Archive for the ‘Komplo teorileri’ Category

Daha önce yazdım Zarrab Davası konusunda esas meselenin ne olduğunu ve dinamiklerini. Bunca “uzman” arasından sesimin duyulacağını sanmasam da bu gün patlayan “Zarrab öldürülecek” bombası üzerine birazcık zihin temizlemeye teşebbüs etmekten alıkoyamadım kendimi. Kısa olacak.

Bu “Zarrab öldürülecek, o adda biri olmayacak” bombası kimden gelse iyi? Evet yeni mücahidelerden Sevilay Yükselir (pardon Yılman’mış) Bacımız’dan:

Şöle diyor bacım:

[Ç]ünkü eğer iddialar doğru ise yeni yılda yani 2018’de Reza Zarrab adıyla, kimliğiyle yaşayan bir insan olmayacak artık! İtirafçılığının karşılığında FBI tarafından tanık koruma programına alındığı için öldürülecek Zarrab. … Büyük bir ihtimalle koruma programının gereği estetik ameliyatla filan görüntüsü de değiştirilecek.

Tabii bacım “öldürülecek” derken “kimlik değişecek” demek istiyor ama öyle dese diğer duayen meslekdaşları bundan “flaş flaş” çıkarır mı? Hem dikkatinizi çekerim “iddialar doğru ise dedim ben” diyecek tutmazsa, Temel’in “mesela dedük” ‘ü misali.
(devamını oku…)

Read Full Post »


1. Amerika’yı Yahudiler yönetir. Onlar isterse düşman bildiklerinin üstüne atom bombası da attırırlar Conilere. Detaylara girmeyeceğim ; buradaki bir çok yazımda anlattım bir kısmını. Merak edenler Paul Findley’in “They dared to speak out” kitabı ile başlayabilir. (Hamiş: Türkçe’ye de çevrilmiş).

2. Hal böyle olunca İsrail hedef belirler, Washington vurur. Aklıma gelmişken Trump’ın neden hala gitmediğini merak ediyorsanız cevap Yahudiler’dir. ABD şimdilerde Netanyahu’nun kadım dostu-akrabası, azılı siyonist, Kushner Ailesi (Trump’ın kızını da Yahudi yapan Milli Damat Jared Kushner var ya işte o) tarafından yönetiliyor. ..ve Trump’ın koruması da onlar. Böyle aptal, hiç bir değeri olmayan megalomanı daha nerden bulacağız? Fırsat varken sonuna kadar kullanalım” diyor Tel Aviv.

3. Bunun Zarrab’la ne alakası var diyorsanız biraz cahil kalmışsınız; analitik düşünceniz de zayıf kalmış.
(devamını oku…)

Read Full Post »

D.RockefellerÖncelikle bu yorum yazarının “komplo teorileri” kavramını nötral olarak gördüğü, bilgiye, istihbarata dayanan, Watergate’ten Viet Nam’da Mi-Lai katliamına, sonradan doğruluğu tarihe geçen pek çok komplo teorisinin olduğunu not ederek “iyi ve kötü komplo teorileri vardır” fikrinde olduğunu ve bunu da bir kaç yıl önce Star Gazetesi Açık görüş’te “Komplo teorilerimiz çoktur, zira komplolarımz çoktur” başlığı ile yayınladığını not etme zarureti var zira yazının ana konusu kötü, bilgiye dayanmayan, tabiri caizse işkemeden komplo teorilerinin yarattığı tahribat.

(devamını oku…)

Read Full Post »

“Üst akıl” emridir:        Bunlarla barış!                                   Bunlarla savaş!

Daha önce defalarca yazdım; bu gün özeti:

Türkiye IŞİD’in “tabii düşmanları” arasında değildi. Şimdi baş düşmanlar arasında. 2-3 yıl önce Musul Konsolosluğu  çalışanlarının rehin alınması Musul’un işgalinin bir parçası idi. Bizi hedef alan bir eylem değildi. nisbeten kısa bir sürede serbest bırakıldı. Onlar Amerikan, Fransız, İngiliz, Alman ya da İranlı olsalar idi sağ çıkma şansları  yoktu.

“Üst akıl” Türkiye’nin PKK yerine IŞİD ile savaşması kararını vermişti. Ama efkar-ı umumiyi, Erdoğan ve AK Parti’yi buna ikna etmek gerekiyordu.

Önce IŞİD’e yardım ediyor “terörist otobanı” türü propaganda ile Türkiye sanık sandalyesine oturtuldu. Erdoğan ve Türk psikolojisini bilenler Erdoğan’ın “böyle olmadığını isbat” için aşırı bir IŞİD’le savaş, mücadele savunması vereceğini biliyorladı.

