Archive for the ‘Batı’ Category

clinton-trump2Özetin özeti. Tahminim ABD yarin ilk kadın ve ilk karı-koca başkanını seçmiş olacak.

Önce hatırlamakta yarar var: ABD otomatikte çalışır. Bu otomasyonun veya establishment denilen kurulu düzenin dümeninde Yahudi var. Başkanın adı Nixon, Kennedy, Burak Hüseyin veya Hillary olsun rengi siyah beyaz veya mavi, cinsiyetierkek veya kadın olsun, bu kuralı unutrmayın: Paradigmayı değiştiremezsiniz.

Ondandır Donald Trump gibi bir cinsel sapık, soytarının o seviyelere gelmesi mümkün. Zira o yönetmeyecek ki ülkeyi. Ülke otomatik pilotta.

Ama hiç mi fark etmez kimin oraya oturacağı. Eder, bir miktar, düzeni belirleyen temel politikalar, zihniyet sabit kalır ama bazı tavırlar, öncelikler değişebilir. “Amerika hapşurduduğunda biz grip oluruz” dan mütevellit, gerek biz gerek dünyanın geri kalanı için Clinton veya Trump seçeneklerinin bazı muhtemel sonuçları:

Clinton seçilirse

1. Sözlükte statükonun karşısında onun resmi var. Düzenin ağababalarının onu tercih etme nedeni de bu: Sürpriz olmaz, söz dinler, insiyatif almaya kalkmaz. (daha&helliip;)

Read Full Post »

ertuğrul.7jpgElitizm üzerine ilk tecrübelerim kendimi bilmem kadar eskidir. İlkokul müdürümüz Adil Kuruçay ve öğretmen Nuran Kesici’nin, doktor, hakim, banka müdürü çocukları ile gariban fakir çocuklara davranışları arasındaki bariz farkın bıraktığı izler belki de benim çocukluk yıllarında sola yönelmemdeki en büyük etkenlerden idi. Ama taşın sert olduğunu ve Türk solcusunun sağcı olduğunu anlamak için İdris Küçükömer’i okumam gerekmedi. Müdür’ün koyu CHP’li olduğunu sonradan öğrenecektim. Cumhuriyet’in ilanından bu yana halka adeta incelemeye aldıkları veya kurtarmaya çalıştıkları bir nevi hayvan muamelesi yapan Halkevleri’nin kokonalarından “köylü memleketin efendisidir” diye sahte tevazu, sırt sıvazlama yapıp Aşık Veysel’i ve köylüyü “görüntü kirliliği yapıyor” diye Ankara’nın mutena semtlerine sokmayanlara,  hizmetçisine “istikar senin neyin vasayet” diyen Üniversiteli Kadınlar Derneği Başkanı’ndan (hala anlamadınız mı üniversite okumuşları düşününce adamı neden afakanların bastığını?)”halk plaja akın etti, vatandaş denize giremiyor” diyenine, şarabın ve vücut sıvılarının tadı, insan anatomisinin belirli kısımları üzerine sapık saplantılarını utanmadan el aleme anlatarak elit olduğunu düşünenine kadar Türkiye’deki elitistlerin ekseriyeti kendisini solcu veya sosyal demokrat diye tanımlar.

Aslında ifadenin normatif tanımı illa da negatif bir içeriğe sahip olmak zorunda değil. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Artık İslami düzen, İslami toplum gibi kavramlardan ümidimi kestim.  Şimdilerin “İslamcılık bitti” modasına uyarak söylemiyorum ama kabul edelim ki yaşayan, uygulanabilir bir  model  yok. Tarihte çok kısa süren asr-ı saadetler de mükemmel değildiler, ama güçlü liderler sayesinde var olabildiler. Onlar gidince bittiler.

Artık ütopyam gelişmiş toplum. Batı’dan piyasaya sürülen bizim mukallitlerin sorgulamadan kopyaladığı “gelişmişlik endeksi” ‘nden bahsetmiyorum.  Şöyle  tanımlıyorum: Rasyonel, vicdanlıi, hak gözeten insanlardan oluşan, kimlik, mana sahibi, geçmiş-gelecek yolculuğu şuurunda,  hak hukuk, estetik, kültür kısacası eşref-i mahlukattan oluşan bir toplum. Bunu “hakikate yaklaşmaya çalışan toplum” da okuyabilirsiniz felsefi düşünürseniz.

Varılabilir mi? Hacca giden karınca misali, varmazsak da yolunda ölürüz. Ve gavulardan ödünç “yolculuk keyfin yarısıdır” ‘dan esinlenme böyle bir yolculuğa çıkma şuuru oraya varmann yarısıdır.

Erdoğan devrimi veya kişisel ifademle “devrim gibi evrim” (alınan mesafeye binaen) ‘den artık emin olarak, eski düzenin boş parazitlerinin bu evrimi geri çevirme şanslarının kalmadığına mukni olarak söylüyorum bunları. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Bundan 20 sene kadar önce İzmir’de kardeşimin tanıştırdığı bir zevce aday adayı ile oturup konuşacak bir mekan arıyorduk. Bir tanesinin önüne gelince hatun, “burada enteller takılıyor” dedi. Girip çıkanlara bakınca entellerin Batılı gibi giyip kuşanan, taklidi-Batılı sosyal tavırlar sergileyen, modayı iyi takip eden, modern, cool tipler olduğunu anladım.

