Archive for the ‘Din Tüccarlığı’ Category

Her şey bir şeydir (Birleşik alan teorisi). Bu gün Yeni Şafak’ta yazan arkadaşın sandığının aksine kültür işleri Kültür Bakanlığı, eğitim işleri Milli Eğitim Bakanlığı, din ve ahlak işleri Diyanet’in tekelinde de uhdesinde de değildir. Sanatı bilimden, eğitimi ticaretten, medyayı sanayiden ayırmak ümkün değildir. Onun içindir sorunlara bütüncül bakışın zarureti, paradigma veya medeniyet inşası tasavvuru.

Bir insanın hasta olduğu ilk bakışta biribirinden bağımsız hatta alakasız gibi gözüken bir çok semptomdan teşhis edilebilir. Toplumlar da insanı mimikler. Toplum sağlığının iyi olmadığı yargıdan yürütmeye, spordan dine, eğitim seviyesine bir çok farklı kategorilerde yapılan gözlemlerden teşhis edilebilir. Alakasız sandığımız şeyler alakasız değildir, aslında aynı hastalığın vecheleri, tezahürleridir.

Bu yüzden problemlere yaklaşırken sorunların her birini tanımlayamıyorsak tanımlanabilir, çözülebilir üstesinden gelinebilir öğeleri seçer bunlara çözüm üretiriz. Bunu yaptığımızda bakarız ki, o tanımlayamadığımız, kontrol edemediğimiz sorunlar da yavaş yavaş ortadan kalkıyor. Örneğin eğitimin kültürün kalitesini yükseltirseniz, ekonomide bunun direkt etkisini görürsünüz; dış politikada, hatta toplumun genel fiziksel sağlığında da.

Bu girizgahtaki gaye neden liyakat sorununu çözdüğünüzde neden ahlak, din, eğitim, teknoloji, dış ticaret gibi pek çok alanlardaki meydan okumanın üstesinden gelinmeye başlandığını göreceğimizi vurgulamaktı.

Neden liyakat sorusunun daha basit bir cevabı da var. Ahlak, sadakat vb ölçülerin aksine liyakat oldukça somut, objektif ölçülebilir kriterler manzumesidir. Liyakatsiz kimselere taşıyamayacakları görevler vermek bir yolsuzluk türü olduğu gibi maddi yolsuzluklar da bir liyakatsizlik türü olarak mülahaza edilebilir. Tabii ki ahlak, “hakikate sadakat”, zeka, birikim örtüşen kategorilerdir ve her birinin bir puanlama değeri vardır. Önemli olan sınavı (imtihanı) doğru oluşturmaktır.

AK Parti ve liyakat (daha&helliip;)

Read Full Post »

Alın size bilimsel tebliğ gibi başlık!

1960ların ikinci yarısında bir zaman olmalıydı. Sivas’ta ortaokul öğrencisiyim. Simaviler’in Hürriyeti’nde Breziyalı futbol yıldızı Pele’nin değeri üzerine çıkan yazıyı sokakta mahalle çocukları ile değerlendiriyoruz. Gazete fiyatın dudak uçuklatıcı olduğunu vurgulamak için “Bir Pele ile neler alınır” başlığı atmış ve altına neler alınacağını sıralamış resimli olarak. on onbeş farklı nesne koymuş listeye. İki tanesi aklımda “16 tane Şampiyon Fenerbahçe”, “260 tane Anadol” (yeni çıkan “ilk yerli araba” , Murat’tan önce).

Herkes bunların hepsinin toplamı alınır diyor. Yani 16 tane Şampiyon Fenerbahçe Takımı + 260 Tane Anadol + Şu kadar apartman dairesi + ….. Bense hayır listedekilerden her biri alınır tamamı değil de diretiyorum. Herkes aptal olduğuma karar veriyor. Biri bahse var mısına götürüyor işi. Ben de teredütle erkekliğe leke sürmemek için varım diyorum. Tereddütün sebebi yanılabalieceğimi düşünmem değil, onların doğruyu belirleyici hakeminin de onlarla aynı zihin ve duygu seviyesinde biri olacağı korkum. Ve korktuğum başıma geliyor! Gidip bu işleri bizden iyi bildiği kesin olan, Fener Gassaray, Metin, Can felan işleri ile haşır neşir olduğu varsayılan Burhan Abi (ilkokul mezunu değil, futbol oynar ama ayağının birini çocukken araba ezmiş, kahve ile Kanlı Bahçe (boş arazi-futbol sahası) arasında, sadece “Topal” lakabi ile bilinen abiyi bilirkişi tayin ettiklerinde kaybettiğmi anlamıştım. “Topal” (bizim için saygıdan Burhan Abi) gasteye şöyle bir iki saniye göz attıı ve kararını verdi: “Bunların hepsi”. Ve hemen benden 5 lirayı -ki büyük para idi- tahsil etmeye kalktı bir kaç kazanan ortak. Birini çok iyi hatırlıyorum Edip Kızıltoprak diye bir oğlan; baş parmağını emerdi ileri yaşlarda dahi.. Şimdilerde Sivas’ın en zengini imiş duyduğuma göre; bir kaç kere altın kaçakçılığı, kredi kartı üzerinden tefecilik vs sabıkası varmış. Beni şaşırtmadı; tam da “adam olacak çocuk” tipi idi; ortaokuldan terk.

