Archive for the ‘Dil’ Category

Uzun yazmayacağım. Tweet’e sığmayacağı için burada.

Ey Sayın Cumhurbaşkanı, Spor Bakanı, İletişim Başkanı, TV’de asrın ırkçılık faciasından ne kadar şok olduklarını dile getirerek ne menem “Batılı’nın ırkçılık karşıtı prototipi” ‘ne uyduklarını kanıtlayan sürü ile spor gevezesi, gazeteci, aydın vs.

  1. Bir siyahiyi, etrafındaki beyazlardan ayırd etmek için “siyahi olan” (negro) demek ne ırkçılıktır, ne de zerre miskal hakaret barındırır.
  2. Bunun üzerine balıklama atlayıp “gavurlara gol attık” diyen şark salakları, bari sahteliklerinizde orijinal olun. Bu tereciye tere satmaktır. Böyle bazı kelimeler, hareketler üzerinden ne menem “anti-ırkçı” olduklarını göstermek için hiç fırsat kaçırmayan Batılı sahtekarları taklid ederek onlar gibi olacağınızı sanıyorsanız korkarım gene geç kaldınız. Bu kavramlar oralarda laçka olmuş, yorulmuş, yalama olmuştu Trump’tan önce. Trump ile “siyasi doğruculuğun ” piyasa değeri yerlerde sürünür oldu.
  3. Eyy Sayın Cumhurbaşkanı , Bakanları ve bu işleri bilmesi gereken hukukçuları, İletişim Başkanı, Sözcüsü vs.: Aranızda bir tane “insanlık suçu, nefret suçu” kavramlarını duymuş olan da yoksa Allah rızası için ikinci defa yazıyorum, ne Google’a ne kitaba bakarak.

İnsanlık suçları (Crimes against humanity) çok ağır topluluklara karşı işlenen, soykırım (Holokost) vb suçlar için ihdas edilmiş çok ender kullanılan bir uluslararası hukuk terimidir. Çok spesifik bir tanımı vardır ve bu yaftayı uluslararası mahkemeler (Lahey türü) yapıştırır ancak.

Nefret suçları hakeza, ABD ve diğer bazı Batı ülkelerinde azınlıklar, eşcinseller vb özel koruma altındaki gruplara karşı, sırf o gruba mensubiyete nefret motifi ile işlendiği düşünülen suçlara diğer benzer suçlardan daha ağır cezalar getiren “özel bir legal terimdir”. (hiç sevmediğimi Star’da bir yazıda yazmıştım sanıyorum şöylesi bir örnekle: Komşunuzu karısını elde etmek için öldürmek eşcinsel olduğu için öldürmekten daha hafif suçtur)

Tayyip Bey’in kelime haznesinin sınırlı olması sorun değil, ama sizler gibi sürü ile Batı’da okumuş, uluslararası hukuk doktoralı, tam da bunları bildiği varsayılarak danışman, sözcü vs yapılmış uzmandan bir tanesi çıkıp da “efendim, bu ucuz bir tereciye tere satma pr’ıdır, bize de yakışmaz, para da etmez, göz boyayıp “AB yaptırımlarından” kurtarmaya da yaramaz” diyemez mi idi?

Samimi olarak orta hakem oradaki siyahi antrenör şöyle yaptı” demenin kanımızı beynimize sıçrattığını söylediğimizde gavur da “ya hu sizin Emre Belözoğlu remsmen siyahi futbolcuya en ağır hakaret olan “nigger” dedi; sesinizi çıkartmadınız; yemeyin bizi” derse ne diyeceksiniz?

Sahteliğinizi dahi gavurdan kopyalamak zorunda mısınız? Ahlakı, terbiyeyi gavurdan mı öğreniyorsunuz? Hepiniz Özkökgiller’den misiniz?

Utandım!

Read Full Post »

Gene akla geliş sırasına göre

personeller değil personel: Kelime tabii ki gavurca person (kişi) kelimesinden gelir ve çoğuldur. Personeller dediğinizde kişilerler demiş olursunuz.

ekipler değil ekip: “Ekipler olay yerine sevk edildi”: Gene gavurca equip kökünden gelen çifte-çoğul kelime. Her bir ekip bir takımdır. Tek kişiden ekip olmaz.