Sınır geçişleri, ekstra kontroller, tutuklamalar, sonrasına obüs bombalamaları, PKK’ya karşı yapılan her hareketle eş zamanlı IŞİD hedeflerinin vurulması vs..ile “Bak  eyy Batı, IŞİD’le nasıl savaşıyoruz” dedi Erdoğan! Ama Batı “aferin” yerine en fazla “yetmez ama evet” dedi. Ve bizimkiler daha da arttırdılar IŞİD’le savaş dozunu.

Netice: IŞİD için birincil hedefler arasına girmeyi başardık! Bir taraftan dostları arttırma-düşmanları azaltma, hedef küçültme atağında iken diğer yandan -ve belki de bunun karşılığında kendimizi İŞİD’e birincil hedef yaparak hedef büyültmeye gittik (bu sonuçta “Beştepe’de dahi hala var olan” Paralel mi yoksa onun dimdik sandığı danışmanlar mı rol oynadı bilmem ama iyi niyeti ve dış dünya hakkında bilgi eksikliğini sömüren bir takım danışmanlar tarafından manipüle edildiğini sanıyorum)

Şimdi son aşamaya geçti “üst akıl”.”İçerdeki Ali Bayramoğlu (varın diğerlerini siz sayın – ben bu adamın ajan olduğunu düşündüğümü de not edeyim. Bkz. http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/ertugrul-ozkok_10/durun-hemen-gitmeyin-daha-soracaklarim-var_40124496 ve http://www.yenisafak.com/yazarlar/alibayramoglu/isid-vahseti-ve-uyarilar-2030096) dışardaki Henri Barkey’den David Philips’e  Siyonist sözcüleri (siz İsrail’le mutabakattan ne anladınız? Yok öyle 5 kuruşa üç köfte!)  diğer propagandistler korosundan papağan gibi  “PKK’yla savaşı bırak İŞİD’i birinci düşman yap” hatta IŞİD’le savaşmak için PKK ile barış yap, işbirliği yap” diyorlar. (devamını oku…)

Read Full Post »

Putinoil

Karikatür

Not: Bu yazıyı bir ay kadar önce Star-Açık Görüş için yazmıştım. Buraya kısmet imiş.

Rusya’nın Suriye’de Esed’ e nefes aldırma işlevi gören önce hava bombardımanı, şimdi de asker çıkarma planları ile devam eden  hareketlere   girişmesi gelişmesi, pek çok uzman tarafından Rusya’nın uzun dönem stratejik menfaatleri,  bölgedeki  güçler dengesi ve Rusya-Batı ilişkileri unsurları üzerinden bu sahife dahil bir çok  mecrada değerlendirildi.  Ama olayın konjunkturel de addedilebilecek ekonomi boyutundan yeterince bahsedilmedi.  Bu yazı o boyuta odaklanacak.

(devamını oku…)

Read Full Post »

Tuğçe Kazzaz Bu konuya geçmiş notlarımda da çok değindim. Nihai tahlilde mesele hakikat arayışı ise hakikate daha yakın olduğunu iddia edenlerin daha yüksek ahlaki değerler, akli muhakeme, doğruculuk sergilemesi gerekmez mi? Bir belirlenmiş kötüye karşılık iyi olmanın yeter şartı mı? Ve yaptığınız o mahut kötüye karşı o mahut iyinin tarafında olduğunun beyanı her zaman iyiye hizmet eder mi?  Kafanızı mı karıştırdım? Basitleştireyim müşahhas örneklerle. “Bizim medya” veya öbür yandaşların ifadesi ile “Yandaş Medya” gerçekten yandaşı olduğu inanışa,felsefeye veya onu temsil eden kişilere hizmet eden bir yayıncılık yapıyor mu? Bir adım daha ileri gideyim: Her gün “paralel karşıtı” görünümlü haberler yapmak uğruna önüne geleni “konunun uzmanı” veya şahidi yapmak gerçekten “paralelle mücadeleye” katkı mı sağlar zarar mı verir. Hala mı karmaşık? O zaman alın size bir haber:

Tuğçe Kazaz: Fethullah Gülen kullanılıyor

Türkiye’nin en ünlü mankeni Tuğçe Kazaz, A Haber’de Ergün Diler ve Bekir Hazar’ın yönetimindeki Yaz Boz’a konuştu. Kazaz, ‘Paralel Yapı’ ve CHP ile ilgili şok açıklamalarda bulundu.

