Archive for the ‘Güvenlik’ Category

ali-b-670Ali Bayramoğlu genel siyasi çizgisinde fazla zigzaklar olmayan, ilkeli bir köşe yazarı. Sorun tutarsızlık veya ilkesizlik değil, ilkeleri. Kendisini 15-20 yıllık takibimde edindiğim genel intiba, sol kökenli “liberaller”, demokratların muzdarip olduğu anti-devlet  ki bu çoğunlukla anti-biz şeklini alır- çizgisinden sapmaması. Anti-biz nedir? Basitçe, bizimle, bize ait olan şeyler, değerler ile, kollektif temsilcimiz olan devlet ile aynı çizgide olmayı zül saymak. Kanaatimce bu Batı’dan gelme “entellektüel olmak için iktidara muhalif olacaksın”(!) düsturunu bilmesinden ve kendisini böylesi seçkin bir gruba dahil etmesinden. Aksi,adamı yandaş, sahibinin sesi vb. nitelemelere maruz bırakır ki bunu kimse istemez. Bu çizgisinden dolayı Kaverengiburunlubeyazeskikaptan (veya kendi ifadesi ile Özkökgiller’in) dahi takdirine şayan olmuşluğu vardır kendisi bundan utanç duysa da.

“Biz haksızız” demeyi veya daha müşfik ve yanlış tabir ile “özeleştiri” yapmayı asli hatta biricik görev addedince artık Ülke’nin karşılaştığı her sorun veya olayda “çözüm” önermek kolay oluyor. (daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

Bu günlerde deftere not düşmeye pek iştahlı değildim ama TV’de Taha Akyol’un programında şimdi duyduklarım tüylerimi diken diken etti; programı arasam bağlamayacaklarını, kendilerine yazsam cevaplamayacaklarını bildiğim için burada haykırmaktan başka çare bulamadım!

Şunu defalarca tekrarladılar Koru ve Bayramoğlu ve Akyol da destekler ifadeler kullandı: Gazeteci bir bilgi edindiğinde ülkeye yararlı m zararlı mı, devlet sırrı mı, değil mi olduğuna bakmaksızın yayınlamakla yükümlüdür. Bu onun ahlaki görevidir!

Sahi mi Fehmi ve Ali dedim ve Taha Akyol? Nerden öğrendiniz bu etiği, ahlakı? Retorik soru. Nerden edindiklerini biliyorum: Tabii ki önce ABD’den. Mike Wallace’dan duymuştum ilk olarak da başta Peter Jennings olmak üzere (ikisi de öldü) bir çok gazeteci karşı çıkmış idi. Sanıyorum farazi soru şu idi: Viet Nam Savaşı sırasında ABD’ye zarar verecek bir istihbarat elde etseniz yayınlar mısınız idi soru. Peter Jennings “yayınlamazdım, zira biz elimize geçen her bilgiyi, doğruluğun bilsek de yayınlamayız” diyordu. Siyonist Wallace ise Koru ve Bayramoğlu’nun cümlesini kurdu noktası, virgülüne kadar. Ne tesadüf! (Not, Batı medyası ve milli menfaatler konusunu daha önce yazdım. Bkz.
https://bekirlyildirim.wordpress.com/2012/08/06/bati-medyasi-milli-krizlerde-ne-kadar-tarafsiz/ )

Şimi bu aydınlanmış gastecilere ABD’deki tartışmadakine benzer bir kaç soru:

1. Hafazanallah, ülkemiz Rusya, Ermenistan, İsrail veya Suriye ile savaşta ve siz, elit Türk birliklerinin sınırın hangi noktasına konuşlandığını öğrendiniz. Ve bilgilerin doğruluğundan eminsiniz. Yayınlamak “ahlaki göreviniz” midir?

2. Benzer tarzda, diyelim ki Türkiye’nin nükleer silahı var ve İsrail orayı bombalayıp yok etmek istiyor. Siz asker içerisindeki istihbarattan, paralelden veya herhangi bir kaynaktan bu silahın yerini öğrendiniz. Yayınlar mısınız?

Aslında bunlar da retorik soru. Zira her üçü de hiç bir tereddüte mahal vermeyecek tarzda “evet” dediler.

Bayramoğlu ve Akyol konuya değinmediler dahi ama Koru “milli menfaat” dedi. Onu da şöyle açıkladı:

“Milli menfaat denilebilir ama bir Hükümet’in milli menfaat dedikleri şey milli menfaat olmayabilir. Gazete yönetcileri zaten milli menfaati gözetirler”

İhtiyaç duyana tercüme. 1. Gazetecilerin milli menfaat falan gibi bir derdi olmamalı (Bayramoğlu), onun kutsal görevi eline geçen bilgiyi paylaşmak.

3. Milli menfaatin ne olduğuna gazeteci kendisi karar verir, hükümet de değil devlet de (Koru) (daha&helliip;)

Read Full Post »