Archive for the ‘Hayvan Haklari’ Category

Dün “Hayvanseverler LGBT,esas dertleri Erdoğan’ı devirmek” sohbetinden sonra cuma hutbesini de İslam’da canlı haklarına verilen önem ve akabinde “istediğnizi öldürün; hepsi bizim için metadır” fıkhı ile bitiriyor Faruk Hoca.
Cuma hutbesi burada:
https://www.yenisafak.com/yazarlar/farukbeser/saldirgan-hayvanlarin-oldurulmesi-meselesi-2048955

Mutad e-postam da burada:

Bayılıyorum din sohbetlerine hoca!

Naslarla İslam’da hayvan, bitki hakları diye başla.. işime yarıyorsa, yaramıyorsa, hoşuma gitmiyorsa (domuz) hepsini öldürürüm diye bitir. Perşembenin geleceği çarşambadan bellidir derler ya, bu günkü “istediğini, istemediğini öldür; fıkhı bana bırak” katliam fetvası, dünkü hayvanseverlerin LGBT, T-Cep (ne ola ki?) bağlantıları hutbesinden belli idi.

Fakire gelince: Şahsen, gençliğimden beri bilerek karınca öldürmedim. Bazen mutfak kirli olduğunda ekip halinde gelip, ekmek, yemek, şeker kırıntılarını temizliyorlar, işleri bitince çıkıp gidiyorlar evlerine.
(daha&helliip;)

Read Full Post »


Gene Faruk Beşer. Bu gün de hayvanseverlere takmış!
Yoksa takmamış mı? Kendsi karar verebilmiş mi? Siz karar verin.

Yazı adet olduğu üzere karşı arguman diyebileceğimiz cümlelerle başlıyor. Hayvan sevgisi üzerine cumaa hutlesi gibi. Hayvan hakları nasları, vicdan vs…

“Son zamanlarda köpek saldırısı vakaları çoğaldı. Durum ciddi bir hal aldı ve çoğu belediyeler ya da ebeveynler hayvanseverlerin saldırılarından korkularına buna bir çare bulamıyorlar.
(daha&helliip;)

Read Full Post »

2011’de yazmışım. Güncellemeye ihtiyacı yok.
*******************

Bu gün notlara ulaşmak için kullanılan terimlere göz attım. Bir tanesi “kurban kemiği köpeklere verilir mi” sorusunu arama motoruna girmek sureti ile ulaşmış. Sorunun muhatabı değilim (İslam fıkhı zaviyesinden) ama aklım, vicdanım, kurbanın manası hakkındaki anlayışıma dayanarak “ne sakınca olabilir ki” diyorum; belki o kemiğe muhtaç insanlar var iken köpeğe vermeyi tercih etme gibi istisnai durumlar problemli bulunabilir, herhalde.

Neyse, o soru bana dostları hatırlama ve hatırlatma vesilesi oldu demek için girizgah idi okuduğunuz. Ve geçmişte düştüğüm bir notu tekrar ısıtıp kavurma niyetine önünüze sürmeye karar verdim.
*****************************************************

Yazıyı Ramazan’da yazmıştım. Değişikliğe hacet yok. Yazı bir vicdan uyandırma servisi çağrısı idi nihayetinde. Vicdanın Ramazan’ı, Kurban’ı olmaz zira. Ben gayretten sorumluyum.
Buyurun.
*******************************************
İslam’da hayvanların yeri üzerine fetva verecek teçhizatım da yok salahiyetim de. Söyleyeceklerimin muhatabı tüm insanlık, kaynağı da vicdan ve akıldır. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Resepsiyon’a katılan her köşe sahibi yazmış izlenimlerini. Tabii ki benim geri kalmam beklenemezdi ama azz sonra! Önce bir kaç farklı gözlemden oluşan şikayetnamemi aradan çıkarayım müsadenizle:

1. İstanbul büyüyemez küçülür.

Buraya ara sıra bakanlar bilir bunun ilk şikayetim olmadığını. Bu gün tekrar ısıtıp sofraya koymamdaki tahrik unsuru bu gün gene yaptığım bir gözlem.

Evden epeyce uzaktaki hastaneye mutad yolculuklarımdan biri için bir 2. çevre yolu bağlantı yolunda (sanıyorum Hadımköy Yolu adı) ilerliyorum kaplumbağa hızında. Duruşlardan birinde etrafıma baktım, önümde solumda, sağımda ve onun önündeki araçların hepsi ağır iş aracı, tırından hafriyat kamyonuna. Tıkanmanın birinci nedeninin onlar olduğunu bilmek için fazla uzmanılığa hacet yok. Bildiğim kadarı ile onların trafik saatleri kısıtlamaları, sağ şeritleri kullanması zorunluluğu gibi kurallar konuldu ama kimse oralı değil;taksici gibi şerit değiştiriyorlar üstelik.

Tabii ki onlar sorunun kökeni değil sonucu. Köken İstanbul’un yıllardır tam bir şantiye alanına dönüşmüş olması – ki o da başka şeylerin sonucu ama Büyük Patlama’ya kadar gidemeyiz.