(devamını oku…)

Read Full Post »

Ne komplo teorisyeni ne de toptan redci olmak adamı entel veya lümpen yapar. Kişinin görünür rütbe-i aklı ferasetinde. Keşke medyada da kanaat önderlerimiz için böylesi bir çetele tutulsa da kimi okuyacağımıza, dinleyeceğimize karar vermek için liyakat kriteri olarak kullansakKomplo-Teorilerimiz-Star

Bekir L. Yıldırım/Yazar

Kavgalarımız kızıştıkça kullandığımız lisanın, kavramsallaştırmalarımız, tasvirlerimiz, teşbihlerimizin kalitesi de hızla irtifa kaybediyor. Fikir ve ifade vasatlaşması paralel cereyan ediyor. Komplo teorisi (conspiracy theory) ifadesi tek örnek değil ama içinden geçmekte olduğumuz fırtınalı zamanlarda çok kullanılan, bu kullanım ile de bir entelektüel şantaj vasıtası haline getirilen bir adlandırma olduğu için kavramı biraz irdelemek yararlı olur. Mesele sadece kavramın yanlış manada kullanılması gibi günlük fikir tartışmalarımızda pek çok örneği bulunan dil yaresi sorunu değil, bu yolla bir takım alternatif fikirleri marjinalize edip, elitist-egemen gözlüklerini mecburiyet haline getirmektir bu yazının konusu olan tenkid.

Holokost sırasında ölen Yahudi sayısının altı milyondan çok daha az olduğu, İran’ın ilk seçilmiş Başbakanı Musaddık’ın CIA-Şah işbirliği ile devrildiği, ABD’nin aya gidişinin Rusya ile uzay yarışı hırsı ile ürettiği bir Hollywood prodüksiyonu olduğu, Şili’de Allende’yi deviren darbenin arkasında CIA olduğu, Viet Nam Savaşı sırasında Mai Lai köyünün tüm nüfusunun katledildiği ve üstünün örtüldüğü, Nixon’un Demokrat Parti aleyhine espiyonaj yaptırdığı, 11 Eylül saldırılarının ABD’nin içerden destek ile yapıldığı, İran-Irak savaşı sırasında, İsrail’in ABD ‘derin devleti’nin de desteği ile İran’a silah sevk ettiği, I. Körfez Savaşı sırasında ABD’nin bilerek sivil hedefleri askeri ilan ederek bombaladığı, Mursi’nin devrilmesinde Mısır Ordusu, ABD ve İsrail’in ortak rol aldığı, Gezi’nin faiz lobisi, Batı’daki Erdoğan fobisi olan ülke liderleri, STK’lar ve muhtelif ünlü bireylerin yerli Erdoğan muhalifleri ile işbirliği ile kotarıldığı, resmi devletten farklı ajandaları, sadakatleri ve organizasyonu olan bir paralel yapının varlığı, Gülen Cemaati ile CHP, İstanbul sermayesi ve muhtelif sol grupların Erdoğan’ı devirmek için iş birliği yaptığı gibi iddiaların hepsi komplo teorisidir veya idiler.

Devamı Star, Açık Görüş’te

Read Full Post »

Ben Tayyipçi’yim. Bizi buraya getiren geminin kaptanı o. Varsın şikayetnameme kulak vermesin, görevden almayı düşünmüyorum. Nokta.

Evet, tercihim şimdilik herkesin yerinde kalması: Erdoğan Başbakanlık’ta Gül Çankaya’da (“3 dünem” Allah’ın emri de değil kanun da). Erdoğan’ın Çankaya’ya çıkması mevcut koşullarda sorunlu olabilir zira her iki makamın yetkileri malum. “Cumhur tarafından seçilmiş” CB’mız olacak ama bu kanunların tanıdığı yetkiler, sorumluluklar aynı. “Koşan, terleyen bir CB” olmak, kanunda değişiklikle sağlanmaz ise yetki sorunları ahenkli işleyiş problemleri yaratabilir. Yarı başkanlık sistemine geçiş için yeterli zaman ve Meclis iradesi olmadığına ve CB görev tanımına dair Anayasa değişkiliği de mümkün görünmediğne göre, halk tarafından seçilmiş bir CB fazla “koşar, terlerse” pistte Başbakan ile çarpışabilir. Ancak gönüllü yetki paylaşımına rıza gösterecek, kendisi ile mükemmel ahenk içinde bir hükümet ile mümkün olabilir, ki bu da Gül ile dahi zordur.

Gelelim Gül Erdoğan, Kılıç vs mevzuu ve medya konusuna:

Toplumsal zaaflarımızdan olan “taraf olma, klikleşme, şakşakçılık..” ın medyaya yansımasını esfele takip ediyorum. Kavga görme heveslileri sadece “öbür medyada” değil. Bizimkilerden bir çokları da şimdiden patlak mısırlarını, içeceklerini hazırlamışlar bir Erdoğan-Gül boks maçı için tezahürata başladılar bile. (devamını oku…)

Read Full Post »

Fatoş-5Biz gaflet, delalet ve cehaletimizden ancak şimdi duyduk “Selam Terör Örgütü” ‘nü (Parola: Selaminaleyküm imiş bu örgütte, karşı parola: aleykümselam. Şimdi neden dinlenen teröristler listesine bir çoğunuzun yanlışlıkla girdiğini tahmin edebilirsiniz herhalde. Ben ilk açıklanan listede yokum zira her zaman çağdaş selam veririm: İyi günler). Ama Zaman Gazetesi önemli bir bilgiyi nazar-ı dikkatimize sundu dinleme listeleri çıkınca. “Selam Terör örgütü” sahiden varmış. İsbatı ise 1991 yılında Uğur Mumcu bir yazısında bahsetmiş. Daha ne delil bekliyorsunuz?

