Archive for the ‘Kültür’ Category

nişanyanhaykoAynen öyle emrederdim padişah, diktatör felan olsaydım. Bilmeyenler için kısa özet: Sevan Nişanyan namında İslam ile dalga geçmeyi seven, lakin ateist olduğunu beyan ettiği halde diğer dinlere pek dokunmayan, Türkçe’yi iyi bilen ve kullanan (sahi neden yazar konuşurlarımız arasında en düzgün Türkçe, düzgün imla kullananların soyadları genellikle Mahcupyan, Esayan, Nişanyan, Paylan, Bağdat felan olur?) bir çeşit ikonoklast, muhalif bir zat üzerine bu günkü not. Adamın radarıma girmesi de tabii ki kazaren değil, çok sayıda dostunun olmasından aydın kesim arasında. Bir zamanlar Taraf’ta okurdum kelime kökeni yazılarını ara sıra. Haa bir de dışkısını kavanozda biriktirip karısının üzerine boca etmesinin müdafasını okumuş idim saygın entellektüellerimizden birinden. Bir zaman önce de Star Açık Görüş’te Ali Nesin’den okumuştum, hakkında bir methiye ve kendsine karşı yapılan “haksızlığı”, daha sonra sağda solda çok kişinin kaleminden dilinden.

Olay şu imiş. İzmir-Selçuk-Şirince’de turizmle uğraşır imiş Nişanyan. Orda kaçak binalar inşa etmek, otel pansiyon yapmak, sit alanına bina yapmak vs. türü imar kanunları ihlellerinde ısrar etmesi, konudaki mevzuatı kaale almaması sonucu iş hapse kadar varmış. Şimdi aydınlarımız (sağcısı, solcusu, dinsizi, dindarı “Sevan’a özgürlük” istiyorlar. Bu notları düşme sebebim olan nedenleri çok ilginç:

Nişanyan iyidir, yahşidir, enteldir, baş örtüsü yasağına karşı gelmiştir hatta, hapiste Müslüman bir mahkuma Kur’an alfabesi öğretmiştir. Hal böyle iken “İmar Yasası” diye bir sözde kanunu bahane ederek adamı içeri atmak ülkede dikatörlüğün delili değil midir? (sahi Çankırıspor’un 3. ligde küme düşmesi dahil dikatörlüğün delili olmayan bir olumsuzluk kalmadığına göre öyledir herhalde). (daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

Gerek seçime giden partiler, gerek çok satmak, tıklanmak, reklam almak isteyen gazeteler, gerek başarılı olmak isteyen devlet kurumları, gerek kar etmek isteyen şirketler, iş adamları her hangi bir sistem veya ünite başarıyı yakalamak için eleman seçerken veya politika belirlerken hangi yöntemleri kullanmalı?
Cevap için gene bir takım ön kabuller yapmak zorundasınız. Carl Sagan’ın sıkça tekrarladığım sözü: Sıfırdan başlayıp elma turtası yapmayı anlatacaksanız işe Büyük Patlama’dan başlayacaksınız. Önce hakikatlerinizi tesbit edeceksiniz, bir felsefeniz, “iyi, doğru ve güzel” tanımınz olacak; ordan değerleriniz, neşet edecek. Bunlar tabiatın kanunları kadar sağlam temel ilkeler olacak. Sonra bu kanunların yorumundan hareket stratejileriniz, çözüm formülleriniz, subroutineleriniz, taktikleriniz, konjunkturel uygulamalarınız çıkacak.

Bu flow-chart’ı günümüz olguları ve olaylarına uygulamaya çalışalım. Diyelim ki manevi değerleri güçlü, hikmete uygun davranan, geçmişi ile barışık, “kimiz,nereden geldik, nereye gidiyoruz” şuuru olan, üretken, insanlar ve tabiatın geleceği sorumluluğu gelişmiş, eşref-i mahlukat olmanın gereklerine vakıf olarak hareket eden bireylerden oluşan bir toplum idealimiz varsa, bu hedeflere bizi yaklaştırcak hareket stratejisi ne olmalıdır? (daha&helliip;)

Read Full Post »

Buradaki bir çok yazımda vurguladım, “haydi kızlar piç doğurmaya” çağrılarından fahişeliği, teşhirciliği “cesaret” olarak sunulmasına, ibneliğin “normalleştirilmesi” ‘ne, çocukların zombileştirilmesine kadar biribirini tamamlayan tüm kültürel yozlaştırma faaliyetlerinin bir plan program çerçevesinde yapıldığını, her aktivite, her “haber”, her mülakat, tartışma hatta sözüm ona “bilimsel tebliğ” ‘in “master plan” içerisinde bir subrutin olduğunu.

