Archive for the ‘Hukuk’ Category

AYM twitter kararı ile “özgürlüklerden yana” olduğunu ispatladı ve pornocu, dikizci, röntgenci, montajcı, şantajcı, müstear isimle haysiyet celladı, hazcı, paralelci.. bilumum “özgürlük sevdalılarının” gözüne girmeyi başardı! Ne kadar tebrik etsek azdır! Aklıma Erol Çakır adında bir eski İstanbul valisini getirdi. İstanbul’da düzenlenen bir sözüm ona defilede fahişelerden birinin donsuz çıkmasını ayıplayan bir gazetecinin bilmem hangi kanundan cezalandırılmasını sağlayan vali “bunun yaptığına çağdışılık bile denmemez” veciz sözünü üretmişti de malum özgürlükçülerin methiyelerine mazhar olmuş idi.

AYM’nin kararında da malesef, Batı’ya karşı aşağılık duygusu içinde kıvrananların, Batılılar-Batıcılara “bakın biz de sizin gibi özgürlükçü takılıyoruz” deme ihtiyacının ifadesini okuyorum. Evet bu bir psikoanaliz, zira kararın hukukla alakalı olmadığını görmek için, 4 sene Roma Hukuku felan ezberlemeye gerek yok. Akıl var, izan var!

Kimin “özgürlüğü”‘nü korudunuz bu kararla ablalar, abiler?Twitter adlı tüzel kişinin. “Önünüzde yıllardır bekleyen özgürlük koruma davaları varken ne bu 3-4 günde karar verme acelesi” diyicem ama Başkan Haşim Kılıç cevapladı: Aciliyet arz eden, gecikmesinde tamiri imkansız hasarlar doğacak durumlarda bir dava öne çekilirmiş. Tivitır halkımız bir kaç gün daha Tayyip’e küfretmeden, sevmediği adamların pornosunu seyretmeden nasıl yaşardı bir kaç gün daha?

“İyi ama sen temyiz mahkemesi değilsin; twitter mağdurları lehine verilmiş 27 mahkeme kararı var; onları geçersiz saymadan senin kararın nasıl uygulanacak” de demiyicem, “söz konusu özgürlükse hukukta usül füruattır” zira. Steve Martin’in “All of me” komedi filmindeki ifadesi ile: Buraası mahkeme! Adaletle ne alakası var bunun? (daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

Seçim sonrası, kazanmayı bilmediği gibi kaybetmeyi de bilmeyen, şike, hile, baskı, şiddet, darbe, ille de seçim olcaksa “açık oy, gizli tasnif” vb oyunlarla kazanmaya müptela malum çinko dopingli, boyu uzun entitelerin bitmek tükenmek bilmeyen “az farkla kaybettiğimiz yerlerde galip ilan edilelim” manasındaki tantanaları üzerine seçim kurulları bir çok yerde yeniden sayım ve “geçersiz oyların” yeniden değerlendirmesini yapıyor imiş gazete haberlerine göre. Budur aşağıdaki notu düşmemin esbab-ı mucibesi.

Bir defa, 1977 senesinde, Milli Selamet Partisi (MSP) adına Osmanbey’de bir sandık kurulunda idim. O zaman hangi oyların geçerli, hangisinin geçersiz sayılacağına dair talimat “seçmenin tercihinin anlaşılıp anlaşılmaması” kriterini içeriyordu hatırladığım kadarı ile. Gayet mantıki doğru kriter budur. Örneğin bazı seçmenler damgayı parti logosunun altındaki boşluk yerine direkt logonun üstüne veya o partıye ait boşluğun başka bir yerine basmış olsalar dahi bu oyları geçerli saymış idik. Bir çoklarında CHP’li sandık kurulu başkanı ile tartışarak geçerli saydırmış idim (en çok hangi partililerin bu hatayı yaptığını da siz tahmin edin artık). (daha&helliip;)

Read Full Post »

Ak Parti’li bir kaç hanım vekilin Hac dönüşü aldıkları kararla TBMM’ne baş örtülü olarak gelmelerine CHP’nin vereceği tepki tartışılıyor.