Örgüt’ün varlığına ikna olduktan sonra ilk iş olarak tabii ki gazetelerde yayınlanan teröristler listesini tetkik etmeye koyuldum. Örgüt üyelerinin yarısı ya Akepe milletvekili, teşkilat üyeleri ya yandaş medya, İslami vakıflar vs. ‘den. Onları geçin derim. Zira herkesin listesinde olan olağan şüpheliler. Derin istihbarat tecrübelerim ışığında odaklanmam gerekenlerin bunların dışında kalan, çoğunun beklemeyeceği kişiler olduğunu biliyordum.
Önce Örgüt’te anahtar pozisyonlardakilerin listesini çıkardım. Örganizasyon şemasını listeden sonra sunacağım. Örgüt yönetici listesi aşağıdadır:

2011 X Bekçi Hakan 505 235 37XX
2013 X Beylikdüzü Bahause 531 455 22XX
2018 X Çiğköfteci Ayhan 531 592 77XX
2022 X Doğramacı Zeki 505 784 09XX
2027 X Ebru 531 438 18XX
2028 X Ehl-i Beyt Âlimleri Derneği 212 515 51XX
2036 X Escort Asude 531 325 05XX
2037 X Escort Ceylan 530 775 93XX
2038 X Escort Esra 531 225 96XX
2044 X Gözde 505 606 57XX
2046 X Halk Bankası Merkezefendi Şubesi 212 415 30XX (devamını oku…)

Read Full Post »

Montaj Sanayii ve Erbakan Hoca

Merhum Erbakan Hoca 60’larda dilimize katmış idi “montaj sanayii” ifadesini. Türkiye’de o zamanlarda mevcut devletin “sanayileşme adımlarının” (Demirel’inkini kast ediyordu zira CHP’nin zaten öylesi bir gayesi de yoktu sadra şifa icraatı da) ancak Batı’dan gelen parçaların montajı seviyesinde olduğunu, gerçek sanayileşmenin fikri de dizaynı da parça üretimi de bize ait olan sanayii ile olacağını vurgulardı bu süper-zeka makine mühendisliği profesörü. “Fabrika yapan fabrikalar kuracağız” ifadesi de onun sloganlarındandı. Burada geçen montaj sanayii Tayyip_Bilal Erdoğan’a atfedilen sözüm ona “telefon konuşması” ‘nın mamülü olduğu “montaj sanayii” ile pek alakalı değil ama bu vesile ile Merhum Hoca’yı ölümünün sene-i devriyesinde anmak istedim. Üniversite’nin ilk yılından itibaren kendisini desteklemiş, Milli Görüş hareketi ve partilerine -Ak Parti kurulana kadar gönül vermiş- sonrasında da muhabbetini korumuş ama siyasetinden ayrılmış biri olarak ruhu şaad ediyor, Saadet Partililer’ii de dünün romantik, nostaljik siyasetinden vaz geçip, Erdoğan-fobisini atlatıp gerçek dünyada sorumlu yerlerini almaya davet ediyorum.

Şimdi sadede gelelim: Sanayiimiz 60’lardan çok ilerde olsa da büyük ölçüde hala Hoca’nın tanımı ile montaj sanayii olmaktan çıkmış değil. İroniye bakın ki 70’lerde seçim kampanyaları döneminde bizatihi Erbakan Hoca’nın pek çok, yanına yarı çıplak kadınlar, önüne içki kadehleri, şişeleri yerleştirilen fotograf montajları ve söylemediği sözleri söylemiş gösteren ses montajları (evet 70lerde!) yapılıp “manidar zamanlama” ile çoğaltılıp, kasetler halinde piyasaya sürülür idi. Şimdi Erdoğan ve oğlunun kelimelerinden, onlar yetmediğinde ses dublörleri kullanılarak üretilen kelimeler, laikçi-darbeci cemaat-Pennsylvania Cemaati işbirliği ile pazarlanan çakma ses kayıtlarında “ileri teknoloji” kullanılmıştır eminim 70lere kıyasla. Ama akustik analiz laboratuarlarının verdiği raporlar “montajın” fazla profesyonel olmadığını gösteriyor. (devamını oku…)

Read Full Post »

Older Posts »