Archive for the ‘Ermeni Meseleleri’ Category

Başbakan’ın taziye mesajıyla Türkiye ahlaki sorumluğunu tamamlamıştır. Diaspora, Ermenistan ve destekçileri, benzeri bir jestle, “Ayrılıkçı Ermeni örgütlerince öldürülen sivillerin torunlarının da benzeri acılar yaşadığını kabul etme” manasında bir mesaj ve “artık konuyu tarihçilere bırakabiliriz” mealinde bir cevap üretmezse bu, Batı’nın ahlaki değil siyasi doğruculukla hareket ettiğinin delili olacaktır.
Erdoğan’ın Ermeni taziyesi ve vicdanın paketlenmesi

 
Bekir L. Yıldırım/Yazar

Başbakan Erdoğan’ın Ermeniler’e 1915 taziyesine içeriden ve dışarıdan gelen tepkilere bakıldığında “herkesi ters köşeye yatırdı” metaforu pek isabetsiz sayılmaz. İçerdeki yeminli Erdoğan düşmanları dahi “lamı cimi yok, beğendim” ama hani bana,  “şimdiye kadar nerde idi” türü ancak şaşkınlık ürünü veya mizah addedilebilecek tepkileri, dışarıdakilerin “yetmez ama evet” olarak özetlenebilecek tepkileri böylesi bir tasvire destek teşkil edici.

Ama bu yorum, olayı adeta bir siyasi satranç hamlesi mesabesine düşürmesi, vicdani boyutu ihmal etmesi gibi bir eksiklikten de muzdarip. Bütün siyasetçiler, liderler için bu söylenemez ama Erdoğan siyasetinden bahsederken ahlakı elementi çıkardığınızda o siyasetin kalbini almış olursunuz. Zira eğer Erdoğanizm diye bir tabir kullanılacaksa ana tanımlayıcısı ahlaki doğruculuk olmak zorundadır. Erdoğan’ın içeride ve dışarıda izlediği politikalara bakıldığında “bunu ancak Erdoğan yapabilirdi”nin yanında “yapması kuvvetle muhtemeldi” tespiti de doğrudur.

Devamı Star Açık Görüş’te

Reklamlar

Read Full Post »

1. Nerden icap etti? Ülkede Hrant Dink’e karşı (veya cinayetini ört bas etme komplosu içersinde) birleşmiş bir Hükümet-yargı-medya cephesi oluştu da sızlayan vicdanınız isyan mı etti yoksa rüzgarın ne tarafa estiğini mi keşfettiniz?
2. Bunun tamamı ile kendi iradenizle gerçekleştiğini, “saygın liberallerin” emir veya yönlendirmesi sonucu bu teşebbüste bulunmadığınızı söyleyebilir misiniz? (yemin etmeye gerek yok, birazcık farkındalık, basiret, feraset ve vicdan yeter).
3. En kimsesiz, en sahipsiz, en mazlum, en büyük haksızlığa uğramış Hrant Dink mi sahiden? Emin misiniz?
4. Bana bunun kadar kaynak ayrılan, üzerinde yazılan çizilen, protestolar, yürüyüşler yapılan, TBMM’de görüşülen, CB tarafından DDK (Devlet Denetleme Kurulu) incelemesi emri verilen, raporu hazırlatılan bir cinayet gösterebilir misiniz? (Madımak diyebilirsiniz belki ama orada 37 kişi öldü. Başbağlar’ı bilir misiniz? O konuda bir “adalet talebiniz” oldu mu? Ama neden? Haa “acıları yarıştırmayalım” mı? Papağan mısınız siz oğlum, kızım? O ne abuk sabuk söz?)

5.Kaç kişi asılmalı, kaç kişi müebbed almalı “adalet talebinizi” karşılamak için? Eregenekon-Balyoz-Kafes-12 Eylül-28 Şubat’ın üzerine giden adalet, Hrant Dink ile alakasız mı? Türkiye’de ve dünyada bütün suçların “gizli failleri” bulunuyor da bir tek Hrant’ınkinde mi bu kural bozuldu?
6. Neden Hrant farklı? Evet sıradan bir adam değildi. Hepimiz, kolektif olarak, bu cinayet olduğunda ve akabinde kınama yazıları ağıtlar, destanlar yazdık, tüm sorumlularının cezalandırılmasını istedik ama bu kadar farklı olması sadece vicdani ahlaki nedenlerle midir?
7. Bu teşebbüsünüzün altında o entellektüellik, demokratlık ve şimdi de “gerçek Müslümanlık” tescil belgesi vermeye yetkili gören Ahmet Mehmet, diğer Altanlar et al., Ali Bayramoğlu, Taraf Cemaati be diğer malum” liberaller” tesmiye edilen piyasa değerleri yukarılarda seyreden sizi adam yerine koymaları için bu tür adımların zaruretini vurgulayan ağabeylerin psikolojik baskısı, aşağılamasının etkisi sorgulaması yaptınız mı? (daha&helliip;)

