Archive for the ‘İsrail’ Category

clinton-trump2Özetin özeti. Tahminim ABD yarin ilk kadın ve ilk karı-koca başkanını seçmiş olacak.

Önce hatırlamakta yarar var: ABD otomatikte çalışır. Bu otomasyonun veya establishment denilen kurulu düzenin dümeninde Yahudi var. Başkanın adı Nixon, Kennedy, Burak Hüseyin veya Hillary olsun rengi siyah beyaz veya mavi, cinsiyetierkek veya kadın olsun, bu kuralı unutrmayın: Paradigmayı değiştiremezsiniz.

Ondandır Donald Trump gibi bir cinsel sapık, soytarının o seviyelere gelmesi mümkün. Zira o yönetmeyecek ki ülkeyi. Ülke otomatik pilotta.

Ama hiç mi fark etmez kimin oraya oturacağı. Eder, bir miktar, düzeni belirleyen temel politikalar, zihniyet sabit kalır ama bazı tavırlar, öncelikler değişebilir. “Amerika hapşurduduğunda biz grip oluruz” dan mütevellit, gerek biz gerek dünyanın geri kalanı için Clinton veya Trump seçeneklerinin bazı muhtemel sonuçları:

Clinton seçilirse

1. Sözlükte statükonun karşısında onun resmi var. Düzenin ağababalarının onu tercih etme nedeni de bu: Sürpriz olmaz, söz dinler, insiyatif almaya kalkmaz. (daha&helliip;)

Read Full Post »

firatkalkani21. Suriye’ye fiziksel olarak müdahil olmamızın başlangıcında hedef hem DEAŞ hem PKK olarak ilan edilmişti. Hatta Fırat Kalkanı adı önceliğin PKK (PYD) olduğunu ima ediyordu. Ama şu ana kadar orada PKK hedeflerine yönelik tek mermi atıldığını duymadım. Her gün kaç DEAŞ hedefine kaç bomba atıldığı raporlarını takip ediyoruz.

2. “PKK Fırat’ın doğusuna çekilmezse hedeftir; Menbiç’i alırız (ÖSO vasıtası ile)” dedik yetkili ağızlardan. Aynı yetkili ağızlar “ABD PYD-YPG çekildi diyor ama çekilmedi” dediler; biz sadece DEAŞ’a attığımız bomba sayımına devam ediyoruz. Internette tartıştığım bir gavur gazetecinin ifadesi ile biz “talked the talk but did not walk the walk” (çok efelenme, fiiliyat yok)

3. Geldiğmiz noktada artık PKK Fırat’ın doğusuna çekilsin talebimizi de duymuyoruz. Yeni hedef: Rakka’ya sıcak bakıyoruz.

Bunlardan ne çıkıyor:

1. Suriye’de ABD ve muhtemelen Rusya da ancak DEAŞ hedeflerine dönük ABD’nin kara gücü rolüne müsade ediyor. (daha&helliip;)

Read Full Post »

(daha&helliip;)

Read Full Post »

(daha&helliip;)

Read Full Post »

İblis boş durmayacak; tiyneti bu. Doğrusu, yapacak başka şeyi de yok, “benden sonra tufan” siyaseti dışında.

Batı’yı yanlış bilmiyorduk. Evet tam da Erdoğan’ın tanımladığı gibidir. Bin yıldır değişmediler.

Güçlenen bir Türkiye’yi veya herhangi bir İslam ülkesini seyredecek halleri yok. Ne liberal demokrasidirler ne sosyal demokrasi, ne komunizm ne faşizm, Makyavelizm’dir sistemleri yüzyıllardır.

Bunu bilirsek akıllı ilişkiler kurabiliriz. Şöyle:

Her hangi bir konuda vicdan, hakkaniyet üzerinden argumanlar yaparak onları yanlış düşündüklerine veya yanlış bilgiye sahip olduklarına ikna etmeye çalışmak beyhudedir. Hele hele “utandırma”, “çifte standarddan” söz etme boşunadır. Hakikat onları ilgilendirmez menfaat ilgilendirir. O zaman yapılacak şey bu menfaatlere hitab etmektir.

Evet, Türkiye’ye zarar vermek isterler, Erdoğan-Davutoğlu-dindar kesim’i geriletmek otomatik refleks, değişmez gayedir lakin her pahasına değil. Onların bu tavırları için fiyat ödeyecekleri noktalar ve alanlar bulmak zorundayız.