Şimdi bir de neden hala haklı olduğum düşündüğümü isbat gerekiyor değil mi? Malesef, olsun; bu blogun okuru değilse de vasatın ne olduğunu biliyorum. Bir üniversiteden masterli olduğunu söyleyen bir hemşehri “abi İstanbul’un nüfusunun dörtte ikisi Sivaslı” dedi! Açıklama şöyle: O Hürriyet haberinde Pele’nin o zamanki fiyatı yazıyordu: 24 milyon TL. Fenerbahçe takımı tekmili birden  : 1.5 milyon TL. Bakın 16 x  1.5 = 24 mantığım mantıksız bulundu. Pele çook kıymetli idi ve ben onun kıymetini düşürüyordum. Böyle adam tabii ki haksızdır her zaman ve  9 köyde de. Ne vekil, ne bürokrat, ne “siyo”, ne de “hesap uzmanı” olmaya layıktır! (daha&helliip;)

Read Full Post »

Ticaret insanlık kadar eskidir. Zamana ve mekana uygun her şey satılır. Kimi limon satar, kimi su, kimi kömür, kimi telefon. Aynıdır sistem. Antarktika’da soğuk su satmak pek karlı iş olmayacağı gibi çölde de kömür satılmaz. Rekabet varsa kendinize uygun, satış kaabiliyetiniz olan şeyleri satacaksınız, mala uygun sunum yapacaksınız. “Hacı Burhaneddin ve Mahdumları Disko” pek iş yapmaz. Öte yandan “Scotty’s Hac Malzemeleri (zemzem bulunur)”da pek akıllıca bir tabela seçimi  veya marketink gonsept  değil.

Hepimiz bir şekilde ticaretle iştigal ederiz, bu veya başka memlekette. Kimimiz “ne ezilen ne ezen, insanca hakça bir düzen” satarız, kimimiz Batı uygarlığı, aydınlanma, kimimiz hedonizmi, kimimiz nihilizm kimimiz zaman neyi gerektiriyorsa onu.. Ortak yanımız hiç birimizin bu ticaretlere nefsimiz için girmediğidir. Ya insanlak için, doğa için, adalet için, barış için ve tabii ki Allah içindir bütün mücadelemiz.  “Gendim için istiyorsam namerdim!” dir ortak slogan. Mutlaka bir  ulvi gaye için götürürüz malı (itibar, nüfuz, güç hepsi maldır).

Tüccar kar getireni satar.  Batıcılık satma müktesebatı olmayan Türkçülük satar, o da yoksa din ne güne duruyor? Sanki sana test mi verecekler, kalbini yarıp içine mi bakacaklar?.  Önemli olan TQ (Tüccarlılk Quotienti) dir. (Ne oldu, evet uydurdum, IQ’su düşük olanlar EQ’yu uydurduklarında sesiniz çıkmıyordu?).

Laiklerin yanılgısı gördükleri her Müslüman’ı “din tüccarı” sanmaları, İslamcılarınki ise “bana Müslüman din tüccarlığı yapıyor dedirtemezsin” reaksiyonerliği.
(daha&helliip;)

Read Full Post »

http://odatv.com/n.php?n=erbakanla-sahte-isimlerle-bir-araya-geldik-1504151200

Not: ODa-Tv yazısındaki “ANAPLAŞMA Değil çürüme” ifadesi de diğer başlıklar da editöre ait. ANAPlaşma = Çürüme

Read Full Post »

http://odatv.com/n.php?n=bir-eski-akplinin-odatvye-itiraflari-suruyor-1304151200

veya sadece  http://odatv.com ve orada arama.

Read Full Post »

http://odatv.com/n.php?n=merve-kavakci-ibrahim-kalin-zahid-akman-tayyip-erdogan-besir-atalay-ve-digerleri…–1004151200

http://odatv.com

Not: Başlık,alt başlıklar “olay yaratacak”, “damat” vb ifadeler bana değil, editöre aittir. Muhteva tamamı ile bana aittir. Yarin ve muhtemelen daha sonra da devam edecek.

