Archive for the ‘Filistin’ Category

Ahlaki doğrular aynı zamanda siyasi doğrulardır. Gazzeli ile fokları birleştiren, Başbakan’ın sevdiği ifade ile Yaradan’dan ötürü sevgi ve korumamızı hak etmeleridir. Üstelik onlar kendilerini bizden koruma konusunda Gazzeli kadar imkâna dahi sahip değiller. Mağduriyet, mazlumiyet, masumiyet ve korunma ihtiyacı itibarı ile Foklar da Gazzeli Sayın Başbakan!

Katar’daki ABD-İslam Dünyası Forumu’nda konuşan Başbakan Erdoğan bir kez daha “one minute” dedi Gazelinin dramına duyarsız Batılı güçlere. Davos sonrası süreçte pekiştirdiği ahlaki otorite ile sigaya çekti sorumluları. Ama kullanıldığı teşbihler ile kurşunları dostlara isabet etti ve mesajın etkisi azaldı. Başbakan; “Fokların avlanmasına karşı ayağa kalkan insanlık, Gazze’de fosfor bombalarıyla öldürülen çocukları terörle mücadelenin yan hasarı olarak görürse bundan adalet duygusu telafisi zor şekilde hasar görür. Gelişmiş dünya, kutuplarda nesli tükenen hayvanları önemsediği kadar, yağmur ormanlarını önemsediği kadar, buzulların erimesini önemsediği kadar çocukların katledilmesini de önemsemelidir” dedi. Zihnindeki hedef duyarsız Batılı iken sözlerdeki özne duyarlı Batı idi.

Devamı Star’da

Reklamlar

Read Full Post »

Son büyük Gazze Katliamı’nın yıl dönümü münasebeti ile Mazlumder’in düzenlediği konferans Ankara’da devam etmekte. Çok takdir ettiğim bir İsrail’li entellektüel, Israel Shamir ve bir cesur Amerikan politikacısı, Cynthia McKinney konuşmacılar arasında görünüyor.

Washington yıllarımda her ikisi ile de tanışma fırsatı bulduğum bu iki değerli insandan Israel Shamir Rusya kökenli bir Yahudi entellektüel. Gençlik yıllarında Israil ordusunda askerlik yapmış. Bu gün Israil ve beynelmilel Yahudi’nin ipliğini pazara çıkarıyor kitapları, makaleleri konuşmaları ile. Bunu yaparken de siyasi doğruculuk değil ahlaki doğruculuğu seçtiği için “mainstream” dediğmiz Batı’daki kurulu düzenin patronları tarafından entellektüel şantaja tabii tutulan marjinalize edilmeye çalışan bir vicdanlı omurgalı. Filistin sorunu için önerdiği “bir kişi, bir oy, tek devlet” planı ile bilinir. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Grant F. Smith* , 27 Kasım, 2009

English

Amerika’nın Ortadoğu arabulucusu George Mitchell İsrail’in kısmi ve geçici, illegal yerleşim dondurma kararını aşırı bir iştiyakla, “bu daha önceki bütün İsrail hükümetlerinin yaptığından fazlasıdır ve taraflar arasında barışa yürünmesine yardımcı olabilir” diye yorumlamış idi. Gerçekte İsrail bundan fazlasını yaptı. 2005 yılında İsrail Gazze’de yerleşim birimi inşasını durdurdu ve aleni işgale son verdi. Boğucu bir ekonomik abluka ve tam İsrail kontrolü altındaki sınırlar, hava ve deniz girişleri ile Filistinlilerin durumu daha da kötüleşti. İroniye bakın ki İsrail’in yerleşim faaliyetlerine son vermek isteyen Amerikalılar da Filistinlilerinkine benzer bir çıkmaz ile karşı karşıyalar. Orta-Doğu’da barış, burada, yani evimizdeki illegal İsrail yerleşiminin tuhaf tezahürlerini durdurmaya bağlıdır. Amerikan’daki yerleşim birimleri çalınmış topraklarda değil ama Amerikan idaresinin stratejik alanlarında, 1938 Yabancı Ajanlar Kayıt Yasası (FARA) ihlalleri ile inşa edilmiştir. (daha&helliip;)

Read Full Post »

” Benim eşim Hamas’ı sevmez. Araplardan nefret eder. Ama o dahi Gazze görüntülerini görünce duygulandı.. Bence de Hamas terörist örgüttür . Bunun için kızacaklar bana ama.. Sivil hedeflere bomba atıyor. Şimdi Bulgaristan’ dan İstanbul’a bomba atacaklar.. Biz de hiç birşey olmamış gibi….. Ama siz de biraz özeleştiri yapsanız…”