Onları bu konjunkturde ve geleckte korkutan sadece Türkiye değil örneğin. Rusya, Çin ve İsral’in hedefe oturttuğu İran var. Bu konjunkturde Türkiye’yi batırma güdüsü ile yapabilecekleri sınırlıdır. İhanet Zamanı’nın ifadesi ile “Erdoğan’ın restine rest ” çekmelerine bakmayın. Menfaatleri gerekli kılarsa geri pedallarlar. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Rehine vatandaşlarımızın sağ salim ailelerine, vatanlarına kavuşmalarından dolayı Allah’a şükürler olsun! Allah bir daha yaşatmasın bu acıları.

Bu sonucun elde edilmesinde gayreti olan başta ülkemizi yönetenler olmak üzere herkesten Allah razı olsun!

Herhalde laik, dindar, milliyetçi, Kürt, Türk, Boşnak, Ermeni bu ülkenin her ferdi yukarıda ifade ettiğim duyguları paylaşıyordur değil mi? Malesef değil. Ben “bir kaç gün bekleyin, görün ne kulplar takacaklar, hangi tavizlerin verildiği, kimlerden yardım alındığı vb. şeytani komplo teorileri sökün edecek” diyecektim ki Fatoş-medya beni yalancı çıkardı. Bir kaç gün bekleyememişler içlerindeki zehiri kusmak için. Bir haber başlığı şu: “Şamil Tayyar: Rehinelerin bırakılması CIA’nin hamlesi”. Bakar mısınız şeytana? “Biz demiyoruz, kendi adamınız diyor. Aman Hükümet veya Tayyip’e kredi vermeye kalkmayın”. Oysa Ş. Tayyar’ın CIA’yi de dahil eden, fuzuli bulduğum twiti aslında bu sonucu sağlayanlara övgü niyetine yazılmış. Fatoş-çocukları ve benzer zihinliler sözkleri bağlamdan çıkarıp zıddı manada tevil etmişler mutad olduğu üzre.

Düşeceğim ikinci not ise “şimdi ABD ve Avrupalılar “hadi artık rehine bahanen de kalmadı, git biraz Müslüman öldür ve öl! Yoksa seni İŞİD’in destekçisi ilan ederim” diyecekleri idi. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Gazze’de katledilen çocukları seyrederken kabaran duygu antisemitizm de olmaz ırkçılık da. Zira ırkçılık da antisemitizm de bir olaya veya davranışa tepki değil, yapılanlardan bağımsız, devamlı var olan ontolojik nefretin adıdır. Bu ise vicdani isyandır, çaresiz kimselerin, müdanasız, siyasetsiz ve irrasyonel deşarjıdır. Ama Batı’nın Türkiye’deki disbribütör yazarları hem “kim antisemitik değil” yarışı hem de “İsrail şiddetini eleştirmek de antisemitizmdir” mealinde entelektüel şantaj yapmakta.
Gazze Vahşeti

Bekir L. Yıldırım/Yazar

İsrail’in 2008 Gazze katliamı sırasında Taraf Gazetesi’nde bir haber başlığı “Rabbin sana bunu emretmiş olamaz” idi. Hemen akabinde gazetenin birçok yazarı bu başlığı direkt ve endirekt olarak eleştiren ve esas sorunun ne olduğunu öğreten yazılarla bu “hatayı” telafi ettiler. Öğrendik ki esas sorun katliam değil, buna isyan-protesto mahiyetinde kullanılan bazı söylemlerden ötürü İstanbul’da yaşayan Yahudi dostlarının yaşadığı trajedi idi. Gazetenin en az üç kadın yazarı bulabildikleri en aşırı örnekleri kullanarak, çok dokunaklı ifadelerle bu “antisemitizm dalgası” üzerine yazılar döktürdüler. Tuttuğum blogda onlara cevaben yazdığım yazılarda ve kendilerine yazdığım mesajlarda “Gazze’de katledilen çocukları seyrederken kabaran duygu antisemitizm de olmaz ırkçılık da. Zira ırkçılık da antisemitizm de bir olaya veya davranışa tepki değil, yapılanlardan bağımsız, devamlı var olan ontolojik nefretin adıdır. Bu ise vicdani isyandır, çaresiz kimselerin, müdanasız, siyasetsiz ve irrasyonel deşarjıdır. Ama sizlerinki nasıl bir vicdandır ki ülkedeki bir avuç Yahudi’nin bazı aşırı söylemlerden dolayı “üzülmesini” katliamın kendisinden fazla dert ediyor” mealinde sorular sormuş ve tabii cevap alamamış idim.

Devamı Star, Açık Görüş’te

Read Full Post »

Older Posts »