Bu tekrar zira en entel tipli Ali Bayramoğlu vd.’nin de yaptığı yanlış:

82li yıllar 46’lı yıllar olmaz. Olur da 82’li yıl 8200+ yıllar 46’lı yıllar gene 46 ile başlayan 4600+ yıllardır. O zamanlar gelince biz Göbeklitepeliler oluruz.

Doğrusu: 40lı yıllar 80li yıllar veya 82 civarı, 46 civarı.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

trump-nepotismİlla gavurca kelime kullanacaksak, sese “sound”, aşırıya “ekstrem”, felç olmaya “paralize”, sahteye “feyk”, başkasının şarkısını kaydetmeye “kavırladım” demektense, şu, ülkemizde hiç bir zaman güncelliğini kaybetmeyen kavramları tanımlayan kelimeler daha kullanışlı olabilir.

Nepotizm: Gavurca nephew (erkek yeğen) kelimesinden gelir. Devlet mevkilerinin sağladığı imkanlarla akrabalara muhtelif avantajlar sağlama. Özel kuruluşlarda da olabilir ama toplumu ilgilendiren, devlet gücünü elinde bulunduranların yaptığıdır.

Kroniyizm: Nepotizmin dariesini eş dostu da (kulüpten, cemaatten, locadan, dernekten, mahalleden, okuldan vs..) kapsayacak şekilde genişletin.
(daha&helliip;)

Read Full Post »

godKocaa TDK’nın Türkçe yazamadığı, gençlerin OMFG’nin manasını bildiği ama “haddizatında” ‘yı yemek adı sandığı “ilginç zamanlardan” geçiyoruz. Hal böyle olunca birilerinin kapsülün de etken maddesini ayırıp, bitter çikolata tadında sunması gerekiyor zamanın insanına ki herkes her şeyi bildiğinden şüpheye düşmesin.

Bizim mahallenin köşe başlarını tutan hocaları “deizm tehlikesi” ‘ne karşı antidot geliştirmekle meşgul ama tek mesele deizm olsa keşke! Bakın:

Teizm: Var
Ateizm: Yok
Agnostisizm: Eminim, ya var ya yok; hem ben nerden bileyim!
Deizm: Var ama işini bitirdi; artık karışmaz kimsenin işine gücüne.
Monoteizm: Var, bir tane.
Politeizm: Var mezbul miktarda.
(daha&helliip;)

Read Full Post »

Kampanya dediysek, bir şey satmıyorum; en azından para karşılığında. Aşağıda açıkladım kelimeyi. Buranın bir avuç düzenli takipçisinin buna ihtiyacı da yok ama ola ki ihtiyacı olan kulaklara difüzyon yoluyla ulaşır ve bir miktar değişim sağlar umudu ile..

Büyük proplemleri çözmek zor. Kolayı ya çoğunun yaptığı gibi büyük problem, küçük problem, sosyal sorumluluk, “iyi doğru ve güzel” ‘e varmak gibi bir derdiniz olmayacak, ya da büyük problemi küçük parçalaraayırıp, bilgisayar programlarındaki subroutine ler haline getirecek onları çözeceksiniz. Bu küçük çözümler bir araya geldiğnde bakacaksınzki “büyük problem” çözülüyor.

Bu fazla soyut geldi ise somutlaştırayım. Hakikati bulmak, dünyayı kurtarmak, devrimsel değişiklikler yapmaya çalışmaktan daha akıllıca olan bildiğniz, emin olduğunuz küçük doğruları, hayata uygulayarak işe başlayabilirsiniz. Bunu siz, etrafınızdakiler yaptığıda  ortaya “büyük iyilikler, doğruluklar”veya “büyük problemin” çözümü çıkar.Tüme varım diyin dilerseniz; tümden gelim de aynı yere çıkar (felsefi kavram olarak deduction , induction). Neticede bildiğmiz küçük iyilikleri hayata geçirdiğmizde her felsefi kurama, ahlaka, dine göre kazanırız.

