Archive for the ‘Faşizm’ Category

Gülay Göktürk (Bugün Gazetesi)

Zamanı çoktan gelmişti aslında. Gelmişti de geçmişti bile…

Faşizmin yükseldiği o yıllarda (1932) bizim tek parti yöneticilerinin yolları İtalya’ya düşmeseydi ve stadyumlarda seyrettikleri o militarist gösterilere o kadar hayran kalmasalardı, bunca kuşak o eziyeti çekmeyecekti belki de…
Ama hayran kalmaları tesadüf değildi elbette, o günlerde yüreklerinin Hitler ve Mussolini ile birlikte çarptığını düşünürsek… Faşizme doğru doludizgin ilerleyen o ülkelerden her şeyi getirdikleri gibi, o gösterileri de getirip 19 Mayıs kutlamalarına yerleştirdiler. O gün bugündür de bir türlü değiştiremedik. Daha doğrusu değiştirememiştik.

Bu yıla kadar… Şükürler olsun ki Türkiye de artık benzeri sadece Kuzey Kore’de, Çin’de (kim bilir belki kenarda köşede birkaç yerde daha) kalan bu militer gösterilerden kurtuluyor.
Darısı Ankara’nın da başına!

Stadyumlar sabıkalıdır
(devamını oku…)

Read Full Post »

Rodrikler, insanların zihinlerine bir CD’deki bazı bilgiler üzerinden şüpheler zerk ederek Balyoz sanıklarının, ‘yırtmasını’ sağlayabilecekler mi, göreceğiz. Ama Balyozcuların vicdan mahkemelerinin uygulayacağı cezalardan yırtmaları imkânsız gözüküyor.

BEKİR L. YILDIRIM

Yazar

Ertuğrul Özkök, Ergenekon-Balyoz-Şemdinli vb. vakalar artık üstü örtülemez noktaya geldiğinde sıkça O.J. Simpson davasına göndermeler yaptı. Davalarda “sonuna kadar gidilmesini” o da istiyordu tabii, ama Simpson Davası’nda olduğu gibi teknik, legal hatalar nedeni ile “suçlular yırtacak” diye korkuyordu!

Özkök’ün korkusu bir yana, Simpson’un teknik hatalardan yırttığı söylenemez. Bizdeki “ıslak imza” tartışmalarına benzer bazı teknik usul hatalarının mahkemede sömürüldüğü bir gerçek. Ama esas neden O.J.’nin “rüya takımı” tabir edilen legal timinin önce fakir, nispeten eğitimsiz siyahlarından oluşan bir jüri sağlayabilmeleri sonra da onların zihinlerine “ırk kartı” tabir edilen kendilerinden birini koruma duygusu ve birazcık da şüphe zerk edebilmeleri idi. Davada teknik yanlışlar kan örneğinin steril olmayan nakli gibi herhangi bir davada olabilecek minimal düzeyde idi. Devamı Star “Açık Görüş”‘te.

Read Full Post »

1. Önce bu milleti tebrik etmek lazım. Demokrasi bize bir kaç boy büyük gelir. Bu millet demokrasiden anlamaz. O üstün Batılalara lazım” diyenlere şamar gibi cevap verdi. İyi başlangıç; devamını bekleriz. Demokrasinin ne olduğunun, nasıl tesis edildiğinin, nasıl korunduğunun şuurunda bir millete doğru daha da emin adımlarla yürüyoruz. Demokrasinin, meşruiyetin, daha ahlaki, daha ileri bir yönetimin girdilerini tadan millet geri gitmez bir daha.

2. Tebrikler Sayın Başbakan, Hükümet, Ak Parti! Tarihi bir zafer. Bu bir günde olmadı. Bu devrim gibi evrimin bir merhalesi. Yürek farkı, seviye farkı, kalite, çap farkı getirdi zaferi. (devamını oku…)

Read Full Post »

Referendum yasakları gereği, konum 12 Eylül’ü daha da tarihilerştiren diğer olay: Bir zamanlar hayal dahi edmeyeceğmiz olaylarla dolu günler yaşıyoruz!! Türkiye’ye demokrasinin geldiği günde dünya şampiyonluğu hayal değil artık. Uzansak dokunacağımız kadar yakın.

Amerika’nın nesindem kokacağız!! Artık kendine güvenen, damarlarmıza 100 yıldır zerkedilmiş aşağılık duygusu zehrini atmış bir Türkiye var. (devamını oku…)

Read Full Post »

Çetin Doğanlar’ın, herkesin kanının rengini sorgulayan “bir kaç boru”, “gizli şahit…biz diil polis” yalanları ile “paşa gibi yalan söylüyor” sözünü lisanıma sokan kerameti boşluğundan ve taşıdığı metallerden menkul “devlet adamı” nın, en büyük hüneri orduevlerinde balolarda biribirinin karısını kızını ayartmak ve kafayı çekip asılacak, kesilecekler listesi çıkarmak olan kahraman komutanları üzerine yazdıklarım yayınladıklarımın iki katından fazla. Düşündüklerim ise X 10.

Neyse ki lisanı sanitize edilmiş bir Yağmur Atsız yetişti bu gün de imdadıma. (Ön not: Yağmur Atsız Taraf’ın Komuta için “hain değil beceriksiz” notunu verdiğini söylüyor ama bu doğru değil. Taraf “GK, hain değiliz beceriksiziz diyor mealen” diyor mealen. Kendi “notu” değil, GK’ın kendine verdiği not söz konusu olan. Buyurun her hâl-u kârda:
************************************
‘Beceriksizler’ ve ‘Edebsizler’ (Yâhut Salonda Danışıklı Kördöğüşü)

Yağmur ATSIZ (Star)

Taraf” notunu vermiş: “Hâin Değil Beceriksizler!”