Benim bu müptezel zorbalık karşısındaki psikolojim bu gün Türkiye’de bilinçli olarak başını örten milyonlarca kadınınkinden fazla farklı değil sanıyorum.

1999’da Washington’da çalıştığım ofiste okuduğum Washington Post Gazetesi’nden almıştım bir vekilin Meclis’e baş örtülü girmesi haberini ilk olarak sanıyorum. 2 Mayıs 1999’da o olayın gerçekleşmesi ve verilen tepkiler haberini de sanıyorum NPR (National Public Radio) haberinden almıştım.

O gün ve takip eden utanç verici zamanlar hafızasında taze olan biri olarak CHP’nin vereceğini ilan ettiği “Ecevit’inkinin seviyesinin altında kalmayacak” tepki tehdidi (o seviyenin altında kalmak mümkünmüş sanki!) bana dejavu duygusu yaşatmadı. Çünkü bu ülkenin “bir daha asla” dediğine yıllar önce kanaat getirmiş idim. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Ergenekon Mahkeme kararlarının çıkması bir insan hakları, meşruiyet, adalet, ahlaki düzen, demokrasi savunucusu olarak beni ziyadesi ile memnun etti. Fazla sebep saymaya gerek yok. Darbecilik en alçakça suçlardandır. Bir milletin insan haklarını topluca, kendi süfli emellerini tatmin için gasp etmek, millet üzerinde ahlaksızca, hak edilmemiş, denetlenemeyen, hesap sorulamayan ve şimdiye kadar yargılanamayan bir egemenlik kurmaktır. Onun içindir ki dünyanın hiç bir yerinde darbecilere “insaflı” davranılmıyor; 95 yaşındakiler, ağır hastalar sedye ile getirilip yargılanıyor. Onlara “insaf” tüm topluma, insanlığa insafsızlıktır.

Şimdiye kadar dokunulamazdı darbeci haydutlara; bu bakımdan bir kilometre taşıdır Ergenekon Kararları. Bir devrin sonu evrimsel olarak geliyordu zaten; bu elzem adım daha ileriye götürmüştür süreci.

İroniye bakın ki 1980 darbecileri Kenan Evren ve diğerlerinin müdafası “Biz başarılı darbe yaptık, ancak başarsız darbeciler yargılanır” iken Ergenekon-Balyozcuların son müdafası da “bizimkisi sübuta ermedi, öyleyse darbe sayılmaz, bizi yargılayamazsınız”. İkisinin toplamı: Darbeciler yargılanamaz. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Nasıl olsa ne ikbal hırsım var ne endişem. “Sivil diktatör” Başbakan’ın yarin kapıma polis göndermesi ihtimali de sütçü göndermesi ihtimalinden fazla değil. Hatta Fehmi Koru gibi bana da “sevsinler seni” diyeceğini de sanmıyorum, zira aldığım istihbarata göre buranın düzenli takipçiklerinden değilmiş Başbakan Erdoğan. Ah ne şok!

O zaman eğri oturup doğru konuşabilirim:

Hangi kanuna muhalefetten Başbakan savcıları “Muhteşem Yüzyıl” dizisi için göreve çağırıyor anlayamadım, ben dahi bir çokları gibi. Hukukçu değilim demeye gerek yoktu ama dedim gitti. Ama modern demokrasilerde hukuk, ifade hürriyeti ve alt kategorisi sanatsal özgürlük gibi kavramlara aklım erer, biraz. Yanlış, hatta zararlı, “iyi, doğru ve güzel” ‘e ait bir nosyonu olanlar için zerre kadar değeri olmayan fikirler serdetme hürriyeti olduğu gibi pornografi dahil zerre kadar değer içermeyen, insanlığın süfli zaaflarını tatminden başka işlevi olmayan, toplumu yozlaştıran, ahmaklaşıtıran, cehaletini derinleştiren “eserleri” üretme ve yayma hürriyeti de vardır..

