Archive for the ‘Bekir Lütfi YILDIRIM’ Category

aydindoganBaşlık kafa karıştırabilir. Olay şu: Aydın Doğan bir çok twitte kendisinin karakterinin tahkir, tezyif edildiği, onun gibi şerefli, önemli kişinin kişilik haklarına tecavüz edildiği iddiasıyla mahkemeye gitmiş. Listesini verdiği benimki dahil tweetlerde bu tecavüzün yapıldığını iddia etmiş.

Mahkeme kararının tamamını okuyamadım ama anladığım kadarı ile mahkeme kendisini kısmen haklı kısmen haksız bulmuş. Twitter-legal de kendisi bu tweetleri kaldırmak yerine tweet sahiplerine birer mektup yazıp “tweetleri kaldırmayı düşünebilirsiniz” demiş. Bana da “ya kaldırın ya cevap yazın”. ; ayrıca “avukatınıza danışın” demiş . Tabii ki ikinci şıkkı seçtim ve kendilerine kısa bir cevap yazdım.

Kendilerine yazdığım cevap aşağıdadır:

Söz konusu şimdi hatırlamadığım tweet:

Neden özellikle #Hürriyet hedefte anlayamadım. #doğangrubu’nda terör destekçiliği şampiyonu #Radikal. #cengizçandar, Ezgi, Ayşe vd orada.
15:29 – 11 Eyl 2015 (daha&helliip;)

Read Full Post »

clinton-trump2Özetin özeti. Tahminim ABD yarin ilk kadın ve ilk karı-koca başkanını seçmiş olacak.

Önce hatırlamakta yarar var: ABD otomatikte çalışır. Bu otomasyonun veya establishment denilen kurulu düzenin dümeninde Yahudi var. Başkanın adı Nixon, Kennedy, Burak Hüseyin veya Hillary olsun rengi siyah beyaz veya mavi, cinsiyetierkek veya kadın olsun, bu kuralı unutrmayın: Paradigmayı değiştiremezsiniz.

Ondandır Donald Trump gibi bir cinsel sapık, soytarının o seviyelere gelmesi mümkün. Zira o yönetmeyecek ki ülkeyi. Ülke otomatik pilotta.

Ama hiç mi fark etmez kimin oraya oturacağı. Eder, bir miktar, düzeni belirleyen temel politikalar, zihniyet sabit kalır ama bazı tavırlar, öncelikler değişebilir. “Amerika hapşurduduğunda biz grip oluruz” dan mütevellit, gerek biz gerek dünyanın geri kalanı için Clinton veya Trump seçeneklerinin bazı muhtemel sonuçları:

Clinton seçilirse

1. Sözlükte statükonun karşısında onun resmi var. Düzenin ağababalarının onu tercih etme nedeni de bu: Sürpriz olmaz, söz dinler, insiyatif almaya kalkmaz. (daha&helliip;)

Read Full Post »

firatkalkani21. Suriye’ye fiziksel olarak müdahil olmamızın başlangıcında hedef hem DEAŞ hem PKK olarak ilan edilmişti. Hatta Fırat Kalkanı adı önceliğin PKK (PYD) olduğunu ima ediyordu. Ama şu ana kadar orada PKK hedeflerine yönelik tek mermi atıldığını duymadım. Her gün kaç DEAŞ hedefine kaç bomba atıldığı raporlarını takip ediyoruz.

2. “PKK Fırat’ın doğusuna çekilmezse hedeftir; Menbiç’i alırız (ÖSO vasıtası ile)” dedik yetkili ağızlardan. Aynı yetkili ağızlar “ABD PYD-YPG çekildi diyor ama çekilmedi” dediler; biz sadece DEAŞ’a attığımız bomba sayımına devam ediyoruz. Internette tartıştığım bir gavur gazetecinin ifadesi ile biz “talked the talk but did not walk the walk” (çok efelenme, fiiliyat yok)

3. Geldiğmiz noktada artık PKK Fırat’ın doğusuna çekilsin talebimizi de duymuyoruz. Yeni hedef: Rakka’ya sıcak bakıyoruz.

