Archive for the ‘Medya’dan Seçmeler’ Category

Omurgalı entellektüel dostum Israel Shamir’in bir önceki yazıda bahsettiğim yazısı:

An excellent article on the Failed Coup by an intellectual with moral spine.

Kaynak

Drop of Light / Shutterstock.com

The most striking feature of the failed Turkish coup has been the people’s response. The plotters did their routine right: they seized the broadcasting station, they sent a sortie to kill the president, they stationed troops in the vital points, they rolled out the tanks. They calculated everything but the people’s response. As the president survived the attempt on his life, he had made the mobile phone streaming call to the nation urging people to get out and decide their future for themselves. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Alın size bilimsel tebliğ gibi başlık!

1960ların ikinci yarısında bir zaman olmalıydı. Sivas’ta ortaokul öğrencisiyim. Simaviler’in Hürriyeti’nde Breziyalı futbol yıldızı Pele’nin değeri üzerine çıkan yazıyı sokakta mahalle çocukları ile değerlendiriyoruz. Gazete fiyatın dudak uçuklatıcı olduğunu vurgulamak için “Bir Pele ile neler alınır” başlığı atmış ve altına neler alınacağını sıralamış resimli olarak. on onbeş farklı nesne koymuş listeye. İki tanesi aklımda “16 tane Şampiyon Fenerbahçe”, “260 tane Anadol” (yeni çıkan “ilk yerli araba” , Murat’tan önce).

Herkes bunların hepsinin toplamı alınır diyor. Yani 16 tane Şampiyon Fenerbahçe Takımı + 260 Tane Anadol + Şu kadar apartman dairesi + ….. Bense hayır listedekilerden her biri alınır tamamı değil de diretiyorum. Herkes aptal olduğuma karar veriyor. Biri bahse var mısına götürüyor işi. Ben de teredütle erkekliğe leke sürmemek için varım diyorum. Tereddütün sebebi yanılabalieceğimi düşünmem değil, onların doğruyu belirleyici hakeminin de onlarla aynı zihin ve duygu seviyesinde biri olacağı korkum. Ve korktuğum başıma geliyor! Gidip bu işleri bizden iyi bildiği kesin olan, Fener Gassaray, Metin, Can felan işleri ile haşır neşir olduğu varsayılan Burhan Abi (ilkokul mezunu değil, futbol oynar ama ayağının birini çocukken araba ezmiş, kahve ile Kanlı Bahçe (boş arazi-futbol sahası) arasında, sadece “Topal” lakabi ile bilinen abiyi bilirkişi tayin ettiklerinde kaybettiğmi anlamıştım. “Topal” (bizim için saygıdan Burhan Abi) gasteye şöyle bir iki saniye göz attıı ve kararını verdi: “Bunların hepsi”. Ve hemen benden 5 lirayı -ki büyük para idi- tahsil etmeye kalktı bir kaç kazanan ortak. Birini çok iyi hatırlıyorum Edip Kızıltoprak diye bir oğlan; baş parmağını emerdi ileri yaşlarda dahi.. Şimdilerde Sivas’ın en zengini imiş duyduğuma göre; bir kaç kere altın kaçakçılığı, kredi kartı üzerinden tefecilik vs sabıkası varmış. Beni şaşırtmadı; tam da “adam olacak çocuk” tipi idi; ortaokuldan terk.

Şimdi bir de neden hala haklı olduğum düşündüğümü isbat gerekiyor değil mi? Malesef, olsun; bu blogun okuru değilse de vasatın ne olduğunu biliyorum. Bir üniversiteden masterli olduğunu söyleyen bir hemşehri “abi İstanbul’un nüfusunun dörtte ikisi Sivaslı” dedi! Açıklama şöyle: O Hürriyet haberinde Pele’nin o zamanki fiyatı yazıyordu: 24 milyon TL. Fenerbahçe takımı tekmili birden  : 1.5 milyon TL. Bakın 16 x  1.5 = 24 mantığım mantıksız bulundu. Pele çook kıymetli idi ve ben onun kıymetini düşürüyordum. Böyle adam tabii ki haksızdır her zaman ve  9 köyde de. Ne vekil, ne bürokrat, ne “siyo”, ne de “hesap uzmanı” olmaya layıktır! (daha&helliip;)

Read Full Post »

Shakira2elvis3AbrLincoln

Ben de sizin gibi, şimdiye kadar dünyayı Yahudiler yönetiyor sanırdım. Meğer yanılıyormuşum. Eh, bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp. Siz de benim gibi medyamızı iyi takip ederseniz eninde sonunda gerçekleri öğrenirsiniz.