Kendi hayat gözlemlerim, tecrübelerimden çıkadığım, bir kaç somut, uygulanması kolay ve doğruluğuna en azından teoride pek az kimsenin itiraz edeceği ama pek çoklarının hayata uygulamadığı bir kaç tavsiyede bulunacağım. “Tavsiye”diyorum ama dileyen “öğüt” olarak da alabilir; yaşım ve tecrübembuna müsait. “İrşad” etmek, hatta tebliğde bulunmak gibi bir iddiam da yok muradım da. Söylediklerimi kendi hayatımda uygulamaya çalışırım ama bunda eksiğim de kusurum da vardır, Allah biliyor. Bunlar “ders” değil ama kendimi muhataplar dışında tutmadığım için, Bediüzzaman tevazusu ile “nefsimle beraber dinle”:

1. Trafikte doğru davranış: İyi sürücü arabaya iyi manevra yaptıran şeritler arasında dans ettiren, en hızlı araba kullanan değildir. Daha basittir. İyi, saygılı, rikkatli, dikkatli insan gibi davranmak, araba kullanmak dahil. Somut olarak, ışık yeşile döner dönmez kornaya asılandan, tali yoldan biri ana yola girince, “niye beni hızımı düşürmek zorunda bıraktın” diye protesto kornası çalmak, diğer biri şeridine geçmek için sinyal verdiği halde- belki çıkışı yeni fark etti, çıkması lazım- onu şeride sokmamaya çalışandan, trafik sıkışınca emniyet şeridini kullanandan, mahalle arası hız sınırı düşük yollarda dahi “senin sol şeritte ne işin var, sağa geç de beni yavaşlatma” diye korna çalan selektör yakandan, genel olarak selektörü bir haberleşme aracı sanandan..İYi sürücü de olmaz, iyi insan da.

Yolda araçla giderken eşinize, dostunuza rastladığınızda oracıkta durup sohbete dalmayın. Kendiniz zahmete girip 30 saniyenizi fede etmek istemeyip, onun yerine arkadaki trafiğin oluşturanların her birinden bir o kadar zaman çalmayı hak görenden olmayın ki Mine Kırıkkanatgiller de size “taşralı, görmemiş, dağ başı kananunu İstanbul’a uyguluıyor..” falan diyemesin. Bir de şu adamın yaptığını yapmayın (tam karşıda boş park yeri olduğu halde, en az iki arabanın çıkışını engelleyen bu adamı yakındaki pasaj içerisinde bir berberde bulabildim epey uğraş sonucu ve etraftaki herkes neden bunu mesele yaptığımı, nihayetinde adamın traş olup çıkacağını, benim nereli olduğumu falan merak etti (Beylikdüzü).CAM00475 Fiş istediğimde de bir çok defa maruz kaldığım tarife anlayacağınız. Neticede 25 dakika kaybettik kucağımızda hasta bebekle. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Aklıma geliş sırasına göre:

1. Kırk defa söyledim saygıdeğer editörler, hocalar, abiler, kanaat önderleri, kafanıza sokana kadar da söylemeye devam edeceğim: de, da eklerinin nerde birleşik, nerde ayrı nerede üstten virgül (apostrop) ile ayrıldığını artık öğrenin! dahi yani “ilaveten” manasındaki de, da ayrı yazılır. Ör: Ali okula gitti; Ayşe de okula gitti.

Yer veya zaman belirten de, da cins isimlerle birlikte ise birleşik yazılır, öğlende, orada, okulda, kitapçıda, evde gibi.

Özel isimlerden veya rakamlardan sonra geliyorsa üstten virgülle ayrılır. Ör: Saat 9’da, Ankara’da, Anıt Kabir’de, Süleymaniye’de.

Ki eki de aynı mantık: buradaki kelimeler ve yağmur yağmış ki yerler ıslak.

