Archive for the ‘Magazin’ Category

Hikayeye baştan başlayalım. Önce “Büyük Patlama” olmuş, sonra buzullar erimiş. Sonra Araplar Mercedes Benz almış. Sonra Dinç Bilgin diye bir laikçi zengin ATV-Sabah’ta hem ahlaksızlık pompalamış hem darbecilik. Sonra Tayyip Erdoğan başbakan olmuş. Bu sayede bir çok Anadolulu pek de darbeder olmayan , dine karşı da fazla allerjisi olmayan lakin paranın kokusunu da seven vatandaşın cebi para görmüş. Bir gün demiş ki Tayyip Bey “yaw ne bu medyanın hali? Hem toplum ahlakını bozuyorlar, insanları ahmaklaştırıyor, kültürü yozlaştırıyorlar hem dindarların hükümetlerine karşı darbecilik yapıyorlar. Malı götürmeleri de cabası! Şöyle bir kısmı da kültürü yozlaştırmayacak, milletin maneviyatına saygılı birilerinin eline geçse fena mı olur?”. Etrafındakiler “zor iş Başkan demişler. Bu günkü kapitalist, Batıcı-mukallit kültürün kökten değişmesi lazım onun için. Hangi yeni zengini zarar etse de kaliteli yayın yapmaya ikna edeceksin” demişler. O da “en azından darbecilik yapmasalar bari o zaman” demiş.

Bunu duyan bir adet Ahmet Çalık basmış 1.2 milyar doları almış ATV-Sabah vs yi. Gelvelakin “bu kadar kredinin taksidini ödemek için ancak darbedcilikten vaz geçebilirim, biraz da ‘yandaşlık” yaparım, o kadar. Frikikçilik, ünlülerin ortalıkta nerede ise anadan üryan dolaşmaları, çiftleşmeleri haberciliğinden de vaz geçsem halkımızın entellektüel gereksinimlerini tatmin edemem ve sermayeyi kediye yüklerim.. naapiyim toplum bööle” demiş.

Bu yayın politikasına münasip bir program koymuş ATV’sine. Adı da Veliaht imiş. Çok büyük ihtimalle bir gavur şovunun Türkçe uyarlaması, bir çeşit yarışma programı imiş.

Şimdi sadede gelebiliriz. (daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

Fazıl Say sempatik gelir bana. Yok, klasik müzikten anladığımdan veya onun iyi bir klasik müzik bestecisi (Sazan Aksu gibi ‘şarkı yazarı’ ile karıştırmayın, Fazıl kızar ha!) veya icracısı olduğunu bildiğimden de değil. Klasik müziği düzenli iş yıllarımda ofiste fon müziği olarak dinlerdim; lisansüstü öğrencilik yıllarımda da biraz. İyi gelirdi zihnime. O kadar.

Nedense her görüşümde aklıma ellerindeki pikanları kemiren sevimli sincaplar gelir. Ordan severim Fazıl’ı, bir. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Rasim Ozan olmasaydı halkımız gibi fakir de karanlıkta kalacaktı hangi ünlülerin “evet”, hangilerinin “hayır” ‘ da hayır gördüğü konusunda. Sağ olsun, her gün hava raporu gibi çetele çıkarıyor Petek Dinçöz’den Serdar Ortaç’a bütün stand-up feylesoflarımızın Referendum bilgelikleri hususunda. Böylece biz dahi daha bi bilinçenmiş olaraktan sandığa gideceğimiz günü bekliyoruz.

Önceleri tahminlerini yazıyordu. Şimdi sağ olsunlar ünlüler kendisini arayıp ya teyid ya tekzip ediyorlar ve böylece her geçen gün daha gerçekçi bilgilere ulaşıp yanlış yapma ihtimalimizi minimize ediyoruz.

Son durum şöyle: Riverdance (ah pardon Anadolu Ateşi diyecektim) Mustafa Erdoğan “evetçi” (daha&helliip;)

Read Full Post »

Ece Temelkuran domuz gribi olduEce Temelkuran karakterini   “haydi kızlar gayri-meşru çocuk yapmaya”,  “Hrant’la rakı içeçektik”, “Filistinlilere ağlamıyorum, çünkü yeşil bayrak taşıyorlar” mealindeki çıkışları, “laik Kürt” çülüğü ve A.H. Coşkun’un naklettiği Güldal Mumcu akrabalığı, Perihan Mağden tarafından bir yerde sıkıştırılması gibi magazin malzemeleri dışında tanımam etmem.

Buraya koymamın nedeni domuz gribi olması da değil. Resim. Evet sadece resim.

Sizi bilmem ama bende onun cemalinin bıraktığı ilk intiba şu: Hani bebelerin bazen büyük çişlerini altlarına yaparken sergiledikleri zorlanma – gülümseme karışımı ifade var ya.? Tamı tamına o. Bebek teşbihi hoşunuza gitmedi ise, kabız birinin rahatlarken yüzünde beliren tebessüm de uyar.

Read Full Post »