Bunlardan ne çıkıyor:

1. Suriye’de ABD ve muhtemelen Rusya da ancak DEAŞ hedeflerine dönük ABD’nin kara gücü rolüne müsade ediyor. (daha&helliip;)

Read Full Post »

CAM00960CAM00963Kıyılır mı bu yavruya? Size ne yaptı yaşadığımız dünyaya güzellik, sadakat, masumiyet katmak dışında?

Biliyorum siz akıllısınız, başarılısınız, otomobiliniz var gider mi gider 30 km ile gidilecek dar mahalle yolunda 100e bana mısın demez. Bir de trinitronlu, gigabaytlı, XWQP 1276 akıllı telefonu kulağına dayayıp, gaza bastın mı fiyakana diyecek yoktur; it için frene basmaya hacet dahi yok, kocaa cipe, pikapa, bilmem ne marka demir gibi aracına ne zarar verebilir ki it? Boşuna dememiş atalar “taşlar bağlı, köpekler serbest” diye.

Tebrikler muhtemelen hayatında bu kelimeyi bir daha duymayacak eşref-i mahlukatın cool üyesi! Benim en iyi dostlarımdan birini aldın, durup bakmaya da tenezzül etmedin;işin gücün vardı eminim. Sizin itiniz benim yavrum! Bu kaçıncı?! Sana da türüne de başka sözüm yok.

Dünyam cennet idi ve birdenbire insan geldi! Neden acaba? Vardır bir hikmet mutalaka, benim aklım kalbim almasa da.

 

Read Full Post »

Sanıyorum bu ifade kullanılıyor son zamanlarda Fethullah’ın çetesinden hareketle. Cemaat kelimesi özellikle İslami cemaatler için kullanıldığı için kavramıı daha cihan-şümul tutmak için olsa gerek bu yeni ifade (sanıyorum Etyen Mahcupyan kullandı ilk)..Fark etmez kelime seçimi; kapalı yapılar, kültler, localar, cemaatler, çeteler, gizemli örgütler, esoterik yapılar..

Yakın zamana kadar bu tür yapılar konusunda oldukça nötral idim. “Case by case” bakılması (ayrı ayrı bakma, genelleştirmeme) düşüncesinde idim. Bardağın dolu tarafı ve boş tarafını da görüyordum. Ama artık boş tarafının kesinlikle ağır bastığı kanaatindeyim. Sebeplerimi sıralayacağım:

1.Ben söylemedim belki yüzyıllaraca vardır kültürümüzde “mürşid uçmaz, mürid uçurur” sözü. Çok yerinde. Lidere, imama, papaza, mürşide, kılavuza kusursuzluk, yanılmazlık izafe edilir ekseriyetinde. Masonlar gibi bazı cemaatlerde ise kurallar, ortak idealler liderden önemlidir.

2.Bireyi, hür iradeyi değersizleştirir, hatta yok eder. Bu tür yapılarda en değerli üye öğretiyi en iyi kavrayan, en kolay sürüleşendir.

3.Entellektüel olarak zayıf kalır üye veya müntesib. Zira karşılaştırma, kıyaslama yokur, liderin veya grubun dogmasıdır bütün bilginin, iyi güzel ve doğrunun kaynağı. Papağan olma işlevi görenler dışındaki nöronlar ölür. Yaratıcı veya inovatif fikir üretemezler, Bütün ballarını tek çiçekten alırlar, diğer çiçeklere dokunmayı kendi çiçeklerine ihanet addederler.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Omurgalı entellektüel dostum Israel Shamir’in bir önceki yazıda bahsettiğim yazısı:

An excellent article on the Failed Coup by an intellectual with moral spine.