Sorun yeni değil tabii. Adını tekrarlayalım: İstanbul’un sınırlandırmasız büyümesi ve artık yeşil alanı ancak TVler’deki “Residans” reklamlarında görebiliyor olmamız.Bayılırım bu kelimeye ama “lansman öncesi” kadar değil.
(daha&helliip;)

Read Full Post »

20161012_153233

Çetemin nüfusu 12’ye kadar çıktığında Erenköy’deki apartmandan varoşlarda bir müstakil mekana taşınma fikri hasıl oldu. Ve sonunda bir diğer cemaatten olduğunu söyleyen bir derviş oğlu dolandırıcıyla yaşadığım nahoş olayla da olsa bir mekan sahibi olduk Beylikdüzü’de. Gel gör ki buraların halkı yani Ardahan’dan Tokat’a, Erzurum’dan , Hakkari’ye yurdum insanı Nişantaşılılar gibi gösteriş için hayvan duyarlılığı gibi yeni modalara da kaptılmıyor kendini. Araba yeni ama kullanım tarzı taksici dolmuşçudan öğrendikleri eski racon gereği “bastı mı gaza gezer mi gezer” deminde dar, mahalle yoluymuş, 40km’nin geçilmeyeceği yolmuş, dinlemez. Bildikleri kadarı ile Etiler’de yok böyle abuk subuk kurallar.

“Bu yolda hayvan ezmek için kasıt şart” dedi komşu. Bu kültüre aşinayım, çocukluğumda köpeğe kedi öldürtmek, olmadı ise işkenceyle öldürmek bir çocuk oyunu idi.

Bu konuda fazla ilave edecek şeyim yok. Gavuru Türk’ü erşref-i mahlukat insan toplulukları hakkındaki genel kanaatlerim malum olmalı burayı takip edenlere. Klişemi tekrarlayayım: Bunu ancak insan yapar.

CAM00948

Kısmet- 1-Numara

Kısmet ve evlatlığı 1-Numara (Takriben 9.5 ve 8.5 yaşlarında)

Bahçeme yanyana gömdüğüm üçüncü yavrum. Bir tane de kardeşimin bahçesine gömdüm. Diğerleri veterinerde, bilmediğm yerlere kayboldular, can verdiler, cesetleri ne oldu bilmiyorum.

Üzdüklerim varsa affola. Kayıt düşmesem olmazdı.

Bulut-Don Kişot-7-adj-new

Puppy-4

Hamiş: Son yavrum dediysem “benim” dediğim, evimde baktıklarımın sonuncusu, günü birlik misafirden sıkça ziyaret edene, karşıdaki yeşil alanı mesken edinene çocuk çok. İnsanlara rağmen onlar için hayat devam ediyor, Gazze’de de..

Read Full Post »

CAM00960CAM00963Kıyılır mı bu yavruya? Size ne yaptı yaşadığımız dünyaya güzellik, sadakat, masumiyet katmak dışında?

Biliyorum siz akıllısınız, başarılısınız, otomobiliniz var gider mi gider 30 km ile gidilecek dar mahalle yolunda 100e bana mısın demez. Bir de trinitronlu, gigabaytlı, XWQP 1276 akıllı telefonu kulağına dayayıp, gaza bastın mı fiyakana diyecek yoktur; it için frene basmaya hacet dahi yok, kocaa cipe, pikapa, bilmem ne marka demir gibi aracına ne zarar verebilir ki it? Boşuna dememiş atalar “taşlar bağlı, köpekler serbest” diye.

Tebrikler muhtemelen hayatında bu kelimeyi bir daha duymayacak eşref-i mahlukatın cool üyesi! Benim en iyi dostlarımdan birini aldın, durup bakmaya da tenezzül etmedin;işin gücün vardı eminim. Sizin itiniz benim yavrum! Bu kaçıncı?! Sana da türüne de başka sözüm yok.

Dünyam cennet idi ve birdenbire insan geldi! Neden acaba? Vardır bir hikmet mutalaka, benim aklım kalbim almasa da.

 

Read Full Post »

Artık İslami düzen, İslami toplum gibi kavramlardan ümidimi kestim.  Şimdilerin “İslamcılık bitti” modasına uyarak söylemiyorum ama kabul edelim ki yaşayan, uygulanabilir bir  model  yok. Tarihte çok kısa süren asr-ı saadetler de mükemmel değildiler, ama güçlü liderler sayesinde var olabildiler. Onlar gidince bittiler.

Artık ütopyam gelişmiş toplum. Batı’dan piyasaya sürülen bizim mukallitlerin sorgulamadan kopyaladığı “gelişmişlik endeksi” ‘nden bahsetmiyorum.  Şöyle  tanımlıyorum: Rasyonel, vicdanlıi, hak gözeten insanlardan oluşan, kimlik, mana sahibi, geçmiş-gelecek yolculuğu şuurunda,  hak hukuk, estetik, kültür kısacası eşref-i mahlukattan oluşan bir toplum. Bunu “hakikate yaklaşmaya çalışan toplum” da okuyabilirsiniz felsefi düşünürseniz.

Varılabilir mi? Hacca giden karınca misali, varmazsak da yolunda ölürüz. Ve gavulardan ödünç “yolculuk keyfin yarısıdır” ‘dan esinlenme böyle bir yolculuğa çıkma şuuru oraya varmann yarısıdır.

Erdoğan devrimi veya kişisel ifademle “devrim gibi evrim” (alınan mesafeye binaen) ‘den artık emin olarak, eski düzenin boş parazitlerinin bu evrimi geri çevirme şanslarının kalmadığına mukni olarak söylüyorum bunları. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Older Posts »