Archive for the ‘27 Mayıs’ Category

MenderesSivas’ta, dört-beş yaşında bir çocuktum, ufacıktım,
top oynadım, acıktım*
..dışardan gelen gürültüyü merak ettim, sokağa çıktım. Baktım evimizden yüz metre kadar uzaklıktaki Lise’nin (şimdi Kongre Müzesi) önünden bizim evin bir tarafının baktığı Kurtcebe Noyan Caddesi’ne (Taşlı Sokak, şimdi Cafeler Caddesi deniyor)dönen bir kalabalık marş söyleyerek yürüyor. Sözleri de aklımda kalmış:

“Olur mu böyle olur mu
Kardeş kardeşi vurur mu
Kahrolası diktatörler
Bu dünya size kalır mı?”

Ne zaman bunların kim olduğunu çözdüm bilmiyorum. Ama fazla ileri yaşlar olmadığını biliyorum. Zira ben ilk okul başlarında Cumhuriyet okurdum.

Şimdi bu sözleri bir bulmaca olarak okura sorayım? Bunlar kimdi?

1. Darbe (pardon İhtilal)henüz olmamıştı, bunlar Menderes-Bayar İktidarı’nı protesto ediyorlardı.
2. Darbe olmuştu ama henüz Menderes, Polatkan, Zorlu asılmamıştı; idamlara zemin hazırlamak, “Devrim’i” pekiştirmek için standard propaganda.
(devamını oku…)

Read Full Post »

-28 Şubat diye bir şeyler duyuyorum; neyin nesidir sahi?medya-basortusuavi
-Ne kadar zamanın var?
-Fazla diil, daha Trabzon-Gassaray maçında hakeme kırmızı kartın arkasındaki komployu ve Survivor’daki oğlanın gerçek yaşını araştırıcam.

-O zaman Büyük Patlama’ya kadar gidemeyiz. MS 15. yüzyıldan başlıyorum; senin gibi zamane gençleri kıyağımı unutmasın.

İslam hayatı düzenleyen din olması gereği hayata bir çok sınırlama koyar. Hristiyanlıkta da öyle idi ama bu sınırlamayı koyma gücü olan bir ruhban sınıfı (Kilise) vardı. Kendi hükümranlığına hizmet eder idi. Batı-Hristiyan dünyası Rönesans ve onun yolunu açtığı Reformlar ile bu hem Kilise’nin hem İncil’den gelen 10 emir gibi bariyerleri yıktı. Materyalizm din oldu. Maddeyi (fiziki dünyayı) kontrol etme, yani fiziki bilimlerde ilerlemenin önü açıldı. Endüstri devrimi bundan neşet etti. İslam dünyasında bilimde ilerlemek için tek motif “yaradılanı, yaratılıştaki hikmeti anlama” olabilirdi. Hatta bu merakı dahi Allah’ın işine karışma, vahyin ötesinde hakikat arama addederek karşı çıkanlar oldu. Dolayısı ile kanaatkar olmayı, ahireti dünyaya öncelemeyi şiar edinen İslam kültürü, artık maddeye tapmayı din haline getirmiş olan Batı ile bilimde, fende yarışacak motivasyonu yoktu.(bkz. Büyük Patlama’dan ‘Kıyamet”e “geri kalmışlık, ileri gitmişlik“(Star -Açık Görüş). Unutmayalım ki maddeyi kontrol etme arayışıdır pozitif bilimin işlevi. Yarışa girmedi dahi Müslümanlar Batı ile böylesi bir yarışta olmayı dahi zül sayan ve gerek Araplar gerek Osmanılar sayesinde kendisini medeniyetin daha ileri bir evresinde gören Ümmet. Ancak 18. yüzyılın sonlarından itibaren Batı’ya karşı devamlı kaybeden Osmanlı’da aşağılık kompleksi emareleri görülmeye başladı. (ki bunu Lale Devri’ne kadar götürmek de mümkün). (devamını oku…)

Read Full Post »

Skorsky’li turistik gezi

Helikopter bulunmadığı için Silvan’da yaralı Mehmetçik hastaneye götürülemeyerek şehit düşerken, Kırklareli Jandarma Alay Komutanlığı’nda albay H.B.K’nın arkadaşlarına Skorsky helikopterle şehir turu attırdığı ortaya çıktı.

ANKARA
TSK’nın Doğu ve Güneydoğu’da oldukça zor şartlar altında terör örgütü ile mücadele eden askerlerimizin operasyon için kullandığı Skorsky helikopterler, Vize Jandarma Alay Komutanılığı’nda çok farklı bir amaçla kullanılıyor. Kırklareli’nin Vize İlçesi’ndeki Jandarma Alay Komutanlığı’nda bulunan Skorsky Mİ-17 tipi helikopterlerin sık sık burada görev yapan Albay H.B.K’nın kentin ileri gelen esnafları ve misafirlerinin şehri kuş bakışı izlemesi için kullanıldığı öne sürüldü. Bir saat havalanması 3 bin dolara mal olan Skorsky’le şehir turu atan konukların bu gezi sırasında fotoğraf çektirdikleri de ortaya çıktı. (devamını oku…)

Read Full Post »

4.5 yaşımdaydım 27 Mayıs 1960’ta. Çocuktum ufacıktım, top oynadım acıktım. Bir gün sokaktan birtakım gürültüler duydum; kulak kesildim. Kalın sesli amcalar hep bir ağızdan garip ama etkileyici bir türkü söylüyorlardı. Evimiz Hükümet Meydanı’ndan en fazla 200 metre, Tümen’den ve Kongre Lisesi’nden (Sivas Kongresi’nin yapıldığı, lise-1’i okuduğum, şimdi müze olan bina) 50-60 metre mesafede idi. Yani bütün önemli noktalar taş atımı, kulak duyumu mesafede idiler. Hemen dışarı fırladım, sanıyorum yalın ayak. Kalabalık bir grup büyük adam Lise ile Tümen (şimdi sadece ordu-evi) arasındaki taşlı-sokak (o zamanki resmi adı Kurtcebe Noyan Caddesi) nden geçiyorlardı. Söyledikleri garip türkü hala hafızamdadır:

“Olur mu böyle olur mu?
Kardeş kerdeşi vurur mu?
Kahrolası diktratörler
Bu dünya size kalır mı” (devamını oku…)

Read Full Post »