sivil ve talepkar yüzlerini gösteren gençler onlar…Kürt, Türk, başörtülü, başörtüsüz farklı gençlerden oluşuyorlar, bir arada yaşamanın, ortak değerler geliştirmenin ilk elden tanıklığını yapıyorlar.Buna bir tür demokratlık deneyimi de denebilir. 28 Şubat’ın küllerinden doğan bu gençler önemli ölçüde yaşadığımız çağın ruhunu temsil ediyorlar.Güçlü bir silahları var:Mizah…Türk siyasetini, Türk siyasetinde pek az bulan mizahla anlıyor ve anlatıyorlar.Mizahta, benzetmede, eleştiride “acımasızlar…”. Geçtiğimiz günlerde yine böyle bir eyleme imza attılar. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Türkiye ABD Temsilciler Meclisi Dış İşleri Komitesi’nin aldığı “soykırım” tavsiye kararı ile çalkalanırken benim hafızam aynı Kongre’nin geçmişte aldığı kararlara gitti. Bunlardan bir tanesi oradaki müteala, mülahaza ve müşaverelerin ciddiyeti açısından önemli.

Oğul Busht Afganistan ve Irak’a saldırmayı kafaya koymuş, dünyaya da “ya bizdensiniz ya düşmanımız” raconunu çekmişti. Ama Fransa Fransızlığını yapıp göstermelik mırın gırın etmişti Irak konusunda. Buna çok içerleyen Kongre olağanüstü toplandı ve Fransa’ya haddini bildiren şu tarihi kararı aldı:

Bundan böyle Kongre kafeteryası’nda burger ile birlikte servis edilen patatesin ismi “Fransız kızatması (French fries) yerine “özgürlük kızartması” (freedom fries) olacak! (şaka değil, açın bakın). (daha&helliip;)

Read Full Post »

mahinur1853e28118349962bySicilinde Haçlı Seferleri, Engizisyon, cadı avları, Holokost olan Avrupa’nın Islamofobi’yi Türkiye’den ithal ettiği söylemek hiç te nesnel olmaz. Öyle olduğunu farz etsek dahi “sanki Türk modenleşme, çağdaşlaşma (her ne demekse) tasavvuru bizatihi sathi bir Avrupalılık öykünmesinden ibaret değil mi? Türkiye’den ithal edilen şey sanki yüzde yüz Made-in-Turkey mi ki” denir haklı olarak.

Gelvelakin (kelime Metin Bey dosttan “esinlenme”) bana 40 tane siyaset, sosyoloji alimi getirseniz Avrupa’daki bu resmen faşizan Islamofobi tezahürlerinde bizim ihracatımızın dahli bulunmadığına ikna edemezsiniz. Konuyu biraz araştırsam CHP, Türk Masonları, enva-i çeşit laikçi kuruluşların bu olgu ile alakasının sadece ellerini oğuşturan seyirci mesabesinde olmadığına dair pek çok delil sunabilirim. (daha&helliip;)

Read Full Post »