Şimdi bu büyük resimde bu “haber” ‘in nereye oturduğuna siz karar verin:

http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/hayat/27260988.asp

Bayanlar, baylar, bu “söyleşi ile alakalı her şey” made-in-Amerika’dır. Evet, kelimeler dahil. Bu ibneler de konu mankeni. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Bob DylanBu gün Star’da, ahlaki duruşunu takdir ettiğim bir kaç köşe yazarı-aktivistten biri Hakan Albayrak’ın “Bob Dylan’a açık mektup” yazı başlığını görünce merak sardı, “bu da nereden çıktı” dedim. Yazıyı okudum. O’nun Hristiyanlığa geçtiğini ilan etmesi haberi üzerine yazmış: İslam’a çağırıyor.

Daha önce Taraf yazarı Mithat Sancar onu “şair, feylesof, .. “vs diye yüceltince gülüp geçmiş idim. Hakan Albayrak’ı kardeşim saydığım için bir iki satır mesaj yazdım gerçek Dylan hakkında. Paylaşıyorum:
********************************************************

Yahudidir. (hayatı boyunca Yahudiliğin bütün avantajlarından yararlanmıştır)

İyi pazarlamacıdır

PR’ı en iyi bilendir

Yahudi olduğu için Yahudi kültür endüstrisi ondan bir ikon yaratmıştır

Felsefi derinlik yoktur (Bir diğer Yahudi Woody allen “ben entellektüel değilim; gözlüklü olduğum için öyle sanarlar” demişti ya? Hah işte odur Dylan)

İşe Woody Guthrie’yi taklitle başlamıştır. Ürettiklerinin çoğu ondan “esinlenme” dir.

-ABD’nin “Anadolu çocuğunu” oynar ama hali vakti yerinde bir Yahudi ailesindendir…

-Davası mavası, muhalifliği falan yoktur (Joan Baez “Dylan nerde diyorlar; aptal! Dylan hiç orada olmadı ki” der. Evet, ateist Joan Baez ahlaken hep ondan yüksek yerde durdu ama onun da kafası basmazdı meselelere. Son olarak Gezici oldu o da)
(daha&helliip;)

Read Full Post »

Hikayeye baştan başlayalım. Önce “Büyük Patlama” olmuş, sonra buzullar erimiş. Sonra Araplar Mercedes Benz almış. Sonra Dinç Bilgin diye bir laikçi zengin ATV-Sabah’ta hem ahlaksızlık pompalamış hem darbecilik. Sonra Tayyip Erdoğan başbakan olmuş. Bu sayede bir çok Anadolulu pek de darbeder olmayan , dine karşı da fazla allerjisi olmayan lakin paranın kokusunu da seven vatandaşın cebi para görmüş. Bir gün demiş ki Tayyip Bey “yaw ne bu medyanın hali? Hem toplum ahlakını bozuyorlar, insanları ahmaklaştırıyor, kültürü yozlaştırıyorlar hem dindarların hükümetlerine karşı darbecilik yapıyorlar. Malı götürmeleri de cabası! Şöyle bir kısmı da kültürü yozlaştırmayacak, milletin maneviyatına saygılı birilerinin eline geçse fena mı olur?”. Etrafındakiler “zor iş Başkan demişler. Bu günkü kapitalist, Batıcı-mukallit kültürün kökten değişmesi lazım onun için. Hangi yeni zengini zarar etse de kaliteli yayın yapmaya ikna edeceksin” demişler. O da “en azından darbecilik yapmasalar bari o zaman” demiş.

Bunu duyan bir adet Ahmet Çalık basmış 1.2 milyar doları almış ATV-Sabah vs yi. Gelvelakin “bu kadar kredinin taksidini ödemek için ancak darbedcilikten vaz geçebilirim, biraz da ‘yandaşlık” yaparım, o kadar. Frikikçilik, ünlülerin ortalıkta nerede ise anadan üryan dolaşmaları, çiftleşmeleri haberciliğinden de vaz geçsem halkımızın entellektüel gereksinimlerini tatmin edemem ve sermayeyi kediye yüklerim.. naapiyim toplum bööle” demiş.