O hanımın algısı, biraz daha yukarılardaki tanımla bire bir uyuşmasa da kriter olarak bu gün dahi pek yanlış sayılmaz. Evet, küpe takmak (erkek), dövme, barlarda, gavur adlı “in, trendy” mekanlarda takılmak, entel gibi giyinmek (evet, malesef en anlı şanlı şairler, artistler, yazarlar için dahi var böyle bir giyim tarzı ve tesadüf bu ya “kendi kişiliklerini” değil Batılı kişilerin kişiliklerini yansıtacak illa). Ama bunlar da değil Türk entelinin olmazsa olmaz alamet-i farikaları; şunlar:

1. Milliyetçilik, dindarlık gibi illetlerle uzaktan, yakından alakası olmayacak.

2. Ait oldukları toplum ve ülke, yani “biz” diyebileceğimiz entite ne zaman bir diğer ülke, etnik, dini azınlık, kurum veya fikir grubu ile karşı karşıya gelse, mutlaka onun yanında “bizim” karşımızda yer alacak ve buna da bağıra bağıra ilan edecek aleme. Bunun arkasındaki psikolojiyi çözmek için Freud olmaya hacet yok. Türk aklı diyin, şark kurnazı diyin, olmak yerine görünerek, kestirmeden olmanın meyvelerini,itibarını almak isterler. Ve öğrenmişlerdir ki Batı’da da Jean Paul Sartre’den, Noam Chomsk’ye, Günter Grass’a kadar pek çok “saygın entellektüel” ülkelerine karşı eleştirel tavırlar sergilemiştirler. Eh delusyonları, narsisizmleri bu veri ile birleşince bu tabiatı ile “önce anti-milliyetçi, anti-maneviyatçı, anti-populist olacaksın abi”, “böylece ezber-bozan olursun, hem baldırı çıplaklardan ayrılır elit statü kazanırsın” altın kuralın üretmişlerdir. (daha&helliip;)

Read Full Post »

canakkale-resized2.jpg

Çanakkale Zaferi’mizden beri, onun için yazılan söylenenlerin, en güzeli Akif’in şiiridir benim için. Tabii bir de cephede savaşan kahramanlarımızın mektupları, hatıratları ve okur yazarlığı olmayan Mehmetçikler’in, eşleri, çocuklarının, meçhul askerlerin ifade edilme şansı bulmamış duyguları. Onlarla empati kurduğumu söylesem dahi haddimi aşmış olurum. Sadece kulun görmediği, duymadığını gören, Alîm, Basîr, Rahman ve Rahim Olan’a onlar için dua edip bir kere daha Akif’in, çocukluğumdan beri çoğu ezberimde olan o eşsiz dizelerini okurum. Buyurun şehitlerimizin ruhlarını şad ederek bearaber okuyalım:

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE

Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya (daha&helliip;)

Read Full Post »

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Selaminaleyküm
Sizi ancak “establishment media” ‘ sına yanısyan bilgiler nisbetinde tanıyorum. Ellerinde milyonlarca Müslüman’ın kanı olan ezeli İslam düşmanı Judeo-Haçlı’nın sizi nasıl tanımladığı umurumda değil. Hatta onlar tarafından “terörist” damgası yemeniz bendeki sicilinize artı puan olarak geçer, “meyve veren ağaç taşlanır” zira. “Ilımlı Müslümanlar” da, bilumum Şeytan’dan “koşer İslam” sertifikası peşinde koşanların Batı’lı efendilerinden edindikleri ama kendi görüşleri sandıkları öğretileri de hakeza.

Ama “düşmanımın düşmanı dostumdur” düsturu da bana göre değil. Öncelikle hakikate, İslam’a, ezilen, haklı Müslüman’a dost olan benim dostumdur. Dolayısı ile niyetiniz de amelleriniz de doğru olmak zorundadır desteğimi almanız için. Bir takım zalimlere karşı (küresel Judeo-Haçlı katiller, kendi tahtı için ülkelerini feda etmeye hazır, ne İslami ne de ahlaki bir davası olan Esed, Sisi gibi küçük katiller vs.) savaş vermekse niyetiniz, muvaffakiyetiniz için dua ederim.
Lakin ne benden ne de İslam’a hamiyeti olan, dava sahibi şuurlu Müslümanlar’dan açık çek bekleyin. Her şeyin doğrusunu bilemezsiniz; bu baştan yanlış.Taliban’ın büyük yanlışı da bu idi. Sizin dışınızdaki herkesin küfre hizmet ettiğini ve “gerçek İslam’ın” sadece sizin vasıtanızla geleceği sanrısına sahipseniz bu hiç orijinal değil;tarihin çöplüğü bu tür sanrıların sahibi megaloman kurtarıcılarla doludur. Şu anda biz de bir tanesi ile uğraşıyoruz; onun metodları sizinki kadar da şerefli değil. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Older Posts »