Medyamız niyet ederek olmasa da Atatürk’ün Ulus İnşaat ve Taahüt İşleri profu, Afet İnan’ın Güneş Dil Teorisi’ni doğrulamış. Gazetelerden derlediğim haberler ve tabii manalarına bakınca eminim siz de duvardaki yazıyı göreceksiniz: Dünyayı ne Yahudiler, ne Opus Dei, ne Masonlar ne Tapınak Şövalyeleri, ne Bilderbergciler, ne Fethullah yönetiyor, Dünyayı  Türkler yönetiyor!

Zenginlerden başlayalım:

Carlos Helu Slim kimdir mesela? Züğürdün çenesini yoran zenginliği Bill Gates ile boy ölçüşen bir Meksikalı Hristiyan milyarder mi dediniz? Ah İlber Ortaylı haklıymış dedirtecek kadar cahilsiniz! Biraz gaste okuyun. Bi kere Slim ne demek? Evet Selim tabii ki. Peki Selim kim? Kim olacak tabii ki öz dedesinin öz babası Suriye veya Lübnan’dan kalkıp Meksika’ya göç eden bir Osmalı torunu. Ee Osmanlı kim? I rest my case your honor. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Eski dosyalarım arasında bir şeyler arar iken rastladım Mümtazer’in bu yazısına. Paylaşayım dedim, her ne kadar adamın karakteri yeteri kadar efkar-ı umumi malumatı olsa da, belki birilerinin hafızaları tazlenir, sıkça kullandığım “entellektüel fahişe” ifadesine örnek teşkil eder.

Bir not daha: Evet, beni adaylık için reddedip-hatta CV’me dahi bakmayan, 2 dakikalık sözde mülakat dışında zerre kadar ilgi göstermeyen parti-Mümtazer’in de Nazlı’nın da zevcelerini, ve daha nicelerinin mahdumları, refikleri refikalarını,damatları, sülalelerinden olanları, iş ortaklarını… vekil, AH Coşkun’u, diğer Kanal-7 rantçı-kifayetsizlerini süper-star, milyoner yapmış, Tuğçe Kazzaz adlı mankenle en üst seviyede görüşmüş, ama bana ilçe teşkilatından dahi randevu vermemiş olan, “liyakat-erdem” derken bilerek yalan söylemiş olan, ama gene de oyumu vereceğim, başarısı için hala elimden geleni yaptığım, dua ettiğim “Partim” ‘e (ahh şu alternatifsizlikkk!!!) ithaf olunur.
************************************************
Türk Baasçılığının yeni sentez arayışları

MÜMTAZ’ER TÜRKÖNE
11 Temmuz 2007, Çarşamba-Zaman

Sonuçta iş gelip bir azınlığın yönetme hakkını meşrulaştırmaya, ona gerekçeler ve bahaneler bulmaya dayanıyorsa çok çaba harcamak gerekir.

Çirkin, itici, hatta iğrenç bir şeyin sağını solunu yaldızlayıp millete pazarlayacaksınız. İnsanlar önce katlanacaklar, sonra kanıksayıp, görünürde başka çare olmadığı için alışacaklar. Sonra o meş’um azınlık, pazarlamacılarını alkışlayacak. Onun yeteneğine, dehasına övgüler düzecek. Sadece gücün, kaba kuvvetin hakimiyetini ideolojilerin aldatıcı mantığının içine saklamayı başardığı için saygıdeğer olacak.

