Archive for the ‘Şiir’ Category

pOLAR bEAR

“Tanrı, “Kendi suretimizde, kendimize benzer insan yaratalım” dedi, “Denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, sığırlara, sürüngenlere, yeryüzünün tümüne egemen olsun. … Yeryüzünü doldurun ve hakimiyetiniz altına alın.. İşte yeryüzünde tohum veren her otu, tohumu meyvesinde bulunan her meyve ağacını size veriyorum. Bunlar size yiyecek olacak. … Tanrı yarattıklarına baktı ve her şeyin çok iyi olduğunu gördü. Akşam oldu, sabah oldu ve altıncı gün oluştu.”
(İncil, Yaratılış: 25-29

Yeri, göğü,
milyarın, milyarinci gücünün milyarinci gücünü: sonsuzluğu,
O sonsuzlukta bir toz tanesi mesabesindeki dünyayı
Ona hayat üfleyen havayı, suyu, güneşi
ve o hayatın kâinatla aldığı muhteşem terkibi,
Her an seni zikreden balıkları, dinozorları, filleri, kurtları, kuşları, böcekleri, çiçekleri
Mavi okyanusun, yağmurun, derenin, tepenin mükemmel harmonisini
O dereden su içen ceylanı, gölün kenarında baraj yapan mühendis kunduzu
O mis kokulu çiçekten bal yapan arıyı, güle en güzel aşk şarkısını yapan bülbülü,
tarım yapan karıncayı yaratan akıl almaz büyüklük, güzellik, güç!

..ve düşündün, “Hmm bir şey eksik” dedin,
(daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »


Sizin gibi
Ölümü düşündüğüm çok olur
Hattâ düşlerimde öldüğüm bile
Bütün yürekler taş kesilmiş
Kendim ağlarım öldüğüme.

(Geçketir Öldüğüm-Baki Süha EDİBOĞLU)

Şair ve muhtemelen bir çoklarınız gibi ben de ölümü çok düşünegeldim çocukluk yıllarımdan beri. Ama bu düşünc tek düze bir duygu değil. Ölüm düşüncelerim de yaşlandı benimle. Duygusal, felsefi edebi boyutlar değil bugünkü maruzatım. Fiziki, biyolojik yani fenni boyut.

Olayın biyolojik boyutunu tanıdığım bir kaç doktora da sordum; tatminkar bir cevap alamadım. Nedir ölmek sahi? Ne olur o “canlı” durumundan “ölü” durumuna geçiş anında? Ne fark oluşur o son salisede? Ben hala karanlıktayım.

Sözlükteki en kısa tarif: “Hayati işlevlerin kalıcı olarak sonlanması” diyor. Benim soruma cevap değil. Nedir o önceki salise ve sonraki salise arasındaki fark. Neden? (daha&helliip;)

Read Full Post »

Aylan-KürdiThe following poem by Emma Lazarus is so fitting to the plight of the refugees that one may be misled to think she wrote it for the families like Aylan’s, the toddler whose little body was washed ashore not far from Rhodes, the Mediterranean Island the name refers to, instead of the Statue of Liberty and American immigrants.

May I remind those Xenophobic-Westerners like the Hungarian PM Viktor Orban (if I were the descendant of Atilla the Hun, I would shy away from making bigoted remarks about others)that we are all the descendants of immigrants.

The New Colossus

As if Not like the brazen giant of Greek fame,
With conquering limbs astride from land to land;
Here at our sea-washed, sunset gates shall stand
A mighty woman with a torch, whose flame
Is the imprisoned lightning, and her name
Mother of Exiles. From her beacon-hand
Glows world-wide welcome; her mild eyes command
The air-bridged harbor that twin cities frame. (daha&helliip;)

Read Full Post »

OLYMPUS DIGITAL CAMERAOLYMPUS DIGITAL CAMERA
OLYMPUS DIGITAL CAMERA
Dünyanın nüfusu yedi miyar bir oldu, 13 Mart 2014, saat 12:45 itibarı ile. 3.36 kg, 52 cmlik bir küçük adam! Benim ilk ve mucize olmazsa son çocuğum. Anne ve bebek iyi çok şükür.

Hoş geldin Muhammed Taylan Yıldırım!

Oğluma ilk mektup

Hoş geldin oğlum!
Baharla geldin
Yaşlı ağacın ilk ve son dalısın
Kışımı bahara çevirdin!
(daha&helliip;)

Read Full Post »

80 yıl sonra Kalpaklı Kubilaylar

İlkokul 2 veya 3’te ezberlediğim Atatürk’ün gençliğe Hitabesi ‘ni hala ezbere okuyabilirim ama bunun beni ne “Atatürk uzmanı” ne de “enn Atatürkperver” yapacağının farkındayım.

O zaman ne yapmalı bu bütün dünyanın mateme boğulduğu 10 Kasım’a kayıtsız kalmış olmamak için diye düşündüm taşındım, acı, acı kaşındım ve Atatürk uzmanlığı da Atatürkperverliği de tartışılmaz, tartışılması teklif edilemez, tartışılmasının tekif edilmesi düşünülemez iki duayene kalemi teslim etmenin pek de manidar bir jest olacağında karar kıldım.

Birinci Kemalist Cumhuriyet Gazetesi’nden Ali Sirmen tabiatı ile.

Yazılmış En Güzel Atatürk Yazısı
1881 Madeleine Meydanı’nda Bir Güz Öğlesi
Sağımda Madeleine Kilisesi, karşımda Cerruti Mağazası, önümde sıska bir akordeoncu, üstümüze eğilmiş güz çınarları. Boş bir kahve terasındayım. Sabahımsı duran, ıssız bir öğle saati. Üstü kapalı bir kamyondan, kamyon büyüklüğünde bir kristal ayna iniyor. Dört kişi taşıyor aynayı. Madeleine Kilisesi aynaya düşüyor, Cerruti Mağazası aynaya düşüyor, (daha&helliip;)

Read Full Post »

Artarak gönlümün aydınlığı her saniyede
Bir mehabetli sabah oldu Süleymaniye’de
Kendi gök kubbemiz altında bu bayram saati,
Dokuz asrında bütün halkı, bütün memleketi
Yer yer aksettiriyor mavileşen manzaradan,
Kalkıyor tozlu zaman perdesi her an aradan.
Gecenin bitmeğe yüz tuttuğu andan beridir,
Duyulan gökte kanad, yerde ayak sesleridir.
Bir geliş var!.. Ne mübarek, ne garib alem bu!..
Hava boydan boya binlerce hayaletle dolu…
Her ufuktan bu geliş eski seferlerdendir;
O seferlerle açılmış nice yerlerdendir.
Bu sukünette karıştıkca karanlıkla ışık
Yürüyor, durmadan, insan ve hayalet karışık;
Kimi gökten, kimi yerden üşüşüp her kapıya,
Giriyor, birbiri ardınca, ilahi yapıya. (daha&helliip;)

Read Full Post »


Yaplır mı bu bana?
Önce sen gel miyav demeden,
Yürü kalbime patilerinle
Sonra da sessiz sedasız bırakıp git
İz bırakmadan
Nah iz bırakmadan!
Söyleyecek söz bırakmadan..

Read Full Post »

Older Posts »