Read Full Post »

    1970’lerde İTÜ muhtelif devrimci grupların kontrolünde idi. Terör estirirler, kırar dökerler, kan akıtırlardı. Ülkücüleri okula almazlar, geri kalanlarımızın da eğitim yapmasına müsade etmezlerdi. Bir gün, adet olduğu üzre, gene ders esnasında bir devrimci arkadaş sınıfa girdi ve “faşolar bilmem nerde devrimci yoldaşımızı öldürdü. Protesto için Beşiktaş’a yürüyoruz. Herkes dışarı” dedi. Hoca da rutini bozmayarak ilk çantayı kapıp kaçan oldu; arkasından öğrenciler. Ben en son çıkanlardan olurdum, direnerek. Bu defa direnen 10-15 kişi olmuş idik, bir kaç ülkücü, birkaç “hacı, hoca takımı” yani biz. “Çıkmıyoruz, biz buraya ders yapmaya geldik” dedik. Çok tehditler işittik. Sökmeyince kibar, demokratik yolu denediler bu defa. Tebligatı yapan devrimci gencin sözleri hala aklımda:

    Arkadaşlar, herkesin düşüncesine saygılıyız. Herkes kendi gönlü ile dışarı çıksın“!

    Buna benzer ifadeleeri çok duydu bu kulaklar bu memlekette. Bu gün Yeni Şafak başyazarı Ali Bayramoğlu terennüm ediyor aynı cümleyi. Önce “ee Fransa’da soykırım yok demek suçsa, Türkiye’de de bir zamanlar “soykırım var” demek suçtu diyor. Olaydan her zaman “soykırım” diye bahseden entel bize kibarca “Fransız’a kızıyorsunuz ama sizin ülkede durum daha mı iyi” (tenecre dibin..) dedikten sonra o bomba cümleyi patlatıyor. Okuyalım:

    “İşin özü özgür bir şekilde tartışmaktır…”

    Eyvallah, tartışalım ama nasıl?

    “İşin özü tarihte olup biteni resmi tezlerin, milli çıkarların arkasına sığınmadan görebilmektedir. “.

    Tamam ama “tarihçiler” kelimesini duyduğuınuzda al görmüş boğaya dönüyorsunuz sayın entel. Ne yapalım?

    1915’i sindirmek, kabul etmek, özür dilemeyi bilmektir… (daha&helliip;)

Read Full Post »

Yüzleşme -özür dileme mevsimine mütenasip olarak Başbakan’ın “Dersim özür dilemesi” ni “Ermeniler’den de özür dile” taleplerinin takip edeceğini söylemiş idim. En az bir düzine koşe kadısı beni haklı çıkardı, sağ olsunlar. Ve bahsettiğim “dış mihraklar” da boş durmadılar. Durun daha ne gördünüz ki?

Batıca’ da ahlak ve menfaat aynı kelimedir. Bir geçmiş günahla yüzeleşildi ise bilin ki karlı olan öyle olduğu içindir. “Artık inkar fizibil değil, masrafsız bir özür dileme çok kilometre gider” der akil adamları. Kızılderililer tükendikten, talep yapacak, zora sokacak gücü kalmadıktan sonra “evet, Kızılderililer’e karşı bazı şeyler yapıldı” demek gibi (her ne kadar Hollywood filmelerindeki kahraman, asil kovboyların kötü bişiler yapmış olabileceğine inanmak zor olsa da). Kölelerin salıverilmesi? Hakeza: Artık fizibil değildi.

Ve bir başkası günahları için kınandı ise bilin ki o “başkası” zayıftır. Kolay rant vardır işin içinde, iç siyasette, ekonomide çoğunlukla. İstisnai örnek yoktur. Bu Batı hiç bir surette İsrail’i zora sokacak bir yüzleştirme veya kınama yapabilir mi? I rest my case your honor.