“Neden Oda_TV” diye sorabilecek olanlara cevap: 1. Yeni Şafak, Star, Yeni Akit “biz yayınayalım” diye yarışa girdiler de ben mi “yok ille de Oda TV” dedim? Epeyce araştırma, kişisel tanıklık sonucu ürettiğim 11 Eylül Yazı dizisini dahi, gazeteleri bırakın bir tane “islami web sitesi” dahi yayınlamaya yanaşmamış idi. İtirafnamem de tam da bu zihniyetle alakalıdır. 2. Oda-Tv ne kadar ağır dil kullansa da Özkökgiller-Fethullah Medya’nın aksine fact-check hassasiyeti var, yani verileri fazla çarpıtmıyor; ama yorumunu meşrebine göre yapıyor intibası ediniğim için.

Read Full Post »

Sayın Erdemliler Hareketi’nin muhterem hocaları, babaları, ağabeyleri, ablaları, racon kesicileri,

40 yılı aşkın AK Parti’liiğime inanmayabilirsiniz, no charge. Ama Partiniz’e 5000, Yeni Akit ve Yeni Şafak gazetelerinize de –beleş reklam yaptıracak bağlantım olmadığından- 9000 tanıtım parası (tabii ki KDV’siz- kusura bakmayın vergi kaçırdık aramızda-evet kendimi ihbar ediyorum-gönderin müfettişleri, savcıları kapıma- ki benim tercihim değildi- sizin yani Fakihler’in, dünürlerin, ehl-i tarik ihvanların tercihi idi -kredi kartı kullanırsan şu kadar fazla verceksin dediler, yeğenden, eşten borç alıp, nakit dedim), -diğer harcamaları yaptığım yerler sizden mi değil mi emin değilim- harcadım.

Karşılığında “tüketici hakkı” olarak biraz açıklama talep ediyorum.

1. Adaylarınızı hangi kriterle belirlediniz?
Biliyorum “liyakat” ve sonradan ilave ettiğiniz “ehliyet” ve daha sonra eklediğiniz “temsil kaabiliyeti” ni (nedense?! oysa liyakat bunların hepsini içerir Hoca ve dahi Reis)
ama ben bunları ölçmede kullandığınız kriterleri soruyorum.

2. Sizce teşkilatlara propaganda yapmak mı ABD State Department’a propaganda yapmak mı daha makbuldür? Değerlendirmenizde hangisine kaç puan verdiniz?

3. Sahi nedir millet vekilinin görevleri ve bu görevleri ifa etmek için haiz olunması gereken vasıflar?
Ne dediniz, duyamadım? Yok mu böyle kavram tanımlarınız? Ama bunlar olmadan nasıl belirlediniz kimin “temsil kaabiliyeti” nin ne kadar olduğunu?

4. Sizce twitterde, feysde bozuk Türkçe ile “Tayyip çok yaşa” demek mi daha makbuldür yoksa uluslararası örgütler, Noam Chomsky, İsrael Shamir gibi entellektüeller, Washington Post , LA Times gibi gazeteler, TR’deki laikçi-darbeci, paralelcilere doğruları size haber vermeden reklamsız söylemek mi?

5. Partiniz İstanbul İl Teşkilat binası önünde sigara izmariti atmak için küllük konulmuş iken izmaritlerini hemen yanıbaşta yere atan aday adaylarını belirleyip elediniz mi? Ama neden? Temsil kaabiliyeti tanımınızın birinci kriteri olması gerekmez mi bu? Peki 50 metre ötedeki uykuluk lokantasında yasak olmasına rağmen bir masa etrafında toplanıp, lokantayı dumana boğan 4 kerli-ferli aday adayını belirleyip listeden çıkardınız mı? Ama neden? Vergi kaçıran, rüşvet alıp veren, trafikte ışık yeşile önünce kornaya asılan, emniyet şeridinden giden, teşkilatları emir eri olarak kullanan, diğer aday adaylarına teşkilat kapıların kapattıran aday adaylarınız listelere girememiştir değil mi? Hiiç, sadece sordum.

6. Sahi neyin nesi idi şu teşkilat temayül yoklaması olayı? Siz mi söyleyeceksiniz, ben mi anlatayım?

7. Ve sahi neydi şu STK Temayül ayağı? Bana neden haber vermediniz? Nasıl geçti? Kimler oy kullandı? Kişi başına kaç oy kullanldı? LGBT, ÇYD, DİSK oyları daha çok kime gitti? Ya IHH oyları? Kimler kullandı?.. Bir STK’lı kaç derneği temsilen oy kullandı, ortalama kaç aday adayının ismini biliyordu, nereden öğrendi? Siz mi açıklayacaksınız, ben mi anlatayım? Melih Gökçek’in mahdumu ikisinde de birinci çıktığına göre çok “demokratik” olduğundan şüphem yok tabii. Haa bir de nasıl biliyor herkes kimin kaçıncı çıktığını; kimseye açıklamadığınız halde?
(daha&helliip;)

Read Full Post »

Older Posts »