İş gerçekten büyük: Halkın karşısına geçip azınlığın yönetmesinin tartışılmaz bir hak olduğunu, hakkında fikir sahibi olduğu her fikri ve ideolojiyi seferber ederek savunmak. Aklınızın erdiği ve yettiği her şey… İtalyan faşizmi ile Alman nasyonel sosyalizminden bir sentez oluşturmak; Sorel’den habersiz olsa da sosyalizm ile faşizmin kesişme alanına yerleşmek; oradan Stalin’i bayraklaştırarak onun kanlı diktatörlüğüne alkış tutmak; sonra İnönü dönemi Kemalizminin en jakoben yorumlarını yapmak; Arap Baasçılığının ilkel ve kompleksli milliyetçiliğini, 27 Mayıs’ın ve sonraki cuntacıların ilham kaynağı olduğu için yüceltmek ve bayraklaştırmak; Pol-Pot yönetimin vahşeti ile korku salmak. Bütün bunları, kaba bir oligarşinin, fütursuz bir jakobenizmin savunması adına yaparsanız ne olur? En çok ihtiyaç duydukları şeyi yapmış olursunuz. Ortada bir tutarsızlık yok. Sonuç olarak ne şekilde olursa olsun bir azınlık diktasını savunuyorsanız, sıraladığım ideolojik renkliliği tek bir ortak paydada birleştirebilirsiniz: Yönetme hakkı azınlığa aittir. Evet bütün bu ideolojileri tek tek, bazen birlikte savunursanız ne olur? Demokrasiye yani halka iflah olmaz bir düşmanlığı olan, kibrinden yanına yaklaşılmayan yönetici seçkinlerin, yani o malûm azınlığın sözcüsü olursunuz. Sadece azınlığın değil, cuntaların, darbelerin, özgürlük düşmanlarının yazdığı o kirli tarihin fani bir bedende tecessüm etmiş hali olusunuz. İlhan Selçuk işte budur. Önemlidir; çünkü seçkin azınlığın sözcüsüdür. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Abdurrahman Dilipak

abdurrahmandilipak@yaniakit.com.tr

Aday adayı olanlar için bu yazı çok can sıkıcı olacak.. İsterlerse okumayabilirler.

AK Parti’de 6000’den fazla aday var.. Sadece 550 aday listeye girecek.. Bunun üçte birinin de kazanma şansı yok. 5700 kişi mülakata giriyor. Bana kalırsa birileri şimdiden çekilebilir.. Eskiden, partiler aday bulamazdı. Şimdi de aday bulamayanlar var. Tamam siz de varsınız da, aday adayları belli olunca, siz durumu görüp, kararınızı gözden geçiremez misiniz? Hani adaylık bu anlamda biraz da boğaz köprüsündeki yarışa dönmedi mi..

Fidan, Erdoğan’ın hatırını kıramadığı için çekildi. Bugün gazetesinin sahibi İpek, Gülen’in tek tebessümü için bütün servetini vermeye hazır. Kadirov ise Putin için ölebilir.. Aklı ve iradesi ile, düşünerek, Hakk’ın hatırı için, “ben çalışacağım ama, ben bu yarışta yokum, bu listede bu işte benden daha iyiler var” diye çekilecek tek bir erdem sahibi insan yok mu?

Benim oğlum aday olsa, “bunu seçin” demezdim. Eğer o işe daha ehil biri varsa onu işaret ederdim.. Karar vericilere de “Allah’tan korkun, adil şahitler olun, işi ehline verin” derdim.. “Birine olan kırgınlığınız sizi onlar hakkında adaletsizliğe sevk etmesin” derdim.. Her iyi insan, o iş için en uygun, en ehil insan olmayabilir.. Bu işte dürüstlük tek başına yeterli değil. Bilgi de gerek, cesaret gerek..

İnsan kendisinin, ailesinin bile sorumluluğunu taşımak konusunda bile acz içinde iken, nasıl olur da başkalarının vebalini taşımak konusunda bu kadar istekli olabilir.. Adil Ömer, kendi hilafet dönemi için “eğer sevabım vebalime denk gelirse bahtiyar olacağım” der.. Unutmayın, sadece yaptıklarınızdan ve söylediklerinizden değil, yapmanız gerekirken yapmadıklarınızdan, söylemeniz gerekirken söylemediklerinizden de hesaba çekileceksiniz.

Ben kendi nefsinin ve ehlinin vebalini taşımak noktasında kendimi aciz görürken, başkalarının vebalini üstlenmekte bu kadar cesur davrananları anlamakta zorlandığımı itiraf etmeliyim..