Yanlış anlaşılmasın, hangi seviyede ve hangi katmanda konuştuğumuzu unutmayalım. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Ertuğrul Günay’da biraz “Türk solculuğu” var, mazur görülebilir, lakin Başbakan, muhtelif Ak Parti mensupları ve Hükümet’e ne oluyor ya hu! Balyozcular-Ergenekoncular’ın mahkemede savurdukları “bir gece ansızın gelebiliriz…hesap döner, sap döner..” tehditlerinden mi tırstı herkes yoksa bilmediğmiz şeyler mi dönüyor? AYM Başkanı’nın demeç vermesi nereden icap etti?

“Henüz Yargıtay karar vermedi, umarız haklı kararlar çıkar” ne demek? Yargıtay’ın Mahkeme Kararı’nı geri çevirmesi arızi bir durumdur, normal olan ise ortadaki meşru karardır. Size hukuk analizi yapmanız sorulmadı ki. Darbecilerin nihayet mahkum edilmesi hususunda hissiyatınızı ikirciksiz lisan ve gür sesle haykıracaksınız!

Benim tepkim Yahudiler’in Nuremberg Mahkemesi kararlarına verdiği cinsten. Zira ahlaki omurgalı bir insanın böylesi bir gaddarlık, zorbalık, gayrimeşruiyete verebileceği tek tepkinin bu olabileceğini düşünüyorum. Ben de Yahudiler gibi haykırıyorum: BİR DAHA ASLA!

21 Eylül Adalet ve Demokrasi Bayramınız kutlu olsun! Abudulkadir Selvi açıklamış, ben imzamı atmışım atmamışım.
**********************
21 Eylül demokrasi bayramı

‘Balyoz’u demokrasinin tepesine indirmek isteyenlere inat, demokrasinin ‘Balyoz’u darbecilerin kafasına indi.

21 Eylül o açıdan tarihi bir dönüm noktası. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Bilumum Ergenekoncu Voltaireler’in mal bulmuş Magribi hesabı, üzerine atladıkları “yazılmamış olduğuna göre yakılmamış” Kitap üzerine demokratik cephede de bir çokları kontrepiyede kaldı. “Bu kadarına da karşı çıkmaz isek inanılırlığımız kalmaz; bizi Ergenekon davası adına yapılan her şeyi mubah gören, ‘gayeler vasıtaları caiz kılar’ cı veya daha kötüsü ‘Cemaat’e dokunan yanıyor’ korkusu ile ilkelerden taviz veren yandaşlar olarak resmederler” demiş olmalılar. Bu duruş bana bir çok insan hakları savunucusunun Hükümet’e Sudan’ın El Beşir’i konusunda sergiledikleri duruşu hatırlattı. Ne Cancevitler’i bilirlerdi ne Sudan Kurtuluş Ordusu’nun ne de “demokratik direnişçilerin” ABD İsrail bağlantısını bilirlerdi. Dünya Beşir’e karşı omuz omuza idi biz de katılmalı idik. Bu “omuz omuza dünya” nın başını İsrail ve Batı’daki imparatorluğunun çekmiş olması ancak tesadüf olabilirdi. Bundan bir çıkarım yapmak ta komplo teorisyenliği. O kadar.

“Bu ‘iyi çocuklar’ Ahmet Şık ve Nedim Şener karakterleri hakkında tutuklama kararı çıkaran savcı, hakimler U-Tube’lara düşen ses kayıtlarında “bozma mı istersin, onay mı” , “PKK’yı işin içine sokmazsak olmaz” diyen Yargıtay ve AYM’deki militanlar olmadığına göre ya bizim vakıf olmadığımız suç unsurları var ya da terör bağlantısını tanımlayan yasalar sorunlu” gibi kanaatimce daha mantıki bir yerde durmayı yeterli görmeyen demokrat, liberal, Müslüman demokrat veya bilumum “yandaş” medya mensuplarına bir çift sözüm olacak. (daha&helliip;)

Read Full Post »

« Newer Posts - Older Posts »