Şimdi de Fransa’da seçim atmosferinde bir daha piyasaya sürüldü “soykırımı inkar suçu” tasarısı Ermeni lobisi ve “girlfriend”leri entellektüel fahişeler tarafındam. Hem kendini bir şey sanan Kanuni Erdoğan’dan Françe’nin yeni kralı Françesko Sarkozy’nin intikamı alıncaktı, hem Haçlı kalıntsı ırkçı iştahlar tatmin olacaktı. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Türk tarafı çamura yatıyormuş. Mahçupyan bunun psikanalizini de yapmış: Türkiye kendisinden korkuyor. Bu argümanı Ahmet Altan da dile getirdi. O da “yüzleş, kurtul” fikrinde. “Soykırımı” Batılılar parlamentolarında tartışabiliyorlarmış da TBMM niye tartışamıyormuş? Birileri onların tartıştığı(!) soykırımın kendilerininki olmadığını hatırlatmalı.

Mutlak şeytani’ diyebileceğimiz, vasat akıl vicdan sahibini ahlaki ikilem yaşatmayacak olaylara şahit oluyoruz epeydir, Ergenekon, Balyoz, Kafes gibi. Taraf Gazetesi bu konularda meşruiyet, demokrasiden taraf, ikirciksiz, cesur duruşu ile hak edilmiş bir saygınlık kazanmıştır. Ama aynı ikirciksiz tarafgirlilik, makul insanların ayrışabileceği konularda da aynı cevvaliyetle sürdürüldüğü zaman, objektivite ve deklere ettiği adalet ilkesi zaviyesinden problem çıkar. İçinde “Ermeni” kelimesi geçen konular tartışılmadı Taraf’ta.

Devamı Star’da

Read Full Post »

Başta Taraf Gazetesi Cemaati olmak üzere bir kesim liberal, solcu, eski solcu, orta yolcu vs aydın Türkiye’den Hz. İsa standardı bekliyorlar: Bir yüzüne şamar yiyince öteki yüzünü çevirmeli imiş.

Bunu Kürt Meselesi’nde de görüyoruz, Alevi Meselesi’nde de, ama özellikle de Ermeni Meselesi’nde. Gazete yönetimi ve yazarları tam kadro ateş püskürüyorlar Hükümet’in Ermeni Meselesi konusundaki tutumuna. Protokoller’in imzası ile ABD Kongresi alt komisyonundan çıkan “Soykırım” kararı arasındaki sürede Taraf’ta çıkan yazıları mercek altına aldığım bir yazı pazartesinden itibaren Star Açık Görüş’te çıkacak inşallah.

Biz şimdi Başbakan Erdoğan’ın “kırdığı son pota” bakalım. Modaya uyarak fırına verilen “Ermeni soykırımı” tasarısının mekanı Londra’da BBC ile yaptığı mülakatta Türkiye’de kacak çalışan 100.000 kadar Ermenistan vatandaşınin sınrdışı edilmesi ihtimalinden bahsetmiş!

Ve mezkur aydınların Türkiye’si yerinden oynamış! Kimi tehcirci Talat Paşa’ya benzetiyor kimi Hitler’e. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Türkiye ABD Temsilciler Meclisi Dış İşleri Komitesi’nin aldığı “soykırım” tavsiye kararı ile çalkalanırken benim hafızam aynı Kongre’nin geçmişte aldığı kararlara gitti. Bunlardan bir tanesi oradaki müteala, mülahaza ve müşaverelerin ciddiyeti açısından önemli.

Oğul Busht Afganistan ve Irak’a saldırmayı kafaya koymuş, dünyaya da “ya bizdensiniz ya düşmanımız” raconunu çekmişti. Ama Fransa Fransızlığını yapıp göstermelik mırın gırın etmişti Irak konusunda. Buna çok içerleyen Kongre olağanüstü toplandı ve Fransa’ya haddini bildiren şu tarihi kararı aldı:

Bundan böyle Kongre kafeteryası’nda burger ile birlikte servis edilen patatesin ismi “Fransız kızatması (French fries) yerine “özgürlük kızartması” (freedom fries) olacak! (şaka değil, açın bakın). (daha&helliip;)

Read Full Post »