Kaynak

Drop of Light / Shutterstock.com

The most striking feature of the failed Turkish coup has been the people’s response. The plotters did their routine right: they seized the broadcasting station, they sent a sortie to kill the president, they stationed troops in the vital points, they rolled out the tanks. They calculated everything but the people’s response. As the president survived the attempt on his life, he had made the mobile phone streaming call to the nation urging people to get out and decide their future for themselves. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Alın size bilimsel tebliğ gibi başlık!

1960ların ikinci yarısında bir zaman olmalıydı. Sivas’ta ortaokul öğrencisiyim. Simaviler’in Hürriyeti’nde Breziyalı futbol yıldızı Pele’nin değeri üzerine çıkan yazıyı sokakta mahalle çocukları ile değerlendiriyoruz. Gazete fiyatın dudak uçuklatıcı olduğunu vurgulamak için “Bir Pele ile neler alınır” başlığı atmış ve altına neler alınacağını sıralamış resimli olarak. on onbeş farklı nesne koymuş listeye. İki tanesi aklımda “16 tane Şampiyon Fenerbahçe”, “260 tane Anadol” (yeni çıkan “ilk yerli araba” , Murat’tan önce).

Herkes bunların hepsinin toplamı alınır diyor. Yani 16 tane Şampiyon Fenerbahçe Takımı + 260 Tane Anadol + Şu kadar apartman dairesi + ….. Bense hayır listedekilerden her biri alınır tamamı değil de diretiyorum. Herkes aptal olduğuma karar veriyor. Biri bahse var mısına götürüyor işi. Ben de teredütle erkekliğe leke sürmemek için varım diyorum. Tereddütün sebebi yanılabalieceğimi düşünmem değil, onların doğruyu belirleyici hakeminin de onlarla aynı zihin ve duygu seviyesinde biri olacağı korkum. Ve korktuğum başıma geliyor! Gidip bu işleri bizden iyi bildiği kesin olan, Fener Gassaray, Metin, Can felan işleri ile haşır neşir olduğu varsayılan Burhan Abi (ilkokul mezunu değil, futbol oynar ama ayağının birini çocukken araba ezmiş, kahve ile Kanlı Bahçe (boş arazi-futbol sahası) arasında, sadece “Topal” lakabi ile bilinen abiyi bilirkişi tayin ettiklerinde kaybettiğmi anlamıştım. “Topal” (bizim için saygıdan Burhan Abi) gasteye şöyle bir iki saniye göz attıı ve kararını verdi: “Bunların hepsi”. Ve hemen benden 5 lirayı -ki büyük para idi- tahsil etmeye kalktı bir kaç kazanan ortak. Birini çok iyi hatırlıyorum Edip Kızıltoprak diye bir oğlan; baş parmağını emerdi ileri yaşlarda dahi.. Şimdilerde Sivas’ın en zengini imiş duyduğuma göre; bir kaç kere altın kaçakçılığı, kredi kartı üzerinden tefecilik vs sabıkası varmış. Beni şaşırtmadı; tam da “adam olacak çocuk” tipi idi; ortaokuldan terk.

Şimdi bir de neden hala haklı olduğum düşündüğümü isbat gerekiyor değil mi? Malesef, olsun; bu blogun okuru değilse de vasatın ne olduğunu biliyorum. Bir üniversiteden masterli olduğunu söyleyen bir hemşehri “abi İstanbul’un nüfusunun dörtte ikisi Sivaslı” dedi! Açıklama şöyle: O Hürriyet haberinde Pele’nin o zamanki fiyatı yazıyordu: 24 milyon TL. Fenerbahçe takımı tekmili birden  : 1.5 milyon TL. Bakın 16 x  1.5 = 24 mantığım mantıksız bulundu. Pele çook kıymetli idi ve ben onun kıymetini düşürüyordum. Böyle adam tabii ki haksızdır her zaman ve  9 köyde de. Ne vekil, ne bürokrat, ne “siyo”, ne de “hesap uzmanı” olmaya layıktır! (daha&helliip;)

Read Full Post »

Older Posts »