Bu sözler, belki noktalama ve bir kaç önemsiz kelime hatası hariç, Fatih Altaylı tarafından İsrail’in  Başkonsolosu Moşe Kamhi’ye sorduğu  soruda sarfettiği ifadelerdir! Ben gecenin 2.sinde (21 Ekim Çarşamba) Teke-Tek programının  tekrarını izlerken duydum. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Davos’tan sonra New York ta racon gördü, Pittsburg da*. Esasen, New York raconu görmese idi Davos’taki manasız olurdu. Zira efeliğin raconu karakolda doğru söyleyip mahkemede “amaniin , şimdi bana fiyat ödetirlermiş, baksana monşerler, bilir-kişiler ööle diyo” demek te değil, “İyi yırttık ! “Yahudiler ‘one minute’ ı unutmuş” demek te değil. Davos’taki ‘one minute’ ne halkla ilişkiler stratejisi, ne de ‘maazeretim var: asabiyim ben’ de ondan, ahlaki siyaset idi “demektir.

Aşağıdaki Hürriyet Gazetesi’nden seçtiğim haber örneklerinde ben bu raconu okudum.
********************
İran dillerde atom İsrail’de (daha&helliip;)

Read Full Post »

Gazze Vahşeti-2 erdogan Eğer Mars’tan gelip ilk iş olarak “yandaş medya” dan Başbakan Erdoğan’ın ABD ziyareti haberlerini okumuş olsa idim  başlıktaki müjdeli haberde bir gariplik bulmaz idim. Hepsinde de aynı müjde veriliyor idi, ağız birliği etmişçesine: ABD’deki Yahudiler Başbakan’ı “one minute” tan dolayı sigaya çekmemişler. Yani affetmeşler, unutmuşlar!, hatta “geri adım” atmışlar!

Kendilerinden dinleyelim:

“ADL direktörü Abraham Foxman, toplantı sonrası yaptığı açıklamada Davos’taki “one minute” krizinin artık tarihe gömüldüğünü söyledi. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Buraya not düşmeye başladıktan bir kaç ay sonra, Eylül 2006 başlarında, oldukça yakınında bulunduğum, hayatımı etkileyen 11 Eylül 2001 trajedisi hakkında bir kaç parçalı bir yazı yazmış idim. Geçen hafta da nerden aklıma esti ise onları “İslami medya” (başka kim yayınlayacaktı ki?) mensubu bir gazetede yayınlatma düşüncesine gark oldum. Bir kaçı ile temas kurdum. Ilımlı takılan, çok tirajlı (!?) bir tanesi hiç oralı olmadı; bir diğeri için araya aracı koydum (yaa Virginia, bu işin raconu böyle imiş ); yazılardan bir özet çıkarmam istendi, o da zoruma geldi. Bir tanesi “çok beğendik, hafta boyu tefrika halinde yayınlayacağız hocam” dedi. Sonra ses seda çıkmadı.

Hal böyle onuca, buyurun tashih edilmiş , ama muhtemelen hala gavur klavyesi azizlikleri, imla hataları barındırıyor olabilecek versiyonlara:

11 Eylul ve ben: Bir kişisel değerlendirme

11 Eylul, öncesi ve sonrası (I): Öncesi
11 Eylul, Öncesi ve sonrasi (II): Neoconlar iktidarı, 11 Eylül ve sonrası
11 Eylül, öncesi ve sonrası (III): Ne kazanıldı, ne kaybedildi, dünya nereye?

Güncelleme notu: Bu gün de yazsa idim temel tespitler, geleceğe ait öngörülerde bir değişiklik yapmaz idim. Nitekim zaman onları doğrular yönde ilerledi.

Obama’nın gelişi, “ne fark eder, aynı sistem” diye burun kıvırılacak bir değişiklik değil. Ama unutmayalım ki orada da derin devlet var- her ne kadar bizimki ile ayrı dünyalara ait olsa da- ve "muktedir olmayan iktidar" sözü bizim tekelimizde değil. Babası ve üvey babası Müslüman olan ve İslam dünyasına düşmanlığı içselleştirmemiş bir zenciye "şartlı iktidar" izni verildi. (daha&helliip;)

Read Full Post »

« Newer Posts - Older Posts »