Diyanet camiasından bir kardeşim sms atmış, diyor ki, “Bu sorumluluğa aday olanlar, neyi kabul ettiklerinin farkındalar mı. Kitapta, ‘bilmediğiniz şeyin peşine düşmeyin’ der, neye talip olduklarını biliyorlar mı? Dini ve dünyevi anlamda ve uhrevi sorumluluk olarak hangi mesuliyet altına girdiklerinin farkındalar mı? Bu iş ‘ateşten bir gömlek’. Eğer hakkı verilmezse ‘dua ile istenen bela’ya dönüşür. Elbette bu işi içimizden birileri yapacak, ama..”

Evet, buradaki “ama” önemli..

Adaylardan bakalım sonuçlar açıklanmadan çekilecek olan olacak mı? Pek sanmıyorum.. Adayların bir kısmı yarın aday olmadıklarını ögrendiklerinde ne yapacak aceba.. Dava için araziye çıkacaklar mı, yoksa, herkes evine mi gidecek. Birileri “kaz gelecek yerden tavuk esirgemiyor” olabilir. İhale isteyebilir, ya da terfi talep edebilir. Bu işler böyledir.

Aday olmayan partililer, istedikleri adayı öne çıkartamayabilirler, ama olmaması gereken birinin öne çıkmasını engelleyebilirsiniz.. Dün görmediğiniz, bugün gözünüze sokulan cömertliklerine kanmayın sakın birilerinin. Yerel oligarklara, kabile, tarikat, sermaye grublarının oluşturmaya çalıştıkları vesayat rejimlerine karşı dikkatli olmak gerek.. Bu memlekette sadece toprak ağaları yok, mahkemeyi kadıya mülk sanan siyaset ağaları da var. Keşke seçiciler kurulu, sadece mülakatla yetinmeseler, illere, ilçelere birtakım yakalarında parti rozeti olmadan birtakım kişileri müfettiş olarak gönderseler. İnterneti bir iyi tarasalar..

Devamı Yeni Akit’te

Read Full Post »

Tuğçe Kazzaz Bu konuya geçmiş notlarımda da çok değindim. Nihai tahlilde mesele hakikat arayışı ise hakikate daha yakın olduğunu iddia edenlerin daha yüksek ahlaki değerler, akli muhakeme, doğruculuk sergilemesi gerekmez mi? Bir belirlenmiş kötüye karşılık iyi olmanın yeter şartı mı? Ve yaptığınız o mahut kötüye karşı o mahut iyinin tarafında olduğunun beyanı her zaman iyiye hizmet eder mi?  Kafanızı mı karıştırdım? Basitleştireyim müşahhas örneklerle. “Bizim medya” veya öbür yandaşların ifadesi ile “Yandaş Medya” gerçekten yandaşı olduğu inanışa,felsefeye veya onu temsil eden kişilere hizmet eden bir yayıncılık yapıyor mu? Bir adım daha ileri gideyim: Her gün “paralel karşıtı” görünümlü haberler yapmak uğruna önüne geleni “konunun uzmanı” veya şahidi yapmak gerçekten “paralelle mücadeleye” katkı mı sağlar zarar mı verir. Hala mı karmaşık? O zaman alın size bir haber:

Tuğçe Kazaz: Fethullah Gülen kullanılıyor

Türkiye’nin en ünlü mankeni Tuğçe Kazaz, A Haber’de Ergün Diler ve Bekir Hazar’ın yönetimindeki Yaz Boz’a konuştu. Kazaz, ‘Paralel Yapı’ ve CHP ile ilgili şok açıklamalarda bulundu.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Buradaki bir çok yazımda vurguladım, “haydi kızlar piç doğurmaya” çağrılarından fahişeliği, teşhirciliği “cesaret” olarak sunulmasına, ibneliğin “normalleştirilmesi” ‘ne, çocukların zombileştirilmesine kadar biribirini tamamlayan tüm kültürel yozlaştırma faaliyetlerinin bir plan program çerçevesinde yapıldığını, her aktivite, her “haber”, her mülakat, tartışma hatta sözüm ona “bilimsel tebliğ” ‘in “master plan” içerisinde bir subrutin olduğunu.

Şimdi bu büyük resimde bu “haber” ‘in nereye oturduğuna siz karar verin:

http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/hayat/27260988.asp

Bayanlar, baylar, bu “söyleşi ile alakalı her şey” made-in-Amerika’dır. Evet, kelimeler dahil. Bu ibneler de konu mankeni. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Older Posts »