Bu yayın politikasına münasip bir program koymuş ATV’sine. Adı da Veliaht imiş. Çok büyük ihtimalle bir gavur şovunun Türkçe uyarlaması, bir çeşit yarışma programı imiş.

Şimdi sadede gelebiliriz. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Eski Taraf, yeni Türkiye Gazetesi yazarı Alper Görmüş radarıma bir zamanların Nokta Dergisi’nde “Özden Örnek’in Günlükleri” ni yayınlayarak girmiş, demokrasi tarihimizde kilometre taşı addettiğim (İkinci Ergenekon Iddianamesi’ne delil teşkil eden) bu cesur hareketinden dolayı da takdirimi kazanmış idi. Bundan sonra Nokta Dergisi’ne nokta konuldu ama Görmüş Taraf’ta bildiğini yazmaya devam etti. Adetim olduğu üzre Taraf yazarlarına da gazete hakkında bir çok eleştiri e-postaları gönderdim, özellikle de Ahmet Altan ve Murat Belge ile alakalı. Bunları kaldıramayan Hıdır Geviş adında bir yazar kendisini gazetenin ve tüm yazarların sözcüsü yapıp “artık bize yazma” dediğinde Alper Görmüş ve Aydemir Oral’dan “lütfen yazmaya devam edin, eleştirileriniz benim için değerli” mealinde mesajlar almış idim.

O gün bu gündür kendisinin yazılarına ölçülü eleştriler yaparım, ve daha önce de bir defa yazısında bu eleştrilerimi yayınladı ve cevap verdi, bu defa yaptığı gibi.

Bu defaki tartışmamız benim not defteri için yeni bir yazı ürettiğim Hüseyin Çelik’in “dekolte” tweeti üzerine (ATV’deki hiç seyretmediğim Veliaht Programı’nın sunucusunun dekoltesinin “aşırı” olduğu). Kendisi konu ile ilgili, bir kısmına katıldığım ilk yazısında mealen “Hüseyin Çelik gibi (siyasi iktidardaki önemli noktalardaki) kişilerin ‘özel hayat’ ile alakalı konularda fikir beyan etmemeleri” gerektiğinden bahsediyordu.

Benim kendisine yazdığım eleştiri mesajını ve kendisinin genel cevabını bu günkü yazısından okuyalım:

Yazıya bu yönde tepki gösteren okurların tümünü temsilen, yıllardan beri beni eleştirileriyle besleyen ve bu nedenle kendisine müteşekkir olduğum Bekir L. Yıldırım’ın satırlarını aktarıyorum: (daha&helliip;)

Read Full Post »

Nasıl olsa ne ikbal hırsım var ne endişem. “Sivil diktatör” Başbakan’ın yarin kapıma polis göndermesi ihtimali de sütçü göndermesi ihtimalinden fazla değil. Hatta Fehmi Koru gibi bana da “sevsinler seni” diyeceğini de sanmıyorum, zira aldığım istihbarata göre buranın düzenli takipçiklerinden değilmiş Başbakan Erdoğan. Ah ne şok!

O zaman eğri oturup doğru konuşabilirim:

Hangi kanuna muhalefetten Başbakan savcıları “Muhteşem Yüzyıl” dizisi için göreve çağırıyor anlayamadım, ben dahi bir çokları gibi. Hukukçu değilim demeye gerek yoktu ama dedim gitti. Ama modern demokrasilerde hukuk, ifade hürriyeti ve alt kategorisi sanatsal özgürlük gibi kavramlara aklım erer, biraz. Yanlış, hatta zararlı, “iyi, doğru ve güzel” ‘e ait bir nosyonu olanlar için zerre kadar değeri olmayan fikirler serdetme hürriyeti olduğu gibi pornografi dahil zerre kadar değer içermeyen, insanlığın süfli zaaflarını tatminden başka işlevi olmayan, toplumu yozlaştıran, ahmaklaşıtıran, cehaletini derinleştiren “eserleri” üretme ve yayma hürriyeti de vardır..

Yanlış anlaşılmasın, hangi seviyede ve hangi katmanda konuştuğumuzu unutmayalım. (daha&helliip;)

Read Full Post »

« Newer Posts - Older Posts »