İnşallah “sâdece” öyledirler!

Lâkin “açıklama”ları öylesine çelişkili öylesine entipüfden ki daha yayınlandığı an çok değişik kişilerden gelen tesbitlerle darmadağın oldu. Bilhassa görüntülerin saatine ilişkin “bilgiler” evlere şenlik. Ama bir tek o olsa balla besleyelim. (devamını oku…)

Read Full Post »

Türkan Saylan üzerine hissiyatımı ifade ettiğimde bir kaç protesto almış idim. Sütten ağzım yandığı için bu defa kirli işi taşeronum, yoğurt yiyişini sevdiğim yiğit Engin Ardıç’a ihalesiz verdim gitti. Buyurun:
**************
Yaşıyor muydu?

Engin Ardıç (Sabah)

Bu soruyu, öldüğü günün ertesi Metin Toker için sormuştum.

Çünkü Metin Toker 2002 yılında ölmüştü ama aslında “İsmet İnönü öldüğü gün” ölmüştü…
Çünkü “İsmet Paşa’nın damadı” olmaktan öte bir “fonksiyonu” yoktu. Gazeteciydi, yazardı, kitapları falan da vardı, tamam olmasına tamam. Esas olarak kayınpederini anlattığı güzel kitapları vardır, keyifle okuduk, ellili yıllarda çocuk olduğumuz için onlardan çok şey de öğrendik sonradan…
(devamını oku…)

Read Full Post »

İHSAN DAĞI
i.dagi@zaman.com.tr

Deniz Baykal, anayasa değişikliğinde neden uzlaşalım dedi? Üzerinde düşünmeye değer. Bunu sadece CHP’nin siyasal bir manevrası olarak nitelemek eksik bir analiz olur.

Bence Baykal’ın önerisi, ‘statüko’nun mevcut sıkışmışlıktan çıkış için kapsamlı bir pazarlık arayışında olduğunun bir göstergesi. Yıllardır statükonun temsilciliği rolünü üstlenmiş olan CHP, vesayet rejiminin sinir uçlarına dokunan anayasa değişikliklerini durdurmak için ‘uzlaşma’ya hazır! (devamını oku…)

Read Full Post »

Ahmet Altan

Çok sevdiğim, çok eski bir arkadaşımın hiç unutmadığım bir beğenme ve övme ölçüsü vardı, “utanmasını biliyor” derdi.

Utanmasını bilmek önemli bir şey.

Asker politikaya bulaşınca sadece disiplinini, saygısını, dürüstlüğünü değil anlaşılıyor ki utanma duygusunu da kaybediyor.

Yaklaşık on bir ay önce, ordunun kendi yerleştirdiği mayınla yedi askerimiz şehit oldu.

Ordu, bunun PKK’ya ait bir mayın olduğunu açıkladı.

Hemen operasyon başlattı, o operasyonda da bir başka askerimiz şehit düştü.

Bu çatışmalar sırasında siyasi ortam gerginleşti, “açılım” yaralandı.

Sonra, komutanların kendi aralarındaki telefon görüşmeleri düştü internete.

Anlaşıldı ki daha ilk dakikadan itibaren “gerçeği” zaten biliyorlardı. (devamını oku…)

Read Full Post »

Ali Bayramoğlu
alibayramoglu@tnn.net
07 Nisan 2010 Çarşamba

Genç siviller… Hayatımıza yaşadığımız keskin değişim sürecinde girdiler… “Genç subaylar rahatsız” manşetlerinin ertesi günü darbeci zihniyete “Genç siviller de rahatsız” yanıtı veren, son yılların kritik tüm gelişmelinde sivil ve talepkar yüzlerini gösteren gençler onlar…Kürt, Türk, başörtülü, başörtüsüz farklı gençlerden oluşuyorlar, bir arada yaşamanın, ortak değerler geliştirmenin ilk elden tanıklığını yapıyorlar.Buna bir tür demokratlık deneyimi de denebilir. 28 Şubat’ın küllerinden doğan bu gençler önemli ölçüde yaşadığımız çağın ruhunu temsil ediyorlar.Güçlü bir silahları var:Mizah…Türk siyasetini, Türk siyasetinde pek az bulan mizahla anlıyor ve anlatıyorlar.Mizahta, benzetmede, eleştiride “acımasızlar…”. Geçtiğimiz günlerde yine böyle bir eyleme imza attılar. (devamını oku…)

Read Full Post »

Orgenerallere sahip çıkmak için “orlar toplantsı” yapıp “ciddi durum” değerlendirmesi yapan Asker Çetin’e sahip çıkmayıp, onu adaletin şefkatli ellerine attı. Bunun için kendileri açısından gayet makul sebepleri var. Çetin Doğan’ın emir subayının mektubundan da anlaşılcağı üzere Org. Doğan’ın Atatürkçülüğü falan da yok. Ha bir de ulusalcılı milliyetçilik falan da rol icabı takiyye imiş! 10 Kasım’da kendisini törene katılma angaryasına soktuğu için Atatürk’e küfreden adamın Türk’ün ancak Alevi olanına tahammül edebildiğine dair de bilgiler var, muhtelif intenet mekanlarında. (devamını oku…)

Read Full Post »

Older Posts »