2. Şu “olmaz, olmaz” bazı seçkin yazarların dahi öğrenememiş olması affedilir değil. Sözün anlamı budur: yani “olmaz, olmaz” (gavurcası never say never: Asla asla deme) nokta. “Olmaz diye bir şey yok”. Bunun sonuna bir de “demeyin” eklemeyi bırakın lümpenler yapsın. O kelimeyi ekleyerek “her şey olur”, veya “hiç bir şey olmaz değildir” manasındaki veciz ve bilgelik dolu ifadenin içine ettiğnizin farkına varacak zamanınız mı yok?

3. Gene defalarca söyledim: 78’li yıllar, 93’lü yıllar olmaz. Doksanlı, 70’li yıllar olur. Basit mantık ya hu! 70’li demek içinde 70 geçen demektir; 70 ten 79’a kadar olan yıllardır. 78’li yıllar olur mu? Tek 78’li yıl 78 dir! Kimin torpili ile yazar, editör, gasteci vs oldunuz?

“Şimdi tabii..: Dikkatinizi çekti mi bilmem, TV’de konuşan tartışmacılar, panelistler, uzmanlar, bir soru sorulduğunda sıkça “şimdi tabii” ile başlarlar ama neyin “şimdi tabii” olduğunu söylemezler. Sadece “öhö..” veya “eeee” manasında dolgu kelimeleridir; direkt konuya giremiyorum demektir.

Fehmi Koru’nun dilimize hediye ettiği ve artık çoğu konuşmacının kullandığı “baktığımzda” da aynı. Neye baktığımızda olduğunu kimse söylemez; sadece “konuya giriş ifadesi bulamıyorum” demektir.

Fethullah için bir defa daha: Peygamberimiz (SAV)”insanlığın iftihar tablosu” değildir, zira bırak peygamberi insandan tablo olmaz! Kibrin, megaloman, narsisits kişiliğin durmadan herkesin kullandığından farklı kavramlar, kelimeler üretmeni dikte ediyorsa “insanlığın medar-ı iftiharı” benzeri bir ifade kullan. Kıyağımdır; himmetin de duan da lazım değil.

Gavurca kelimeler:

1. Rezidans (residence) demek ikametgah, mesken yani oturduğunuz yer demektir. Görmemişlere bir kaç kat fiyatına satmak için, süslenip püslenmiş apartman dairesi değil. Herkes bir yerde oturduğuna göre rezidansınız zaten var; CHP’li İlgezdiler gibi çirkin beton yığınlarına bir kaç milyon bayılmanıza gerek yok. (daha&helliip;)

Read Full Post »

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Dil Bilgisi (1)

Öncelikle medya, hele de muhabirler, haber editörleri, köşe yazarları, reklamcılar, tirend-gonsept, vizyon, misyonlu şirketler, üniversite hocaları, öğrencileri için. Üzgünüm ama hepinizin de ihtiyacı var.

Aklıma geliş sırasına göre:

de, da, ki ekleri : 1.Yer, zaman bildiriyorsa:

A. Cins isim veya zamirin sonunda ise bitişik yazılır. Orada, evde, okulda, yemekte, ikindide gibi.
B. Özel isim sonunda ise veya zaman rakamla yazılmışsa üstten virgül ile ayrılır. Ankara’da, Dolmabahçe’de, saat 9:45’te.

2. Dahi (ilaveten) manasında ise ayrı yazılır. Ör.: Özal da cumhurbaşkalığı yaptı. Veya Özal da Demirel de Erbakan da İTÜ mezunudurlar. Evde de internete bakarım işte de.

*********
12 bin 408 değil 12408 veya aritmetikle aranız iyi değilse kolaylık için 12,408 . Ya hu siz mektepte binlere gelmeden mi ayrıldınız? Ya rakamla yazın ya harfle! 15 yüz 12 defa söyledim!

***********************
Askeri ücret, sivil ikramiye:

Askeri ücret değil asgari ücret! Asgari: En az, minimum.

***************************************
Marjinal kuaför, kafe, internet bilmemnesinden geçilmiyor. Nerdeyse karizmayı yakaladı marjinal bu gidişle. (daha&helliip;)

Read Full Post »